|
|
|
|
Köy cemaatinin iktisadi dengesi“tarımsal faaliyet söz konusu olduğunda, Rewanduz Bölgesi’nde yaşayan farklı gruplardan herhangi birinin bölgedeki tipik örgütlenmeyi yansıttığını söylemek oldukça güçtür. Bütün köylerde hemen hemen aynı tür ürünler yetiştirilmekle birlikte, ‘üretimin vurgusu’ diyebileceğimiz şeyler köyler arasında büyük ölçüde farklılıklar gösterir. Örneğin bir köy meyve üreticiliğinde uzmanlaşmışken, bir diğeri buğday, bir başkası da tütün üreticiliğinde uzmanlaşmış olabilir. Bu farklılaşma kısmen yükseklik, su kaynakları, toprak verimliliği gibi coğrafi etmenlere bağlıdır, kısmen de ilgili ağaların muhafazakar önyargılarından kaynaklanır. Bölgeye karayolunun gelmesinden sonra ticari ilişkiler yoğunlaşmış, ithal ‘lüks’ tüketim mallarına yönelik yerel talebi karşılama gerekliliği de bu dağ halkının iktisadi örgütlenmesinde hızlı bir değişim ve yeniden uyum sağlama sürecine yol açmıştır. Bugün, köyler arasındaki varyasyonlar temel olarak değişen dış koşullara uyum sağlayabilme düzeyi arasındaki farklılıklara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple, söz konusu değişim sürecine ilişkin olarak ilerleyen birkaç sayfada yapacağımız yapay açıklamanın, bölgenin tamamı söz konusu olduğunda temel olarak geçerli olmakla birlikte, herhangi bir tekil köy cemaati için geçerli olmayabileceği akılda tutulmalıdır. Sıradan bir Kürt sofrasının ana öğelerini, ince katlar halinde pişirilen mayasız ekmek (nan), yoğurt benzeri ekşi bir süt ürünü olan mast ve buğdayın kaynatılıp daha sonra parçalanmasıyla elde edilen bulgurdan yapılan pilav (savar) oluşturur. Bulgur, kaynamış pirince benzer ve bulgur pilavı da pirinç pilavı gibi sebze veya koyun etiyle birlikte yenir. Dolayısıyla, temel mutfak malzemesi buğday ve keçiden elde edilir. Ve zaten, ekilebilir toprakların çok büyük bir bölümü buğday tarımına ayrılmıştır. Buğday toprağı değişimli bir sistemle işlenir –bir yıllık hasadın ardından gelen bir yıllık nadas dönemi toprağın veriminin korunması için yeterlidir. Geriye kalan tarım arazilerinde kabak, domates, salatalık, pirinç (brinç), mercimek gibi sebzeler yetiştirilir.* Sebze tarımı yapılan topraklar, toplam tarım arazilerinin yaklaşık 1/6’sını kapsar ve genellikle sulama gerektirir. Tarımsal üretim büyük oranda buğday üzerine yoğunlaşmış olmasına rağmen, yoğun olarak ekilip biçilebileceği her yerde pirinç, buğdaya tercih edilir. Pirinç, eşit büyüklükte bir tarlada ekilen buğdaydan otuz kat daha fazla ürün verir. Kürt insanı buğday üretimin azaltıp pirinç üretimini artırmanın kendisine sağlayacağı avantajların farkındadır, bunu yapabilse savar yerine pirinç pilavını seve seve tercih edecektir. Walaşlı Şeyh Muhammed’le bu konu üzerine ayrıntılı olarak konuştuk. Kendisi, pirinç üretimi için ayırdıkları alanın mevcut sulama sisteminin kaldırabileceği maksimum alan olduğundan oldukça emindi, sulama sisteminin düzenlemesi hiç de akıllıca yapılmış değildi, ancak Şeyh Muhammed muhtemelen haklıydı. Küçük ölçekte üretilen bir üçüncü tahıl da, darıdır. Mevcut koşullarda tahıl üretimi ancak yerel cemaatin talebini karşılayacak düzeyde olduğundan dışsatım söz konusu değildir. Dahası, ağaların çoğunun misafirlerine savar yerine sürekli olarak pirinç pilavı ikram edebilmek için dışarıdan önemli miktarlarda pirinç satın aldıklarını belirtmeliyiz. Önceki dönemlerde bu durum, yani temel gereksinimlerin ancak cemaatin kendine yeter düzeyde üretilmesi, yerel cemaatin ekonomisinde fazla bir gerilim yaratmıyordu. İthalat birkaç çeşit malla sınırlıydı, giyim eşyaları neredeyse tamamen yerel olarak üretiliyordu ve varolan küçük miktarda ticari ihtiyaç da metal eşyalarla ve çay şeker gibi bazı lüks tüketim mallarıyla sınırlıydı. Fakat, daha önceki bir bölümde de belirtildiği gibi, son 30 yılda yaşanan gelişmeler, Kürtler’in eskiden lüks olarak gördükleri ama bugün bizzat temel ihtiyaçlar arasında saydıkları bir dizi ithal mala yönelik sürekli artan taleplerini de beraberinde getirdi. Bu tür malların satın alınmasında hangi tür kredi veya nakdî düzenlemeler kullanılıyor olursa olsun, sonuçta ödemenin cemaatin toplam ‘dışsatımından’ elde edilen gelirle yapılması gerekiyor, problem de, temel ürünleri yalnızca kendine yeter düzeyde üreten bir cemaatin bu alışveriş için gerekli olanakları nasıl sağlayacağı noktasında çıkıyor. Aşağıdaki tablo, Balik yöresindeki aşiretlerin ‘ticari dengesi’ni oluşturan mal kategorilerinin yaklaşık bir dökümünü veriyor. İthal malları Ağalar için birinci kalite Pirinç (brinç sadri – esas olarak İran’dan), şeker, çay, kahve, kibrit, metal eşya, giysi, gazyağı, boya. Bunlar arasında en önemlileri pirinç, şeker, çay ve giysidir. İhraç mallarıTütün, mercimek, ceviz, mazı, bal Meyveler: kayısı, elma türleri, üzüm, dut, badem. Yün ve Keçi derisi. Aralarında hem de açık arayla, en önemlisi tütündür. İlaveten, ticari süreçlerden bağımsız belli birtakım nakdi işlemler de hesaba katılmalıdır. Hesabın çıktılar tarafındaki bazı satış vergilerinin ve belli yasal yükümlülükler, hükümete nakit olarak ödenir. Tütün içinse ayrı bir zorunlu üretim vergisi bulunmaktadır. Bu vergi hesapta ticareti yapılan gerçek tütün miktarı üzerinden veriliyor gibi görünse de, fiiliyatta bu tutar tütün üreticisinin toplam kişisel üretimi üzerinden hesaplanmaktadır. Ağa, çocuklarının eğitimi için de belli bir nakdi harcama yapar. Yine daha büyük bir tutarı da, kendisi ve oğullarına eş ‘satın almak’ için kullanır ama, bu tür evlilikler çoğunlukla grup içinde gerçekleştiğinden, bu alışverişler her zaman için cemaat ekonomisinin bütününü etkilemez. Muhasebenin girdiler tarafı düşünülürken, az sayıda aşiret üyesinin Rewanduz’da ya da aşağıdaki ovalık kesimlerde ücret karşılığı çalışıp kazançlarının belli bir kısmını nakit olarak ailelerine gönderebildiklerinin akılda bulundurulması gerekir. Ancak Balik Bölgesi’nde yaşayan grupların ithal ettikleri malları genellikle meyve ve tütün üretimi fazlasından elde edilen gelirle ödediklerini ifade etmek yerinde olur. Geniş ölçekte meyve üretimi yapılan alanlar Rast civarındaki köylerle sınırlı olduğundan bu çalışmada, söz konusu iktisadi denge sorununu, daha yaygın bir özellik sergileyen tütüncülük temelinde inceleyeceğim.” * Dergela civarındaki köylerde bir çeşit mercimek olan arpa üretimi için ayrılan alan son derece geniştir, ancak bu nedenle buğday üretimi oldukça düşüktür. Bu durumda arpa üretiminin büyük oranda ticari bir amaçla yapıldığı düşünülebilir. (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.63, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık) |