|
|
|
|
Zanaatkarlar “Dokumacılık yapan kişi kurduğu ticari ilişkilerin doğası gereği bu yapılanma içinde bir istisna teşkil eder. Hallaçlık ve yün eğirme uzmanlık gerektiren işler değildir. Yün genellikle her hanenin kadınları tarafından birbirinden bağımsız olarak hazırlanır ve eğrilir. Böylece elde edilen iplik daha sonra dokumacıya verilir ve istenen giysinin bedeli aynî ya da nakdi olarak ödenir.* Zaman zaman bir uzmanlık konumuna sahip olan bir diğer kişi ise sığırtmaçtır. Hem Walaş hem de Dergela’da koyun ve keçi sürülerinin tamamı, işini günün yirmi dört saatini açık havada yapan bir kişi tarafından güdülüyordu. Bana anlatıldığına göre keçileri güden kişi aslında köye dışardan gelen bir yabancıydı ve geçimini birkaç ailenin sürülerini bir arada güderek sağlıyordu. Sürüler ortak olarak güdülüyor olsa da, bu hiçbir şekilde bir ‘ortak mülkiyet’ anlayışını yansıtmıyor. Herkes kendi hayvanını tanır, her sabah ve her akşam süt sağmaya giden köylü kadınlarının doğrudan kendilerine ait hayvanları seçebilmeleri de bu durumun açık bir işaretidir. Başka köylerde ise koşullar oldukça farklıdır. Örneğin, Rayat’a bağlı Şevdinî köyünde çok geniş sürüler beslenir. Buradaki sürü sahiplerinin bir kısmı, daha önce de belirtildiği gibi, yazları diğerlerinden ayrılıp bağımsız bir hoba oluşturur, sürülerini yalnızca kendileri güder. Ancak, kaç kişinin sürülerle beraber gittiğine ve gidenler ile hasat için geride kalanlar arasında ne tür bir ilişki olduğuna dair bir fikrim yok. Bunlar dışında uzmanlık gerektiren birkaç meslek daha vardır. Kilimcilik, bazı kadınların oldukça hünerli oldukları bir uzmanlık alanıdır. Fakat, mevcut üretim düzeyinde kilimciliğin kayda değer bir ekonomik getirisi yoktur. Diğer zanaatlar, alet-edevatlarını yanlarında taşıyıp müşterilerinin sipariş ettikleri malları üreten ve köyden kap-kacak tamircisi ve inşaatçı, bunlar arasında ilk akla gelenlerdir. Şunu vurgulamak gerekir ki, bu insanlar sıradan satıcılar değil, zanaatkarlardır. Keçeci köylülerden temin ettiği yünü işler, marangozdan çatal yapmasını isteyen köylü, tahtasını da vermelidir. Dolayısıyla, bu tür zanaatkarlar oldukça düşük bir sermayeye ihtiyaç duyarlar, kazançlarıysa ayakta kalmak ve yolculuk masraflarını karşılamak için harcadıklarının çok az üzerindedir.” *Bu tabii ki, mevcut durumun ideal bir tasviri olmanın ötesine gitmiyor ve Dergela için geçerli olmakla birlikte kendilerine ait bir dokumacıları olmayan birçok köylü için geçerliliğini yitiriyor. Erkeklerin halen neredeyse tamamı Kürt kıyafetleri giyiyor fakat yün eğirme ve dokumacılık neredeyse yalnızca Rewanduz ve Erbil bölgelerinde yapılıyor. (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.74, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)
|