Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Cami

“Mescit kelimesi Arapça’da tam olarak dua edilecek yer anlamına gelir. Mescidin asli bölümleri, müminlerin toplanabilecekleri açık bir avlu ve aptes almak için uygun bir alandan oluşur. Kapalı avlu, kubbe ve minare tarihsel olarak bu basit forma sonradan  eklenmiş unsurlardır. Yükseklerin serinliğinde, açık avlu formu muhafaza edilmiştir. Köylerin birçoğunda cami kayağan taşı yığınlarından yapılmış, ortasında bir çeşme ya da pınar bulunan, taş sedirlerle çevrili bir avludan oluşur. Kayağan taşından yapılmış avlu da normal bir caminin zemini kadar kutsaldır, ziyaret edenler bu taşlara basmadan önce ayakkabılarını çıkarmak zorundadır. Burada molla beş vakit günlük namazı kıldırır ve dileyen herkes kendisine katılır. Ortalama köylülerin namaz konusunda titiz olduğu söylenemez, çoğu hiçbir zaman namaz kılmazken, kimisi yalnızca gün batımında kılar. Öte yandan, ağalar genelde aşırı derece dindardır, tanıştıklarımdan bilhassa Dergelalı Hamid Emin namaz ve aptes konusunda özellikle titizlenirdi. Namazı tam ortasında kesip hizmetçilerine emir vermesi ve sonra da kaldığı yerden devam etmesine tanık olmak oldukça ilginçti. Her ne kadar dışarıdan bakarak gerçekten ne denli dindar olduğunu kestirmek zorsa da, dindarlığının genelde şov amaçlı olduğu gibi bir izlenim edindim. Kürtler arasında Muhammed’e bağlı bir insan olmaya özel bir prestij atfediliyor, bu bağlılığın sözüne güvenilir ve onurlu bir insan olmanın ön koşullarından birisi olduğu kabul ediliyor.  Aynı şekilde, ağalar, kadın akrabalarının yabancıların bulunduğu ortamlarda kendilerini sakınmalarını ve örtünmeleri hususunda ne kadar katı olduklarını göstermek için hiçbir fırsatı kaçırmazlar, buna karşılık sıradan köylüler bunu ya umursamaz, ya da bu konuda oldukça gevşek ve gelişigüzel bir tutum takınırlar.

Erkekler elbette namaz kılmak için camiye gitmek zorunda değiller.  Sonuçta her erkeğin namaz kıldığı yer kendi camisidir. Bu ibadetin yerine getiriliş tarzının köyler arasında farklılık göstermesinin büyük ölçüde ağanın nasıl bir örnek teşkil ettiğine bağlı olduğunu sanıyorum. Öyle ki, ağanın camide bulunduğu zamanlarda, namaza katılan kişi sayısının her zaman için normalin çok daha üstüne çıktığını fark ettim. Buradaki gelenek İngilizler pazar günleri kiliseye daha kalabalık gidiyorsa, burada da diğerlerine göre Cuma namazlarına katılım bir hayli yüksek. Örneğin hayli dindar bir kişi olan Dergelalı Hamid Emin tüm hafta boyunca namazlarını evde kılıyor, yalnızca Cuma günleri camiye gidiyor, cemaatin büyük bir kesimi de o gün camide hazır bulunuyordu.

Bazı köylerde kış aylarında cami olarak kullanılmak için çatısı olan fazladan bir bina bulunsa da, bu değişmez bir durum değildir. Dağ eteklerinde ve ovalarda cami genellikle minaresi olan çatılı bir binadır. Bu durumda namaz kılacak kişiler ibadetlerini ya kapalı avluda ya da damda bir araya gelerek yapar.”

(Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.99, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)