|
|
|
|
Tütün pazarlama“Daha önceki bir bölümde tütünün Kürdistan’ın bu bölgesindeki iktisadi yapı içindeki artan önemini vurgulamıştım. Şimdi, tütün mahsulünün mevcut koşullarda nasıl pazarlandığını açıklamamız gerekiyor. Ben konu üzerinde yaptığım soruşturmalarda bir şekilde birbiriyle çelişen sonuçlara ulaştım. Bu sebeple konunun daha derin bir incelemeye tabi tutulması gerektiğine inanıyorum. Görüşler arasındaki bu farklılığın genel olarak koşulların hızla değişiyor olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bölgede tuttuğum notlar üç farklı pazarlama yöntemi olduğunu gösteriyor. Bunlardan ilki genellikle Kürdistan’ın Süleymaniye civarlarındaki daha gelişkin alanlarında ve Erbil Livası’nın düzlük kesimlerinde uygulanıyor. Şu an için bu yöntemin Rewanduz bölgesinde pek geçerliliği bulunmuyor, ancak tütüncülüğün gelişmesiyle beraber bu bölgede de uygulanması beklenebilir. Pazarlama Prosedürü 1: Bağdat’taki büyük tütün fabrikaları, Kürdistan’daki acenteleri aracılığıyla ağalarla görüşüp satılabilecek tüm artı mahsul için sözleşme yapıyorlar. Gerektiğinde ağaya ekim işlemleri için yüklü bir miktar nakit avans verilebiliyor. Tohum ve teknik bilgi tüccarın bir adamı tarafından sağlanıyor, bu kişi çoğunlukla hükümetin ilgili daireleriyle işbirliği içinde çalışıyor. Ürünün yüzde 50’sinin toprak üzerinde illiyet hakkı bulunan ağaya, kalan yüzde 50’sinin ise toprağı işleyen çiftçilerin payına düşen ürün üzerinden de kayda değer bir komisyon alma hakkında sahip. Diğer taraftan, birey olarak çiftçi, eğer ağanın adil bir fiyat vermediğini düşünüyorsa, kendi ürününü ağa aracılığıyla pazarlamak zorunda değil. Fakat, bu durumda da önündeki tek alternatif, ürününü, aracı bir kişi olarak, kendisine acentenin ağaya önerdiğinden çok daha düşük bir fiyat önerebilecek olan attara satmak oluyor. Tütün, daha sonra, taşıma masrafları alıcı tarafından karşılanmak üzere, kasabalara götürülüyor. İkinci yöntem öğrendiğim kadarıyla Bağdat’a tütün fabrikaları gelmeden önceki dönemlerde uygulanıyormuş. Bana bu yöntemi anlatan kişi Süleymaniyeli idi, bu sebeple bunun Rewanduz bölgesinde herhangi bir dönemde uygulanıp uygulanmadığını ya da hangi ölçekte uygulanmış olabileceğini bulmuyorum. Pazarlama prosedürü 2: Ticaret işlemi daha kişisel bir düzeyde yapılıyormuş. Tütün tüccarları veya onların adamları ağanın rızasını alarak çiftçilerle avans sözleşmesi yapıyorlarmış ve bu sözleşmeler üreticinin elde edeceği net gelirin büyük oranda düşmesine yol açıyormuş. Elde edeceği ürünü ekim zamanında belli bir nakit karşılığı önceden satan çiftçi böylelikle ürünün gelecekteki Pazar değerinin ancak yüzde 60’ını elde edebiliyormuş. Tüccarlar ise kendilerine ticaret yapma hakkı verdiği için ağaya -aynî ya da nakdî olarak- oldukça değerli armağanlar verir, bunun karşılığında ağadan bir sonraki yıl için bekledikleri sözleşmelerin güvencesini alırlarmış. Dolayısıyla, eğer bir çiftçi sözleşmesinin gereklerini yerine getirmezse, ağa mevcut zararın tazmini için bu kişiyi mallarını satmaya zorlayabiliyormuş, ancak birçok durumda, akrabalık ilişkilerinden doğan sorumluluklar gereği verilen taahhüdü yerine getirmeyi kendisi üstlenebiliyormuş. Pazarlama prosedürü 3: Walaş’ta yapılan kapsamlı incelemeler bu köyde üretilen artı tütün miktarının oldukça düşük olduğunu, bunun da Erbil ya da başka yerlerde çalışan müstakil satıcılar tarafından attarlara pazarlandığını göstermiştir. Ticaret yalnızca nakit üzerinden yapılmakta, avans sistemi bulunmamaktadır. Tütün üretiminin daha geniş ölçekte yapıldığı Dergela’da ise, maalesef pazarlama yöntemleri hakkında herhangi bir bilgi edinemedim. Köy cemaatinin üyeleri dışındakiler arasındaki muhtelif ilişkilere değindikten sonra, özünde iktisadi değil toplumsal temellere dayanan grup içi mübadele biçimlerine değineceğim. Ancak, bu konuda gözleme dayalı veriler bulunmadığı için, bu mübadele biçimlerine vesile olan temel durumları ortaya koymanın ötesine geçemeyeceğim.” (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.76, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık) |