Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Değirmen

“Şu ana kadar hiç değinmediğim, ancak salt teknolojik olmaktan öte bir anlamı olan bir kurum da, değirmendir. Büyük köylerin neredeyse hepsinde bir değirmen bulunur. Dergela, Rayat ve Merga’da vardı. Wayaş’ta değirmen yoktu, ancak Nawpurdan’da en az bir tane vardı. Bu değirmenlerin hepsi aynı şekilde, teknik anlamda oldukça ileri olan bir düzenekle çalışır. Diyagramda ve fotoğraflarda da görülebileceği üzere, makine yatay bir türbün gibi çalışmaktadır, bu yüzden daha alışıldık su değirmenlerinden farklı olarak suyun ağırlığına göre değil, ‘ivmesine, akım hızına’ göre hareket eder. Bu düzenek çeşitli avantajlar sağlar. Örneğin, bir dişli tertibatı gerekliliğini ortadan kaldırır ve eğer bir üretim hatası yapılmamışsa, yüksek verimlilikte çalışmaması için hiçbir neden yoktur.

Ancak işgücünün yeterince incelmiş olmayışı, makineyi yüksek hızlarda çalıştırmayı imkansız kılmaktadır. Şu anda, kesintisiz çalıştırıldığında 24 satte elde edilebilecek maksimum ürün miktarı çeyrek ton un ile sınırlıdır. Makine neredeyse otomatik olarak çalışır ve bir kez başlatıldığında yalnızca minimum düzeyde bir dikkat ister.

Değirmeni çalıştıracak su, eğer mümkünse bazı ana su akımlarının akış yönüyle oynanarak elde edilir. Rayat, Nawpurdan ve Merga’da böyle yapılıyordu ve böylece değirmenin çalışması köydeki sulama sistemini hiçbir şekilde etkilemiyordu. Dergela’da ise, su kaynakları oldukça yetersizdi, su akımı sulama kanallarına yönlendirildiğinde geriye kalan su değirmeni çalıştırmaya yetmiyordu. Bu sebeple bir uzlaşmaya varıldı. Su günün ortalama altı saatlik bir dilimi boyunca ekinler için kullanılırken geriye kalan on sekiz saat boyunca değirmene yönlendirildi. Bu çözüm sonrasında da çeşitli anlaşmazlıklar baş gösterdi. Ben Dergela’da iken, tütünlerini sulamak için fazladan su elde etmek amacıyla geceleri kanalı tıkadığı içini, bir genç adam ağa tarafından bir hayli tartaklandı. Bu, olası sonuçlar hesaplanmadan önerilebilecek herhangi bir tarımsal reform şemasının ne tür engellerle karşılaşacağının bir örneğini oluşturuyor.

Değirmenin sahibi olan kişi çoğunlukla ağanın yakın akrabalarından biridir. Nawpurdan’da bu kişi ağanın kendisi, Dergela’da ise üvey babasıydı. Buğday sahibi olan kişi değirmeni belli bir ücret karşılığı kiralar, fiyat bir çuval birimine göre hesaplanır. Değirmeni buğday sahibi çalıştırır. Tahılın değirmen sahibine satılması söz konusu değildir. Değirmen sahibi yalnızca malının kullanılması karşılığında bir kira alır. Bu işi yaparken şehirdeki son model değirmenlerle rekabet içindedir, daha az zamanda, daha yumuşak ve daha temiz un üreten bu değirmenlerin gerisinde kalmamaya çalışır. Ancak buğdayı Rewanduz’a kadar taşımanın ve oradan unu yüklenip tekrar köye dönmenin zorlukları göz önüne alındığında, fiyat aşırı derecede yüksek olmadıkça, köydeki değirmenin tercih edileceği kesindir. Merkezden uzak olan bölgelerde ise değirmen her koşulda kalıcı bir kurum olmaya devam edecek gibi görünmektedir.”

(Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.89, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)