|
|
|
|
Analizin farklı çalışmalar gerektiren noktaları“Yukarıdaki analizde, ağanın tebaasının çoğunluğuyla aynı akrabalık grubuna mensup olduğu ve bunların önemli bir kısmıyla da yakın akraba olduğu gerçeğini vurgulamaya çalıştım. Burada ilginç bir noktaya değinmek istiyorum: Kendisiyle konuştuğumda, Dergelalı Mir Hamid Emin ‘Xismî Xoman” (akrabalarım) ile ‘kurmanc’ (köylüler) arasında bir ayrım yapmıştı. Ancak, bu sınıflandırma için net bir ayrım çizgisi olduğu konusunda şüpheliyim. Hamid Emin ilk sınıflandırmaya ikinci derece kuzenlerinin bazılarını katıyordu. Bu iki grup arasındaki pratik ayrımı ise, ağanın Xism’lerinin misafir evinde oturma hakkı varken, kurmançların ancak davetli oldukları durumlarda bu evde oturabilmeleri oluşturuyordu. Her ikisi de, bana Arapça’da köylü anlamına gelen fellahin kelimesi ile çevrilen kurmanc ve muskeyn terimleri konusunda dil açısından bir karışıklık var gibi görünüyor. Ancak Kürtçe’nin bölgede konuşulan Kurmancî ve Soranî lehçeleri arasında kayda değer bir örtüşme söz konusudur ve ayrıca bu karışıklık Kürt Dili konusundaki yetersizliğimden de kaynaklanıyor olabilir. Yapılacak başka çalışmalarda incelenmesi gereken bir diğer noktaysa, ağa unvanının miras yoluyla tam olarak nasıl devredildiğidir. Daha önce gördüğümüz üzere, siyasal örgütlenme açısından her gund’un yalnızca bir ağası –toprakların sahibi anlamında- vardır. Ağa unvanının devrinde büyük oğul önceliği zorunlu bir kural değildir. Örneğin, hem Walaşlı Şeyh Muhammed hem de Rayatlı Ali Ağa kendilerinden büyük olan erkek kardeşleriyle aynı köyde yaşıyorlardı. Şeyh Muhammed’in abisi kendi halinde bir yaşam sürdürüyor, köy sorunlarıyla ilgilenmiyordu. Kış boyunca Ali Ağa’nın Rayat’taki evinde yaşayan abisi Abdullah Ağa ise yazın birkaç köylü ile birlikte koyun ve keçileri dağlara götürüyor ve orada boba’sını (karaçadırlardan oluşan yerleşim birimi) kuruyordu. Abdullah Ağa yaşça büyük olmasına rağmen, Ali Ağa dışında herhangi birinin grup lideri olmasına dair bir düşünce kesinlikle yoktu. Öte yandan, Ali Ağa Rayat’ın tartışmasız ağası olmakla birlikte bu unvan başka kişiler için de bir hitap biçimi olarak yaygın bir şekilde kullanılıyordu. Dolayısıyla, yaşlı lider Ali, onun kardeşi, Ağa’nın Ali ve Kerim adındaki iki yeğeni ve muhtemelen yetişkin oğlu için de (ziyaretlerim sırasında köyde değildi) Rayat’taki günlük konuşmalarda ağa unvanı kullanılıyordu. Bu, unvanın olağan kullanımı gibi görünüyor, Hamid Emin’in Nawpurdan’daki abisi bir toprak ağası işlevine sahip olmamasına karşın Resul ağa olarak tanınıyordu. Şeyh Muhammed Ağa’nın büyük dört oğlu da bu unvanı taşımaktadır. Ağa unvanının, sülale genişledikçe nasıl devredileceği açık değildir. Örneğin, kendi zamanlarında muhtemelen Rayat’ı yöneten ağanın ikinci dereceden kuzenleri olacak olan Kerim’in oğulları da bu unvanı taşıyacak mı? Muhtemelen bu konu için kesin bir kural yok. Kitabın geri kalan bölümünde, yalnızca ağanın sosyolojik işlevlerine sahip kişiler için bu unvanı kullanacağım, bir şekilde Ağa unvanını taşıyan akrabalar veya oğullar içinse ağa unvanının kullanmayacağım. Gund Ağası’nın sosyolojik işlevi çok net bir şekilde tanımlanabilir. Ağa, toprakları elinde bulunduran kişidir, bu unvan ile toprağı kullanan çiftçilerden kira alır ve köyün Misafir Evi’nin masraflarını karşılar. Daha sonra göreceğimiz gibi bu iki işlev birbiriyle çok yakından ilişkilidir.” (Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.51, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)
|