|
|
|
|
VAHİY
Va.1: 1 İsa Mesih'in vahyidir. Tanrı yakın zamanda olması gereken olayları kullarına göstermesi için O'na bu vahyi verdi. O da gönderdiği meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna'ya iletti.
Va.1: 2 Yuhanna, Tanrı'nın
sözüne ve İsa Mesih'in tanıklığına -gördüğü her şeye-
Va.1: 3 Bu peygamberlik
sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine Yedi Kiliseye Selam
Va.1: 4-6 Ben Yuhanna'dan,
Asya İli'ndeki* yedi kiliseye* selam! Var olan, var olmuş ve gelecek olandan,
O'nun tahtının önünde bulunan yedi ruhtan ve ölüler arasından ilk doğan, dünya
krallarına egemen olan güvenilir tanık İsa Mesih'ten sizlere lütuf ve esenlik
olsun.
Va.1: 7 İşte bulutlarla
geliyor! Va.1: 8 Var olan, var olmuş ve gelecek olan, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, "Alfa* ve Omega* Ben'im" diyor. İlk ve Son İsa'dır
Va.1: 9 İsa'ya ait biri
olarak sıkıntıda, tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınız Va.1: 10 Rab'bin gününde Ruh'un etkisinde kalarak arkamda borazan sesine benzer yüksek bir ses işittim. Va.1: 11 Ses, "Gördüklerini kitaba yaz ve yedi kiliseye*, yani Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya ve Laodikya'ya gönder" dedi.
Va.1: 12-13 Bana sesleneni
görmek için arkama döndüm. Döndüğümde yedi altın
Va.1: 14 Başı, saçı ak
yapağı gibi beyaz, kar gibi bembeyazdı. Gözleri alev alev
Va.1: 15 Ayakları, ocakta
kor haline gelmiş parlak tunca benziyordu. Sesi, gürül
Va.1: 16 Sağ elinde yedi
yıldız vardı. Ağzından iki ağızlı keskin bir kılıç Va.1: 17 O'nu görünce, ölü gibi ayaklarının dibine yığıldım. O ise sağ elini üzerime koyup şöyle dedi: "Korkma! İlk ve son Ben'im. Va.1: 18 Diri Olan Ben'im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir. Va.1: 19 Bunun için gördüklerini, şimdi olanları ve bundan sonra olacakları yaz.
Va.1: 20 Sağ elimde
gördüğün yedi yıldızla yedi altın kandilliğin sırrına gelince,
BÖLÜM 2
Efes'teki Kiliseye
Va.2: 1 "Efes'teki
kilisenin* meleğine yaz. Yedi yıldızı sağ elinde tutan, yedi
Va.2: 2 `Yaptıklarını,
çalışkanlığını, sabrını biliyorum. Kötü kişilere Va.2: 3 Evet, sabırlısın, adım uğruna acılara dayandın ve yılmadın. Va.2: 4 Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Başlangıçtaki sevginden uzaklaştın. Va.2: 5 Bunun için, nereden düştüğünü anımsa! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür. Tövbe etmezsen, gelip kandilliğini yerinden kaldırırım.
Va.2: 6 Yine de olumlu bir
yanın var: Nikolas yanlılarının yaptıklarından nefret
Va.2: 7 Kulağı olan,
Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelene Tanrı'nın İzmir'deki Kiliseye Va.2: 8 "İzmir'deki kilisenin* meleğine yaz. Ölmüş ve yaşama dönmüş, ilk ve son olan şöyle diyor:
Va.2: 9 `Sıkıntılarını,
yoksulluğunu biliyorum. Oysa zenginsin! Yahudi olduklarını
Va.2: 10 Çekmek üzere
olduğun sıkıntılardan korkma! Bak, denenesiniz diye İblis
Va.2: 11 Kulağı olan,
Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelen, ikinci
Bergama'daki Kiliseye
Va.2: 12 "Bergama'daki
kilisenin* meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan
Va.2: 13 `Nerede
yaşadığını biliyorum; Şeytan'ın tahtı oradadır. Yine de adıma
Va.2: 14 Ne var ki, birkaç
konuda sana karşıyım: Aranızda Balam'ın öğretisine bağlı olanlar var. Putlara
sunulan kurbanların etini yemeleri, fuhuş yapmaları için
Va.2: 15 Bunun gibi, sizin
aranızda da Nikolas yanlılarının öğretisine Va.2: 16 Bunun için tövbe et! Yoksa yanına tez gelir, ağzımdaki kılıçla onlara karşı savaşırım.
Va.2: 17 Kulağı olan,
Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin. Galip gelene saklı Tiyatira'daki Kiliseye
Va.2: 18 "Tiyatira'daki
kilisenin* meleğine yaz. Gözleri alev alev yanan ateşe,
Va.2: 19 `Yaptıklarını,
sevgini, imanını, hizmetini, sabrını biliyorum. Son Va.2: 20 Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Kendini peygamber diye tanıtan İzebel adındaki kadını hoşgörüyle karşılıyorsun. Bu kadın öğretisiyle kullarımı saptırıp fuhuş yapmaya, putlara sunulan kurbanların etini yemeye yöneltiyor. Va.2: 21 Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor. Va.2: 22 Bak, onu yatağa düşüreceğim; onun yaptıklarından tövbe etmezlerse, onunla zina edenleri de büyük sıkıntıların içine atacağım.
Va.2: 23 Onun çocuklarını
salgın hastalıkla öldüreceğim. O zaman bütün kiliseler,
Va.2: 24-25 "`Ama size,
yani Tiyatira'da bulunan öbürlerine, bu öğretiyi
Va.2: 26-28 Ben Babam'dan
nasıl yetki aldımsa, galip gelene, yaptığım işleri sonuna dek sürdürene
ulusların üzerinde yetki vereceğim. Va.2: 29 Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.'"
BÖLÜM 3
Sart'taki Kiliseye
Va.3: 1 "Sart'taki
kilisenin* meleğine yaz. Tanrı'nın yedi ruhuna ve yedi yıldıza
Va.3: 2 Uyan! Geriye kalan
ve ölmek üzere olan ne varsa güçlendir. Çünkü
Va.3: 3 Bu nedenle neler
aldığını, neler işittiğini anımsa. Bunları yerine getir,
Va.3: 4 Ama Sart'ta,
aranızda giysilerini lekelememiş birkaç kişi var ki, beyazlar Va.3: 5 Galip gelen böylece beyaz giysiler giyecek. Onun adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim. Babam'ın ve meleklerinin önünde o kişinin adını açıkça anacağım. Va.3: 6 Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.'"
Filadelfya'daki Kiliseye
Va.3: 7 "Filadelfya'daki
kilisenin* meleğine yaz. Kutsal ve gerçek olan, Davut'un Va.3: 8 `Yaptıklarını biliyorum. İşte önüne kimsenin kapayamayacağı açık bir kapı koydum. Gücünün az olduğunu biliyorum; yine de sözüme uydun, adımı yadsımadın.
Va.3: 9 Bak, Şeytan'ın
havrasından olanları, Yahudi olmadıkları halde Yahudi Va.3: 10 Sözüme uyarak sabırla dayandın. Ben de yeryüzünde yaşayanları denemek için bütün dünyanın üzerine gelecek olan denenme saatinden seni esirgeyeceğim.
Va.3: 11 Tez geliyorum.
Tacını kimse elinden almasın diye sahip olduğuna sımsıkı
Va.3: 12 Galip geleni
Tanrım'ın Tapınağı'nda sütun yapacağım. Böyle biri artık Va.3: 13 Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.'" Laodikya'daki Kiliseye Va.3: 14 "Laodikya'daki kilisenin* meleğine yaz. Amin*fx*, sadık ve gerçek tanık, Tanrı yaratılışının kaynağı şöyle diyor:
Va.3: 15 `Yaptıklarını
biliyorum. Ne soğuksun, ne sıcak. Keşke ya soğuk ya sıcak Va.3: 16 Oysa ne sıcak ne soğuksun, ılıksın. Bu yüzden seni ağzımdan kusacağım. Va.3: 17 Zenginim, zenginleştim, hiçbir şeye gereksinmem yok diyorsun; ama zavallı, acınacak durumda, yoksul, kör ve çıplak olduğunu bilmiyorsun.
Va.3: 18 Zengin olmak için
benden ateşte arıtılmış altın, giyinip çıplaklığının
Va.3: 19 Ben sevdiklerimi
azarlayıp terbiye ederim. Onun için gayrete gel,
Va.3: 20 İşte kapıda
durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, Va.3: 21 Ben nasıl galip gelerek Babam'la birlikte Babam'ın tahtına oturdumsa, galip gelene de benimle birlikte tahtıma oturma hakkını vereceğim. Va.3: 22 Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.'"
BÖLÜM 4
Gökteki Taht
Va.4: 1 Bundan sonra gökte
açık duran bir kapı gördüm. Benimle konuştuğunu
Va.4: 2 O anda Ruh'un
etkisinde kalarak gökte bir taht ve tahtta oturan birini
Va.4: 3 Tahtta oturanın,
yeşim ve kırmızı akik taşına benzer bir görünüşü vardı.
Va.4: 4 Tahtın çevresinde
yirmi dört ayrı taht vardı. Bu tahtlara başlarında altın
Va.4: 5 Tahttan şimşekler
çakıyor, uğultular, gök gürlemeleri işitiliyordu. Tahtın Va.4: 6 Tahtın önünde billur gibi, sanki camdan bir deniz vardı. Tahtın ortasında ve çevresinde, önü ve arkası gözlerle kaplı dört yaratık duruyordu.
Va.4: 7 Birinci yaratık
aslana, ikincisi danaya benziyordu. Üçüncü yaratığın yüzü
Va.4: 8 Dört yaratığın her
birinin altışar kanadı vardı. Yaratıkların her yanı,
Va.4: 9-11 Yaratıklar
tahtta oturanı, sonsuzluklar boyunca yaşayanı yüceltip ona
BÖLÜM 5
Mühürlü Tomar ve Kuzu
Va.5: 1 Tahtta oturanın
sağ elinde iki yanı da yazılı, yedi mühürle mühürlenmiş bir
Va.5: 2 Yüksek sesle,
"Tomarı açmaya, mühürlerini çözmeye kim layıktır?" diye Va.5: 3 Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu.
Va.5: 4 Acı acı ağlamaya
başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse
Va.5: 5 Bunun üzerine
ihtiyarlardan biri bana, "Ağlama!" dedi. "İşte, Yahuda
Va.5: 6 Tahtın, dört
yaratığın ve ihtiyarların ortasında, boğazlanmış gibi duran bir Va.5: 7 Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.
Va.5: 8 Tomarı alınca,
dört yaratıkla yirmi dört ihtiyar O'nun önünde yere
Va.5: 9 Yeni bir ezgi
söylüyorlardı:
Va.5: 10 Onları
Tanrımız'ın hizmetinde
Va.5: 11 Sonra tahtın,
yaratıkların ve ihtiyarların çevresinde çok sayıda melek
Va.5: 12 Yüksek sesle
şöyle diyorlardı:
Va.5: 13 Ardından gökte,
yeryüzünde, yer altında ve denizlerdeki bütün yaratıkların, Va.5: 14 Dört yaratık, "Amin" dediler. İhtiyarlar da yere kapanıp tapındılar.
BÖLÜM 6
Yedi Mühür
Va.6: 1 Sonra Kuzu'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, "Gel!" dediğini işittim.
Va.6: 2 Bakınca beyaz bir
at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç Va.6: 3 Kuzu ikinci mührü açınca, ikinci yaratığın "Gel!" dediğini işittim.
Va.6: 4 O zaman kızıl
renkte başka bir at çıktı ortaya. Binicisine dünyadan barışı Va.6: 5 Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın "Gel!" dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı.
Va.6: 6 Dört yaratığın
ortasında sanki bir sesin şöyle dediğini işittim: "Bir ölçek Va.6: 7 Kuzu dördüncü mührü açınca, "Gel!" diyen dördüncü yaratığın sesini işittim.
Va.6: 8 Bakınca soluk
renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm'dü. Ölüler diyarı Va.6: 9 Kuzu beşinci mührü açınca, sunağın altında, Tanrı'nın sözü ve sürdürdükleri tanıklık nedeniyle öldürülenlerin canlarını gördüm.
Va.6: 10 Yüksek sesle
feryat ederek şöyle diyorlardı: "Kutsal ve gerçek olan
Va.6: 11 Onların her
birine beyaz birer kaftan verildi. Kendileri gibi öldürülecek Va.6: 12 Kuzu altıncı mührü açınca, büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay baştan aşağı kan rengine döndü.
Va.6: 13 İncir ağacı,
güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini
Va.6: 14 Gökyüzü dürülen
bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden
Va.6: 15 Dünya kralları,
büyükleri, komutanları, zenginleri, güçlüleri, özgürü Va.6: 16 Dağlara, kayalara, "Üzerimize düşün!" dediler, "Tahtta oturanın yüzünden ve Kuzu'nun gazabından saklayın bizi! Va.6: 17 Çünkü onların gazabının büyük günü geldi. Buna kim dayanabilir?"
BÖLÜM 7
Mühürlenmiş 144 000 Kişi
Va.7: 1 Bundan sonra
yeryüzünün dört köşesinde duran dört melek gördüm. Bunlar karaya, denize ya da
herhangi bir ağaç üzerine esmesin diye, yeryüzünün dört Va.7: 2 Sonra gündoğusundan yükselen başka bir melek gördüm. Yaşayan Tanrı'nın mührünü taşıyordu. Karaya, denize zarar vermek için yetki verilen dört meleğe yüksek sesle bağırdı: Va.7: 3 "Biz Tanrımız'ın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!"
Va.7: 4 Mühürlenmiş
olanların sayısını işittim. İsrailoğulları'nın bütün
Va.7: 5 Yahuda oymağından
12 000 kişi mühürlenmişti.
Va.7: 6 Aşer oymağından 12
000,
Va.7: 7 Şimon oymağından
12 000,
Va.7: 8 Zevulun oymağından
12 000, Beyaz Kaftanlara Bürünmüş Kalabalık Va.7: 9 Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu'nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti, ellerinde hurma dalları vardı.
Va.7: 10 Yüksek sesle
bağırıyorlardı: Va.7: 11 Bütün melekler tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. Tahtın önünde yüzüstü yere kapanıp Tanrı'ya tapınarak şöyle diyorlardı:
Va.7: 12 "Amin!
Va.7: 13 Bu sırada
ihtiyarlardan biri bana sordu: "Beyaz kaftan giymiş olan bu
Va.7: 14 "Sen bunu
biliyorsun, efendim" dedim.
Va.7: 15 Bunun için,
Va.7: 16 Artık
acıkmayacak,
Va.7: 17 Çünkü tahtın
ortasında olan Kuzu onları güdecek
BÖLÜM 8
Yedinci Mühür ve Altın Buhurdan
Va.8: 1 Kuzu yedinci mührü açınca, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu. Va.8: 2 Tanrı'nın önünde duran yedi meleği gördüm. Onlara yedi borazan verildi.
Va.8: 3 Altın bir buhurdan
taşıyan başka bir melek gelip sunağın önünde durdu.
Va.8: 4 Kutsalların
dualarıyla buhurun dumanı, Tanrı'nın önünde meleğin elinden
Va.8: 5 Melek buhurdanı
aldı, sunağın ateşiyle doldurup yeryüzüne attı. Gök
Yedi Borazan
Va.8: 6 Yedi melek ellerindeki yedi borazanı çalmaya hazırlandı. Va.8: 7 Birinci melek borazanını çaldı. Kanla karışık dolu ve ateş oluştu, yeryüzüne yağdı. Yerin üçte biri, ağaçların üçte biri ve bütün yeşil otlar yandı.
Va.8: 8 İkinci melek
borazanını çaldı. Alev alev yanan, dağ gibi büyük bir kütle Va.8: 9 Denizdeki yaratıkların üçte biri öldü, gemilerin üçte biri yok oldu. Va.8: 10 Üçüncü melek borazanını çaldı. Gökten meşale gibi yanan büyük bir yıldız ırmakların üçte biri üzerine ve su pınarlarının üzerine düştü.
Va.8: 11 Bu yıldızın adı
Pelin'dir. Suların üçte biri pelin gibi acılaştı. Acılaşan
Va.8: 12 Dördüncü melek
borazanını çaldı. Güneşin üçte biri, ayın üçte biri,
Va.8: 13 Sonra göğün
ortasında uçan bir kartal gördüm. Yüksek sesle şöyle
BÖLÜM 9
Va.9: 1 Beşinci melek borazanını çaldı. Gökten yere düşmüş bir yıldız gördüm. Dipsiz derinliklere açılan kuyunun anahtarı ona verildi. Va.9: 2 Dipsiz derinliklerin kuyusunu açınca, kuyudan büyük bir ocağın dumanı gibi bir duman çıktı. Kuyunun dumanından güneş ve hava karardı. Va.9: 3 Dumanın içinden yeryüzüne çekirgeler yağdı. Bunlara yeryüzündeki akreplerin gücüne benzer bir güç verilmişti.
Va.9: 4 Çekirgelere
yeryüzündeki otlara, herhangi bir bitki ya da ağaca değil de,
Va.9: 5 Bu insanları
öldürmelerine değil, beş ay süreyle işkence etmelerine izin Va.9: 6 O günlerde insanlar ölümü arayacak, ama bulamayacaklar. Ölümü özleyecekler, ama ölüm onlardan kaçacak.
Va.9: 7 Çekirgelerin
görünümü, savaşa hazırlanmış atlara benziyordu. Başlarında Va.9: 8 Saçları kadın saçına, dişleri aslan dişine benziyordu.
Va.9: 9 Demir zırhlara
benzer göğüs zırhları vardı. Kanatlarının sesi savaşa koşan Va.9: 10 Akrebinkine benzer kuyrukları ve iğneleri vardı. Kuyruklarında, insanlara beş ay zarar verecek güce sahiptiler.
Va.9: 11 Başlarında kral
olarak dipsiz derinliklerin meleği vardı. Bu meleğin Va.9: 12 Birinci "vay" geçti, işte bundan sonra iki "vay" daha geliyor.
Va.9: 13 Altıncı melek
borazanını çaldı. Tanrı'nın önündeki altın sunağın dört
Va.9: 14 Ses, elinde
borazan olan altıncı meleğe, "Büyük Fırat Irmağı'nın yanında
Va.9: 15 Tam o saat, o
gün, o ay, o yıl için hazır tutulan dört melek, insanların Va.9: 16 Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum.
Va.9: 17 Görümümde atları
ve binicilerini gördüm. Ateş, gökyakut ve kükürt renginde göğüs zırhları
kuşanmışlardı. Atların başları aslan başına benziyordu.
Va.9: 18 İnsanların üçte
biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, Va.9: 19 Atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılanı andıran kuyruklarının başıyla zarar verirler.
Va.9: 20 Geriye kalan
insanlar, yani bu belalardan ölmemiş olanlar, kendi elleriyle Va.9: 21 Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.
BÖLÜM 10
Melek ve Küçük Tomar
Va.10: 1 Sonra gökten inen
güçlü başka bir melek gördüm. Buluta sarınmıştı, başının
Va.10: 2-3 Elinde açılmış
küçük bir tomar vardı. Sağ ayağını denize, sol ayağını Va.10: 4 Yedi gök gürlemesi seslendiğinde yazmak üzereydim ki, gökten, "Yedi gök gürlemesinin söylediklerini mühürle, yazma!" diyen bir ses işittim. Va.10: 5 Denizle karanın üzerinde durduğunu gördüğüm melek, sağ elini göğe kaldırdı.
Va.10: 6 Göğü ve
göktekileri, yeri ve yerdekileri, denizi ve denizdekileri yaratanın,
sonsuzluklar boyunca yaşayanın hakkı için ant içip dedi ki, "Artık gecikme
Va.10: 7 Yedinci melek
borazanını çaldığı zaman, Tanrı'nın sır olan tasarısı Va.10: 8 Gökten işittiğim ses benimle yine konuşmaya başladı: "Git, denizle karanın üzerinde duran meleğin elindeki açık tomarı al" dedi. Va.10: 9 Meleğin yanına gidip küçük tomarı bana vermesini istedim. "Al, bunu ye!" dedi. "Midende bir acılık yapacak, ama ağzına bal gibi tatlı gelecek." Va.10: 10 Küçük tomarı meleğin elinden alıp yedim, ağzımda bal gibi tatlıydı. Ama yutunca midem acılaştı.
Va.10: 11 Sonra bana şöyle
dendi: "Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili
BÖLÜM 11
İki Tanık
Va.11: 1 Bana değneğe
benzer bir ölçü kamışı verilip şöyle dendi: "Git, Tanrı'nın Va.11: 2 Tapınağın dış avlusunu bırak, orayı ölçme. Çünkü orası, kutsal kenti* kırk iki ay ayaklarıyla çiğneyecek olan uluslara verildi.
Va.11: 3 İki tanığıma güç
vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün Va.11: 4 Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.
Va.11: 5 Biri onlara zarar
vermeye kalkışırsa, ağızlarından ateş fışkıracak ve
Va.11: 6 Peygamberlik
ettikleri sürece yağmur yağmasın diye göğü kapamaya yetkileri vardır. Suları
kana dönüştürme ve yeryüzünü, kaç kez isterlerse, her türlü
Va.11: 7 Tanıklık
görevleri sona erince dipsiz derinliklerden çıkan canavar onlarla
Va.11: 8 Cesetleri,
simgesel olarak Sodom ve Mısır diye adlandırılan büyük kentin
Va.11: 9 Her halktan,
oymaktan, dilden, ulustan insan üç buçuk gün cesetlerini
Va.11: 10 Yeryüzünde
yaşayanlar onların bu durumuna sevinip bayram edecek, Va.11: 11 Üç buçuk gün sonra iki peygamber, Tanrı'dan gelen yaşam soluğunu alınca ayağa kalktılar. Onları görenler dehşete kapıldı.
Va.11: 12 İki peygamber
gökten gelen yüksek bir sesin, "Buraya çıkın!" dediğini Va.11: 13 Tam o saatte şiddetli bir deprem oldu, kentin onda biri yıkıldı. Depremde yedi bin kişi can verdi. Geriye kalanlar dehşete kapılıp gökteki Tanrı'yı yücelttiler. Va.11: 14 İkinci "vay" geçti. İşte, üçüncü "vay" tez geliyor.
Yedinci Borazan
Va.11: 15 Yedinci melek
borazanını çaldı. Gökte yüksek sesler duyuldu:
Va.11: 16-17 Tanrı'nın
önünde tahtlarında oturan yirmi dört ihtiyar yüzüstü yere
Va.11: 18 Uluslar gazaba
gelmişlerdi.
Va.11: 19 Ardından
Tanrı'nın gökteki tapınağı açıldı, tapınakta O'nun Antlaşma
BÖLÜM 12
Kadın ve Ejderha
Va.12: 1 Gökte olağanüstü
bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay Va.12: 2 Kadın gebeydi. Doğum sancıları içinde kıvranıyor, feryat ediyordu.
Va.12: 3 Ardından gökte
başka bir belirti göründü: Yedi başlı, on boynuzlu, kızıl
Va.12: 4 Kuyruğuyla
gökteki yıldızların üçte birini sürükleyip yeryüzüne attı. Sonra doğum yapmak
üzere olan kadının önünde durdu; kadın doğurur doğurmaz
Va.12: 5 Kadın bir oğul,
bütün ulusları demir çomakla güdecek bir erkek çocuk
Va.12: 6 Kadınsa çöle
kaçtı. Orada bin iki yüz altmış gün beslenmesi için Tanrı Va.12: 7-8 Gökte savaş oldu. Mikail'le melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler.
Va.12: 9 Büyük ejderha
-İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski
Va.12: 10 Bundan sonra
gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum:
Va.12: 11 Kardeşlerimiz
Kuzu'nun kanıyla
Va.12: 12 Bunun için, ey
gökler ve orada yaşayanlar,
Va.12: 13 Ejderha
yeryüzüne atıldığını görünce, erkek çocuğu doğuran kadını Va.12: 14 Yılanın önünden çöle, üç buçuk yıl*fx* besleneceği yere uçup kaçabilmesi için kadına büyük kartal kanatları verildi. Va.12: 15 Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı. Va.12: 16 Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.
Va.12: 17 Bunun üzerine
ejderha kadına öfkelendi. Kadının soyundan geriye kalanlarla, Tanrı'nın
buyruklarını yerine getirip İsa'ya tanıklıklarını sürdürenlerle Va.12: 18 Denizin kıyısında dikilip durdu.
BÖLÜM 13
Denizden Çıkan Canavar
Va.13: 1 Sonra on
boynuzlu, yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm.
Va.13: 2 Gördüğüm canavar
parsa benziyordu. Ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı Va.13: 3 Canavarın başlarından biri ölümcül bir yara almışa benziyordu. Ne var ki, bu ölümcül yara iyileşmişti. Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın ardından gitti.
Va.13: 4 İnsanlar canavara
yetki veren ejderhaya taptılar. "Canavar gibisi var mı? Va.13: 5 Canavara, kurumlu sözler söyleyen, küfürler savuran bir ağız ve kırk iki ay süreyle kullanabileceği bir yetki verildi.
Va.13: 6 Tanrı'ya
küfretmek, O'nun adına ve konutuna, yani gökte yaşayanlara
Va.13: 7 Kutsallarla
savaşıp onları yenmesine izin verildi. Canavar her oymak, her Va.13: 8 Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu'nun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapacak. Va.13: 9 Kulağı olan işitsin!
Va.13: 10 Tutsak düşecek
olan*fx* Yerden Çıkan Canavar Va.13: 11 Bundan sonra başka bir canavar gördüm. Yerden çıkan bu canavarın kuzu gibi iki boynuzu vardı, ama ejderha gibi ses çıkarıyordu.
Va.13: 12 İlk canavarın
bütün yetkisini onun adına kullanıyor, yeryüzünü ve orada Va.13: 13 İnsanların gözü önünde, gökten yere ateş yağdıracak kadar büyük belirtiler gerçekleştiriyordu.
Va.13: 14 İlk canavarın
adına gerçekleştirmesine izin verilen belirtiler sayesinde, Va.13: 15 Canavarın heykeline yaşam soluğu vermesi için kendisine güç verildi. Öyle ki, heykel konuşabilsin ve kendisine tapmayan herkesi öldürebilsin. Va.13: 16 Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eline ya da alnına bir işaret vurduruyordu.
Va.13: 17 Öyle ki, bu
işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı
Va.13: 18 Bu konu bilgelik
gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın.
BÖLÜM 14
Kuzu ve 144 000 Kişi
Va.14: 1 Sonra Kuzu'nun Siyon* Dağı'nda durduğunu gördüm. O'nunla birlikte 144 000 kişi vardı. Alınlarında kendisinin ve Babası'nın adları yazılıydı. Va.14: 2 Gökten, gürül gürül akan suların sesini, güçlü gök gürlemesini andıran bir ses işittim. İşittiğim ses, lir çalanların çıkardığı sese benziyordu.
Va.14: 3 Bu 144 000 kişi,
tahtın önünde, dört yaratığın ve ihtiyarların önünde yeni
Va.14: 4 Kendilerini
kadınlarla lekelememiş olanlar bunlardır. Pak kişilerdir. Kuzu nereye giderse
ardısıra giderler. Tanrı'ya ve Kuzu'ya ait olacakların ilk bölümü Va.14: 5 Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.
Üç Melek
Va.14: 6 Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayanlara -her ulusa, her oymağa, her dile, her halka- iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjde'yi getiriyordu. Va.14: 7 Yüksek sesle şöyle diyordu: "Tanrı'dan korkun! O'nu yüceltin! Çünkü O'nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana tapının!" Va.14: 8 Ardından gelen ikinci bir melek, "Yıkıldı! Kendi azgın fuhuş şarabını bütün uluslara içiren büyük Babil yıkıldı!" diyordu. Va.14: 9-10 Onları üçüncü bir melek izledi. Yüksek sesle şöyle diyordu: "Bir kimse canavara ve heykeline taparsa, alnına ya da eline canavarın işaretini koydurursa, Tanrı gazabının kâsesinde saf olarak hazırlanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. Böylelerine kutsal meleklerin ve Kuzu'nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecek. Va.14: 11 Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek. Canavara ve heykeline tapıp onun adının işaretini alanlar gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler.
Va.14: 12 Bu da, Tanrı'nın
buyruklarını yerine getiren, İsa'ya imanlarını sürdüren
Va.14: 13 Gökten bir ses
işittim. "Yaz! Bundan böyle Rab'be ait olarak ölenlere ne Yerin Ürünü Toplanıyor Va.14: 14 Sonra beyaz bir bulut gördüm. Bulutun üzerinde "insanoğluna benzer biri" oturuyordu. Başında altın bir taç, elinde keskin bir orak vardı.
Va.14: 15 Tapınaktan çıkan
başka bir melek bulutun üzerinde oturana yüksek sesle
Va.14: 16 Bulutun üzerinde
oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini Va.14: 17 Gökteki tapınaktan başka bir melek çıktı. Onun da keskin bir orağı vardı.
Va.14: 18 Ateş üzerinde
yetkili olan başka bir melek de sunaktan çıkıp geldi. Keskin orağı olana yüksek
sesle, "Keskin orağını uzat!" dedi. "Yerin asmasının Va.14: 19 Bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. Yerin asmasının ürününü toplayıp Tanrı öfkesinin büyük masarasına*fx* attı. Va.14: 20 Kentin dışında çiğnenen masaradan kan aktı. Kan, 1 600 ok atımı*fx* kadar yayılıp atların gemlerine dek yükseldi.
BÖLÜM 15
Yedi Melek ve Yedi Bela
Va.15: 1 Gökte büyük ve
şaşılası başka bir belirti gördüm: Son yedi belayı taşıyan
Va.15: 2 Ateşle karışık
camdan deniz gibi bir şey gördüm. Canavara, heykeline ve
Va.15: 3-4 Tanrı kulu
Musa'nın ve Kuzu'nun ezgisini söylüyorlardı:
Va.15: 5 Bundan sonra
gökteki tapınağın, yani Tanıklık Çadırı'nın*fx* açıldığını
Va.15: 6 Yedi belayı
taşıyan yedi melek temiz, parlak keten giysiler giymiş,
Va.15: 7 Dört yaratıktan
biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrı'nın Va.15: 8 Tapınak Tanrı'nın yüceliğinden ve gücünden ötürü dumanla doldu. Yedi meleğin yedi belası sona erinceye dek kimse tapınağa giremedi.
BÖLÜM 16
Tanrı'nın Öfkesi ve Yedi Tas
Va.16: 1 Sonra tapınaktan
yükselen gür bir sesin yedi meleğe, "Gidin, Tanrı'nın
Va.16: 2 Birinci melek
gidip tasını yeryüzüne boşalttı. Canavarın işaretini taşıyıp
Va.16: 3 İkinci melek
tasını denize boşalttı. Deniz ölü kanına benzer kana dönüştü,
Va.16: 4 Üçüncü melek
tasını ırmaklara, su pınarlarına boşalttı; bunlar da kana
Va.16: 5 Sulardan sorumlu
meleğin şöyle dediğini işittim:
Va.16: 6 Kutsalların ve
peygamberlerin kanını döktükleri için,
Va.16: 7 Sunaktan gelen
bir sesin, Va.16: 8 Dördüncü melek tasını güneşe boşalttı. Bununla güneşe insanları yakma gücü verildi. Va.16: 9 İnsanlar korkunç bir ısıyla kavruldular. Tövbe edip bu belalara egemen olan Tanrı'yı yücelteceklerine, O'nun adına küfrettiler.
Va.16: 10 Beşinci melek
tasını canavarın tahtına boşalttı. Canavarın egemenliği Va.16: 11 Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısı'na küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler. Va.16: 12 Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı'na boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu. Va.16: 13 Bundan sonra ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kötü ruhun çıktığını gördüm.
Va.16: 14 Bunlar doğaüstü
belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Her Şeye Va.16: 15 "İşte hırsız gibi geliyorum! Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!" Va.16: 16 Üç kötü ruh, kralları İbranice* Armagedon denilen yere topladılar. Va.16: 17 Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Tapınaktaki tahttan yükselen gür bir ses, "Tamam!" dedi. Va.16: 18 O anda şimşekler çaktı, uğultular, gök gürlemeleri işitildi. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan oldu olalı bu kadar büyük bir deprem olmamıştı.
Va.16: 19 Büyük kent üçe
bölündü. Ulusların kentleri yerle bir oldu. Tanrı büyük Va.16: 20 Bütün adalar ortadan kalktı, dağlar yok oldu.
Va.16: 21 İnsanların
üzerine gökten tanesi yaklaşık kırk kilo*fx* ağırlığında iri
BÖLÜM 17
Canavarın Sırtındaki Kadın
Va.17: 1 Yedi tası alan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: "Gel!" dedi. "Sana engin suların kenarında oturan büyük fahişenin çarptırılacağı cezayı göstereyim. Va.17: 2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular."
Va.17: 3 Bundan sonra
melek beni Ruh'un yönetiminde çöle götürdü. Orada yedi başlı, on boynuzlu, üzeri
küfür niteliğinde adlarla kaplı kırmızı bir canavarın üstüne Va.17: 4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle, fuhşunun çirkeflikleriyle dolu altın bir kâse vardı. Va.17: 5 Alnına şu gizemli ad yazılmıştı:
BÜYÜK BABİL,
Va.17: 6 Kadının,
kutsalların ve İsa'ya tanıklık etmiş olanların kanıyla sarhoş Va.17: 7 Melek bana, "Neden şaştın?" diye sordu. "Kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım.
Va.17: 8 Gördüğün canavar
bir zamanlar vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra dipsiz Va.17: 9 "Bunu anlamak için bilgelik gerek. Yedi baş, kadının üzerinde oturduğu yedi tepedir; aynı zamanda yedi kraldır.
Va.17: 10 Bunların beşi
düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi. Gelince kısa
Va.17: 11 Yaşamış, ama
şimdi yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır. O da Va.17: 12 Gördüğün on boynuz henüz egemenlik sürmemiş on kraldır; canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar.
Va.17: 13 Düşünce birliği
içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara Va.17: 14 Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır." Va.17: 15 Bundan sonra melek bana, "Şu gördüğün sular -fahişenin kenarında oturduğu sular- halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir" dedi. Va.17: 16 "Gördüğün canavarla on boynuz fahişeden nefret edecek, onu perişan edip çıplak bırakacaklar. Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar. Va.17: 17 Çünkü Tanrı, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Tanrı'nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara devretmekte sözbirliği edecekler. Va.17: 18 Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir."
BÖLÜM 18
Babil'in Yıkılışı
Va.18: 1 Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı.
Va.18: 2 Melek gür bir
sesle bağırdı:
Va.18: 3 Çünkü bütün
uluslar
Va.18: 4 Gökten başka bir
ses işittim:
Va.18: 5 Çünkü üst üste
yığılan günahları göğe erişti,
Va.18: 6 Babil nasıl
davrandıysa, karşılığını ona aynen verin,
Va.18: 7 Kendini
yücelttiği, sefahate verdiği oranda
Va.18: 8 Bu nedenle başına
gelecek belalar Va.18: 9 "Kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler.
Va.18: 10 Çektiği
ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup,
Va.18: 11 "Dünya
tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın
Va.18: 12-13 Altını,
gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve (kutsalkitap.tk) |