Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sıradan köylülerin evliliği

“Daha önce gördüğümüz gibi taifa özü itibariyle atasoyla bir klandır, dahası birçok İslam toplumunun ortak özelliği olan orto-kuzen evliliği sistemi nedeniyle büyük oranda bir endogamik gruptur. Kitabın sonundaki Akrabalık İlişkileri Terminolojisi tablosunda kuzenler için aşağıdaki terimler kullanılır:

Amcanın çocukları – amoza

Halanın çocukları – pûrza

Dayının çocukları – xaloza

Teyzenin çocukları – pûrrza

Kürt Dili konusundaki bilgim bu terimlerin tam olarak hangi anlamda kullanıldıklarını göstermek için yeterli değildir ve bana bilgi verenlerin söyledikleri birbiriyle bir ölçüde çelişen şeylerdi. Yine de, bu terimlerin  bazılarının ‘sınıflandırıcı’ olduğunu söyleyebiliriz, en azından kişinin kendi tirasına üye olanlar söz konusu olduğu zaman. Bir örnek verecek olursak, Nawpurdanlı Hamid Emin, Walaşlı Şeyh Muhammed’in kendisinin amozası olduğunu söylüyordu. Aslında Hamid Emin Mir Mahmal Ağa’nın torununun torununun torunu, Şeyh Muhammed de aynı kişinin torununun torunudur. Aynı şekilde, bana, C Alanı’nın birçok bölgesine dağılmış olan Dizayî Aşireti için, ‘onların hepsinin birbirine amoza dediği’ de söylenmişti (bu, hepsinin aynı tiraya üye oldukları anlamına geliyor).

Bilgi aldığım kişilerin anlatımına göre evliliklerde tercih sırası şöyledir:

1. Amoza

2. Pûrza (hala kızı)

3. Xaloza

4. Pûrza (teyze kızı)

Bu durumun diğer Müslüman topluluklarla ilgili kayıtlarla uyuştuğunu söyleyebiliriz. Ancak, bu evlilik tiplerinin sıklıkları hakkında bilgi toplayamadım. Hemen Belirtmemiz gerekir ki, babanın erkek kardeşinin kızı (amoza) ile annenin kız kardeşinin kızı (pûrza) çoğu zaman aynı kişi olabilir. Benzer şekilde Benzer bir şekilde, bunun annenin erkek kardeşinin kızı (xaloza) ile babanın kız kardeşinin kızı (pûrza) için de söyleyebiliriz.

Amoza ile xaloza ancak her iki terim de sınıflandırıcı anlamlarıyla kullanılıyorsa aynı kişi olabilir. Yaptığım çalışma boyunca xaloza teriminin amoza gibi sınıflandırıcı anlamda kullanıldığına hiç şahit olmadım, bu terim yalnızca dayının (xalo) çocukları için kullanılıyor. Öyle görünüyor ki, çok yakın zamanlara kadar amca kızı (amoza) evliliği yalnızca tercih edilen norm değil, aynı zamanda kesin bir haktı. Hay bu kurala uymayı reddeden bir kızın korkunç bir şekilde öldürüldüğünü kaydeder. Bugün, evlilik üzerindeki sınırlamalar bir dereceye kadar azalmasına rağmen, halktan olan kimselerin büyük bir çoğunluğunun eşlerini hâlâ ata soylu kılan içinden seçtiklerini söylemek mümkündür. Gerçekte bireyin kendine eş olacak kişi için fazla seçim hakkı yoktur. Balik bölgesinde ‘yabancıların’, Yahudi, Asuri, Hıristiyan, tüccarlar, diğer aşiretlere mensup Kürtler vb. nüfusu oransal olarak çok azdır, grup içinde hemen herkes üç ata soylu klandan birine üyedir. Ve bu klanlar da kendi içlerinde az veya çok ayrışmış durumdadır. Herhangi bir köyde yaşayan hemen herkes ağayla aynı klana mensuptur.

İdeal olarak, orto-kuzen evliliğine dayanan ve kadının evlendiği zaman yerleşim yerini değiştirmesini gerektirmeyen Kürt Ailesi fratrilokal (erkek kardeşlerin yerleşim yerlerine göre belirlenen) olarak tanımlanabilecek bir grup oluşturur. Erkek kardeşler yakın komşudur, hatta kimi zaman aynı evi paylaşırlar. Sıklıkla ellerinde bulundurdukları toprakları birlikte kullanan kardeşler bazen kuzenleriyle de işbirliği yapar. Orto-kuzen evlilikleri bu tür bir işbirliğini kolaylaştırır ve varolan işbirliğinin devam etmesine hizmet eder. Böyle durumlarda başlık parası, söylenen miktar her ne olursa olsun, pratikte hiçbir şeydir, bir tür muhasebe kaydı, sağ elden sol ele yapılan bir mülk transferinden başka bir şey değildir. (Kürtler kendileri için muazzam fiyatlar ödediklerini söyleyerek eşlerini pohpohlamayı sever.) Bir erkeğin amca kızıyla evlenmemesi durumunda bile, kendi köyünden bir kızla evlenme eğilimi gayet güçlüdür, örneğin sınıflandırıcı anlamda bir orto-kuzen’le. Bunun en azından bir nedeni, tüm evliliklerin onayından geçmek zorunda olduğu ağanın, lideri olduğu grubu mümkün olduğunca yakın bir birlik içinde tutmakta büyük çıkarı olmasıdır. Bunun yanı sıra, halktan birinin başka köylerdeki kızlarla karşılaşmaya veya onlar için pazarlığa oturmaya normalde pek fazla imkanı yoktur, hele başka bir aşiret söz konusu olduğunda bu ihtimal iyice azalır. İnsanı hayrete düşüren aşk maceraları, kız kaçırma olayları yok değildir, ancak bunlar istisnadır ve genellikle kanlı bir takip veya kan davasıyla sonuçlanır. Sıradan halk taifa içinden evlenme kuralına genelde sadık kalır. Bu bağlamda, yapımı süren karayolunun, aşiret üyelerinin yakın akrabaları dışındaki gruplarla çok daha kolay ilişki kurması için yeni olanaklar sağlayacağı için, yakın gelecekte Balik bölgesi için önemli sonuçlar doğuracağı söylenebilir.”

(Rewanduz Kürtleri, Toplumsal ve İktisadi Örgütlenme, s.43, Edmund R. Leach, Aram Yayıncılık)