Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İktisadi örgütlenme

Misafir Evi

“Çalışmanın bu bölüme kadarki kısmında temel olarak aşiret örgütlenmesine dayalı Kürt cemaatini oluşturan farklı bireylerin göreli toplumsal konumlarını tanımlamaya çalıştık. Şimdi, söz konusu ilişkileri kurumsal bir düzlemde tartışıp bu ilişkilerin dahil olduğu iktisadi bağlamı daha detaylı bir şekilde incelememiz gerekiyor.

Köy ağasının konumunu, işlevsel olarak şu şekilde tanımlamıştım: a)toprağın ‘sahibi’ ve unvanı sayesinde toprakların kirasını alan kişi b) Misafir Evi’nin masraflarından sorumlu olan kişi. Şimdi bu tanımı daha dikkatli bir biçimde incelememiz gerekiyor.

Sınıfı ve konumu ne olursa olsun, bir yabancının yemek ve konaklama giderleri ağa tarafından karşılanır, yabancıların sahip olduğu bu hak Kürt töresinin ana özelliklerinden biridir. Ağa, misafirperverliğinde ne kadar savurgansa diğer ağalar tarafından kendisine gösterilecek saygı da o oranda artar, öyle ki, iyi ve cömert bir ev sahipliğinin getireceği saygınlık bu kişinin sahip olunan ün bağlamında doğuştan kaynaklanan dezavantajlarını dahi ortadan kaldırılabilir. Örneğin, hem yoksul hem de klanı yöneten şefin bayağı uzaktan bir kuzeni olmasına rağmen Nawpurdanlı Hamid Emin Ağa sadece misafirperverliği sayesinde tüm bölgede büyük bir üne sahiptir. Hamid Emin Ağa’nın kendisinden resmiyette daha üstün olan Walaşlı Şeyh Muhammed’in, Ağa’dan daha büyük bir insan olduğu hemen her yerde söylenir. İddialara göre, Hamid Emin Ağa bu kadar cömert olmasaymış o da güçlü ve zengin biri olabilirmiş. Şeyh Muhammed ise cimri bir kocakarı gibi görünüyor.* Şunu kabul etmemiz gerekir ki, misafirperverlik üzerinden elde edilen ünün, ekonomik avantaj veya pratik etki biçiminde, hiçbir somut getirisi olmayabilir. Ancak toplumsal örüntü, böylesi bir ünün diğerlerinden üstün tutulmasını sağlar. Dolayısıyla, Misafir Evi kurumunu bu değerler kümesinin ışığı altında ele almamız gerekiyor.

Balik Bölgesi’ndeki Misafir Evleri nadiren gerçek birer evdir.** Kışın gelen yabancıların sayısı azdır ve bu insanlar zorunlu durumlarda ağanın kendi evinde kalır. Diğer taraftan, yaz döneminde ağanın evnine yakın bir yerde gölgelik bir çardak kurulup halı, oturak ve minderlerle döşenir. Köye gelen yabancı burada yemeğini yer ve burada uyur.

Yaz dönemi boyunca kara çadırlarda yaşayan Şevdinî gibi yarı-göçebe topluluklarda Misafir Evi, ağanın çadırının özellikle bu amaçla ayrılmış bir bölümünden oluşur. Bedeviler’de de durum böyledir. Ağa, gününün önemli bir kısmını ‘Misafir Evinin’ içinde veya yakınında geçirir ve ziyaretçilerin saygınlığına göre yapılmasını istediği yemeklerin hazırlanmasını doğrudan denetler, yemekler ise kadınlar tarafından hazırlanır. Ancak kadınlar hiçbir zaman Misafir Evi’nin içinde görünmemelidir. Ziyaretçi seçkin bir şahsiyetse, ya ağa ya da ağayı temsil etmek üzere bir oğlu bir tür muhafız gibi Misafir Evi’nde uyur.

Ancak, burada bizi ilgilendiren şey Misafir Evi’nin fiziksel tasvirinden çok bu kurumun sahip olduğu toplumsal ve iktisadi önemdir.

Sergilenen misafirperverlik ücretsiz ve teorik olarak sınırsızdır, ancak pratikte durum değişebilir. Sınıfsal konumu düşük olup da beklenenden daha uzun bir zaman misafir kalan kişiye sonunda fazla kaldığı hissettirilir. Töreye göre, daha yüksek statüde bulunan ziyaretçiler ilk karşılaşmadan hemen sonra ev sahibine büyük bir hediye sunar. Kürtler’de bu tür hediyelerin normalde hangi ölçekte olduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşamadım. Benim durumum biraz farklıydı. Herkeste iyi bir izlenim bırakmak gibi bir kaygım olduğu için hem verdiğim hediyeler hem de bana gösterilen misafirperverlik muhtemelen abartılı bir düzeydeydi. Sunacağım hediyelerin niteliği ve niceliği konusunda tercümanımın tavsiyelerine göre hareket etmek durumundaydım. Sunulan hediyeler çeşit olarak şunlardı: şeker, çay, kahve, kumaş, kibrit, sabun ve sigara kağıdı.

Bunlar arasında en önemli olanı şekerdi. Hediyelerin miktarı,orada ne kadar kalacağıma ve ev sahibimin toplumsal mevkiine göre değişiyordu. Dolayısıyla, Walaşlı Şeyh Muhammed Ağa’ya, lafta vasalı olan Nawpurdanlı Hamid Emin’e oranla daha büyük hediyeler sunmuştum. Hem benim hem de tercümanımın yemek ve konaklama giderleri bana ortalama olarak haftalık bir çuval şekere (36 kilo) mal oluyordu.”

*Şeyh Muhammed’in tüm yaşamı boyunca böylesi bir üne sahip olduğunu söylemek mümkündür. Hay s.253.

**Ancak ovalık alanlarda bulunan köylerde, yazların çok sıcak olması ve köye kışın gelen yabancıların sayısının çok olması Misafir Evi için kalıcı bir konutun varlığını zorunlu kılar. Tanımlama için bkz. Hay, s.47-49.

(Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.55, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)