Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

BÖLÜM 21

 

Yeruşalim'e Yolculuk

 

Elç.21: 1 Onlardan ayrılınca denize açılıp doğru İstanköy'e gittik. Ertesi gün
Rodos'a, oradan da Patara'ya geçtik.

Elç.21: 2 Fenike'ye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.

Elç.21: 3 Kıbrıs'ı görünce güneyinden geçerek Suriye'ye yöneldik ve Sur Kenti'nde
karaya çıktık. Gemi, yükünü orada boşaltacaktı.

Elç.21: 4 İsa'nın oradaki öğrencilerini arayıp bulduk ve yanlarında bir hafta kaldık.
Öğrenciler Ruh'un yönlendirmesiyle Pavlus'u Yeruşalim'e gitmemesi için uyardılar.

Elç.21: 5 Günümüz dolunca kentten ayrılıp yolumuza devam ettik. İmanlıların hepsi,
eşleri ve çocuklarıyla birlikte bizi kentin dışına kadar geçirdiler. Deniz kıyısında diz çöküp dua ettik.

Elç.21: 6 Birbirimizle vedalaştıktan sonra biz gemiye bindik, onlar da evlerine
döndüler.

Elç.21: 7 Sur'dan deniz yolculuğumuza devam ederek Batlamya Kenti'ne geldik. Oradaki kardeşleri ziyaret edip bir gün yanlarında kaldık.

Elç.21: 8 Ertesi gün ayrılıp Sezariye'ye geldik. Yediler'den biri olan müjdeci
Filipus'un evine giderek onun yanında kaldık.

Elç.21: 9 Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.

Elç.21: 10 Oraya varışımızdan birkaç gün sonra Yahudiye'den Hagavos adlı bir peygamber geldi.

Elç.21: 11 Bu adam bize yaklaşıp Pavlus'un kuşağını aldı, bununla kendi ellerini
ayaklarını bağlayarak dedi ki, "Kutsal Ruh şöyle diyor: 'Yahudiler, bu kuşağın
sahibini Yeruşalim'de böyle bağlayıp öteki uluslara teslim edecekler.'"

Elç.21: 12 Bu sözleri duyunca hem bizler hem de oralılar Yeruşalim'e gitmemesi için
Pavlus'a yalvardık.

Elç.21: 13 Bunun üzerine Pavlus şöyle karşılık verdi: "Ne yapıyorsunuz, ne diye
ağlayıp yüreğimi sızlatıyorsunuz? Ben Rab İsa'nın adı uğruna Yeruşalim'de yalnız
bağlanmaya değil, ölmeye de hazırım."

Elç.21: 14 Pavlus'u ikna edemeyince, "Rab'bin istediği olsun" diyerek sustuk.

Elç.21: 15 Bir süre sonra hazırlığımızı yapıp Yeruşalim'e doğru yola çıktık.

Elç.21: 16 Sezariye'deki öğrencilerden bazıları da bizimle birlikte geldiler. Bizi,
evinde kalacağımız adama, eski öğrencilerden Kıbrıslı Minason'a götürdüler.

Pavlus Yeruşalim'de

Elç.21: 17 Yeruşalim'e vardığımız zaman kardeşler bizi sevinçle karşıladılar.

Elç.21: 18 Ertesi gün Pavlus'la birlikte Yakup'u görmeye gittik. İhtiyarların* hepsi
orada toplanmıştı.

Elç.21: 19 Pavlus, onların hal hatırını sorduktan sonra, hizmetinin aracılığıyla
Tanrı'nın öteki uluslar arasında yaptıklarını teker teker anlattı.

Elç.21: 20 Bunları işitince Tanrı'yı yücelttiler. Pavlus'a, "Görüyorsun kardeş,
Yahudiler arasında binlerce imanlı var ve hepsi Kutsal Yasa'nın candan
savunucusudur" dediler.

Elç.21: 21 "Ne var ki, duyduklarına göre sen öteki uluslar arasında yaşayan bütün
Yahudiler'e, çocuklarını sünnet etmemelerini, törelerimize uymamalarını söylüyor,
Musa'nın Yasası'na sırt çevirmeleri gerektiğini öğretiyormuşsun.

Elç.21: 22 Şimdi ne yapmalı? Senin buraya geldiğini mutlaka duyacaklar.

Elç.21: 23 Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.

Elç.21: 24 Bunları yanına al, kendileriyle birlikte arınma törenine katıl. Başlarını
tıraş edebilmeleri için kurban masraflarını sen öde. Böylelikle herkes, seninle
ilgili duyduklarının asılsız olduğunu, senin de Kutsal Yasa'ya uygun olarak
yaşadığını anlasın.

Elç.21: 25 Öteki uluslardan olan imanlılara gelince, biz onlara, putlara sunulan
kurbanların etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvanlardan ve fuhuştan
sakınmalarını öngören kararımızı yazmıştık."

Elç.21: 26 Bunun üzerine Pavlus o dört kişiyi yanına aldı, ertesi gün onlarla birlikte
arınma törenine katıldı. Sonra tapınağa girerek arınma günlerinin ne zaman
tamamlanacağını, her birinin adına ne zaman kurban sunulacağını bildirdi.

Pavlus Tutuklanıyor

Elç.21: 27 Yedi günlük süre bitmek üzereydi. Asya İli'nden* bazı Yahudiler Pavlus'u
tapınakta görünce bütün kalabalığı kışkırtarak onu yakaladılar.

Elç.21: 28 "Ey İsrailliler, yardım edin!" diye bağırdılar. "Her yerde herkese,
halkımıza, Kutsal Yasa'ya ve bu kutsal yere karşı öğretiler yayan adam budur.
Üstelik tapınağa bazı Grekler'i sokarak bu kutsal yeri kirletti."

Elç.21: 29 Bu Yahudiler, daha önce kentte Pavlus'un yanında gördükleri Efesli
Trofimos'un, Pavlus tarafından tapınağa sokulduğunu sanıyorlardı.

Elç.21: 30 Bütün kent ayağa kalkmıştı. Her taraftan koşuşup gelen halk Pavlus'u tutup tapınaktan dışarı sürükledi. Arkasından tapınağın kapıları hemen kapatıldı.

Elç.21: 31 Onlar Pavlus'u öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalim'in karıştığı haberi
Roma taburunun komutanına ulaştı.

Elç.21: 32 Komutan hemen yüzbaşılarla askerleri yanına alarak kalabalığın olduğu yere koştu. Komutanla askerleri gören halk Pavlus'u dövmeyi bıraktı.

Elç.21: 33 O zaman komutan yaklaşıp Pavlus'u yakaladı, çift zincirle bağlanması için
buyruk verdi. Sonra, "Kimdir bu adam, ne yaptı?" diye sordu.

Elç.21: 34 Kalabalıktakilerin her biri ayrı bir şey bağırıyordu. Kargaşalıktan ötürü
kesin bilgi edinemeyen komutan, Pavlus'un kaleye götürülmesini buyurdu.

Elç.21: 35 Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu
taşımak zorunda kaldılar.

Elç.21: 36 Kalabalık, "Öldürün onu!" diye bağırarak onları izliyordu.

Pavlus Kendini Savunuyor

Elç.21: 37 Kaleden içeri girmek üzereyken Pavlus komutana, "Sana bir şey söyleyebilir miyim?" dedi.
Komutan, "Grekçe biliyor musun?" dedi.

Elç.21: 38 "Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi*fx*
çöle götüren Mısırlı değil misin?"

Elç.21: 39 Pavlus, "Ben Kilikya'dan Tarsuslu bir Yahudi, hiç de önemsiz olmayan bir
kentin vatandaşıyım" dedi. "Rica ederim, halka birkaç söz söylememe izin ver."

Elç.21: 40 Komutanın izin vermesi üzerine Pavlus merdivende dikilip eliyle halka bir
işaret yaptı. Derin bir sessizlik olunca, İbrani* dilinde konuşmaya başladı.

 

 

BÖLÜM 22

 

Elç.22: 1 "Kardeşler ve babalar, size şimdi yapacağım savunmayı dinleyin" dedi.

Elç.22: 2-3 Pavlus'un kendilerine İbrani dilinde seslendiğini duyduklarında daha derin bir sessizlik oldu. Pavlus şöyle devam etti: "Ben Yahudi'yim. Kilikya'nın Tarsus Kenti'nde doğdum ve burada, Yeruşalim'de Gamaliel'in dizinin dibinde büyüdüm. Atalarımızın yasasıyla ilgili sıkı bir eğitimden geçtim. Bugün hepinizin yaptığı gibi, ben de Tanrı için gayretle çalışan biriydim.

Elç.22: 4 İsa'nın yolundan gidenlere öldüresiye zulmeder, kadın erkek demeden onları bağlayıp hapse atardım.

Elç.22: 5 Başkâhin ile bütün kurul üyeleri söylediklerimi doğrulayabilirler. Onlardan
Yahudi kardeşlere yazılmış mektuplar alarak Şam'a doğru yola çıkmıştım. Amacım,
oradaki İsa inanlılarını da cezalandırmak üzere bağlayıp Yeruşalim'e getirmekti.

Elç.22: 6 "Ben öğleye doğru yol alıp Şam'a yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir
ışık çevremi aydınlattı.

Elç.22: 7 Yere yıkıldım. Bir sesin bana, 'Saul, Saul! Neden bana zulmediyorsun?'
dediğini işittim.

Elç.22: 8 "'Ey Efendim, sen kimsin?' diye sordum.
"Ses bana, 'Ben senin zulmettiğin Nasıralı İsa'yım' dedi.

Elç.22: 9 Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini
anlamadılar.

Elç.22: 10 "'Rab, ne yapmalıyım?' diye sordum.
"Rab bana, 'Kalk, Şam'a git' dedi, 'Yapmanı tasarladığım her şey orada sana
bildirilecek.'

Elç.22: 11 Parlayan ışığın görkeminden gözlerim görmez olduğundan, yanımdakiler
elimden tutup beni Şam'a götürdüler.

Elç.22: 12-13 "Orada Hananya adında dindar, Kutsal Yasa'ya bağlı biri vardı. Kentte
yaşayan bütün Yahudiler'in kendisinden övgüyle söz ettiği bu adam gelip yanımda
durdu ve, 'Saul kardeş, gözlerin görsün!' dedi. Ve ben o anda onu gördüm.

Elç.22: 14 "Hananya, 'Atalarımızın Tanrısı, kendisinin isteğini bilmen ve Adil Olan'ı
görüp O'nun ağzından bir ses işitmen için seni seçmiştir' dedi.

Elç.22: 15 'Görüp işittiklerini bütün insanlara duyurarak O'nun tanıklığını
yapacaksın.

Elç.22: 16 Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O'nun adını anarak vaftiz* ol ve günahlarından arın!'

Elç.22: 17-18 "Ben Yeruşalim'e döndükten sonra, tapınakta dua ettiğim bir sırada,
kendimden geçerek Rab'bi gördüm. Bana, 'Çabuk ol' dedi, 'Yeruşalim'den hemen
ayrıl. Çünkü benimle ilgili tanıklığını kabul etmeyecekler.'

Elç.22: 19 "'Ya Rab' dedim, 'Benim havradan havraya giderek sana inananları tutuklayıp dövdüğümü biliyorlar.

Elç.22: 20 Üstelik sana tanıklık eden İstefanos'un kanı döküldüğü zaman, ben de
oradaydım. Onu öldürenlerin kaftanlarına bekçilik ederek yapılanları onayladım.'

Elç.22: 21 "Rab bana, 'Git' dedi, 'Seni uzaktaki uluslara göndereceğim.'"

Roma Vatandaşı Pavlus

Elç.22: 22 Pavlus'u buraya kadar dinleyenler, bu söz üzerine, "Böylesini yeryüzünden temizlemeli, yaşaması uygun değil!" diye seslerini yükselttiler.

Elç.22: 23-24 Onlar böyle bağırır, üstlüklerini sallayıp havaya toz savururken
komutan, Pavlus'un kalenin içine götürülmesini buyurdu. Halkın neden Pavlus'un
aleyhine böyle bağırdığını öğrenmek için onun kamçılanarak sorguya çekilmesini
istedi.

Elç.22: 25 Kendisini sırımlarla bağlayıp kollarını geriyorlardı ki, Pavlus orada duran
yüzbaşıya, "Mahkemesi yapılmamış bir Roma vatandaşını* kamçılamanız yasaya uygun mudur?" dedi.

Elç.22: 26 Yüzbaşı bunu duyunca gidip komutana haber verdi. "Ne yapıyorsun?" dedi. "Bu adam Roma vatandaşıymış."

Elç.22: 27 Komutan Pavlus'un yanına geldi, "Söyle bakayım, sen Romalı mısın?" diye sordu. Pavlus da, "Evet" dedi.

Elç.22: 28 Komutan, "Ben bu vatandaşlığı yüklü bir para ödeyerek elde ettim" diye
karşılık verdi. Pavlus, "Ben ise doğuştan Roma vatandaşıyım" dedi.

Elç.22: 29 Onu sorguya çekecek olanlar hemen yanından çekilip gittiler. Kendisini
bağlatan komutan da, onun Roma vatandaşı olduğunu anlayınca korktu.

Pavlus Yüksek Kurul'un Önünde

Elç.22: 30 Komutan ertesi gün, Yahudiler'in Pavlus'u tam olarak neyle suçladıklarını
öğrenmek için onu hapisten getirtti, başkâhinlerle bütün Yüksek Kurul'un*
toplanması için buyruk verdi ve onu aşağı indirip Kurul'un önüne çıkardı.

 

 

BÖLÜM 23

 

Elç.23: 1 Yüksek Kurul'u dikkatle süzen Pavlus, "Kardeşler" dedi, "Ben bugüne dek
Tanrı'nın önünde tertemiz bir vicdanla yaşadım."

Elç.23: 2 Başkâhin Hananya, Pavlus'un yanında duranlara onun ağzına vurmaları için
buyruk verdi.

Elç.23: 3 Bunun üzerine Pavlus ona, "Seni badanalı duvar, Tanrı sana vuracaktır!"
dedi. "Hem oturmuş Kutsal Yasa'ya göre beni yargılıyorsun, hem de Yasa'yı
çiğneyerek beni dövdürüyorsun."

Elç.23: 4 Çevrede duranlar, "Tanrı'nın başkâhinine hakaret mi ediyorsun?" dediler.

Elç.23: 5 Pavlus, "Kardeşler, başkâhin olduğunu bilmiyordum" dedi. "Nitekim, 'Halkını yönetenleri kötüleme' diye yazılmıştır."

Elç.23: 6 Oradakilerden bir bölümünün Saduki*, öbürlerinin de Ferisi* mezhebinden
olduğunu anlayan Pavlus, Yüksek Kurul'a şöyle seslendi: "Kardeşler, ben özbeöz
Ferisi'yim. Ölülerin dirileceği umudunu beslediğim için yargılanmaktayım."

Elç.23: 7 Pavlus'un bu sözü üzerine Ferisiler'le Sadukiler çekişmeye başladılar, Kurul
ikiye bölündü.

Elç.23: 8 Sadukiler, ölümden diriliş, melek ve ruh yoktur derler; Ferisiler ise
bunların hepsine inanırlar.

Elç.23: 9 Kurul'da büyük bir kargaşalık çıktı. Ferisi mezhebinden bazı din bilginleri*
kalkıp ateşli bir şekilde, "Bu adamda hiçbir suç görmüyoruz" diye bağırdılar.
"Bir ruh ya da bir melek kendisiyle konuşmuşsa, ne olmuş?"

Elç.23: 10 Çekişme öyle şiddetlendi ki komutan, Pavlus'u parçalayacaklar diye korktu. Askerlerin aşağı inip onu zorla aralarından alarak kaleye götürmelerini buyurdu.

Elç.23: 11 O gece Rab Pavlus'a görünüp, "Cesur ol" dedi, "Yeruşalim'de benimle ilgili nasıl tanıklık ettinse, Roma'da da öyle tanıklık etmen gerekir."

Pavlus'u Öldürme Girişimleri

Elç.23: 12 Ertesi sabah Yahudiler aralarında gizli bir anlaşma yaptılar. "Pavlus'u
öldürmeden bir şey yiyip içersek, bize lanet olsun!" diye ant içtiler.

Elç.23: 13 Bu anlaşmaya katılanların sayısı kırkı aşıyordu.

Elç.23: 14 Bunlar başkâhinlerle ileri gelenlerin yanına gidip şöyle dediler: "Biz,
'Pavlus'u öldürmeden ağzımıza bir şey koyarsak, bize lanet olsun!' diye ant içtik.

Elç.23: 15 Şimdi siz Yüksek Kurul'la* birlikte, Pavlus'a ilişkin durumu daha ayrıntılı
bir şekilde araştıracakmış gibi, komutanın onu size getirmesini rica edin. Biz
de, Pavlus daha Kurul'a gelmeden onu öldürmeye hazır olacağız."

Elç.23: 16 Ne var ki, Pavlus'un kızkardeşinin oğlu onların pusu kurduğunu duydu. Varıp kaleye girdi ve haberi Pavlus'a iletti.

Elç.23: 17 Yüzbaşılardan birini yanına çağıran Pavlus, "Bu genci komutana götür,
kendisine ileteceği bir haber var" dedi.

Elç.23: 18 Yüzbaşı, genci alıp komutana götürdü. "Tutuklu Pavlus beni çağırıp bu genci sana getirmemi rica etti. Sana bir söyleyeceği varmış" dedi.

Elç.23: 19 Komutan, genci elinden tutup bir yana çekti. "Bana bildirmek istediğin
nedir?" diye sordu.

Elç.23: 20 "Yahudiler sözbirliği ettiler" dedi, "Pavlus'la ilgili durumu daha
ayrıntılı bir şekilde araştırmak istiyorlarmış gibi, yarın onu Yüksek Kurul'a
götürmeni rica edecekler.

Elç.23: 21 Ama sen onlara kanma! Aralarından kırktan fazla kişi ona pusu kurmuş
bekliyor. 'Onu ortadan kaldırmadan bir şey yiyip içersek, bize lanet olsun!' diye
ant içtiler. Şimdi hazırlar, senden olumlu bir yanıt gelmesini bekliyorlar."

Elç.23: 22 Komutan, "Bunları bana açıkladığını hiç kimseye söyleme" diye uyardıktan sonra genci salıverdi.

Pavlus Sezariye'ye Yollanıyor

Elç.23: 23 Komutan, yüzbaşılardan ikisini yanına çağırıp şöyle dedi: "Akşam saat*
dokuzda Sezariye'ye hareket etmek üzere iki yüz piyade, yetmiş atlı ve iki yüz
mızraklı hazırlayın.

Elç.23: 24 Ayrıca Pavlus'u bindirip Vali Feliks'in yanına sağ salim ulaştırmak için
hayvan sağlayın."

Elç.23: 25-26 Sonra şöyle bir mektup yazdı:
"Klavdius Lisias'tan,
Sayın Vali Feliks'e selam.

Elç.23: 27 Bu adamı Yahudiler yakalamış öldürmek üzereydiler. Ne var ki, kendisinin Roma vatandaşı olduğunu öğrenince askerlerle yetişip onu kurtardım.

Elç.23: 28 Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudiler'in
Yüksek Kurulu'nun önüne çıkarttım.

Elç.23: 29 Suçlamanın, Yahudiler'in yasasına ilişkin bazı sorunlarla ilgili olduğunu
öğrendim. Ölüm ya da hapis cezasını gerektiren herhangi bir suçlama yoktu.

Elç.23: 30 Bana bu adama karşı bir tuzak kurulduğu bildirilince onu hemen sana
gönderdim. Onu suçlayanlara da kendisiyle ilgili şikâyetlerini sana
bildirmelerini buyurdum."

Elç.23: 31 Askerler, kendilerine verilen buyruk uyarınca Pavlus'u alıp geceleyin
Antipatris'e götürdüler.

Elç.23: 32 Ertesi gün, atlıları Pavlus'la birlikte yola devam etmek üzere bırakarak
kaleye döndüler.

Elç.23: 33 Atlılar Sezariye'ye varınca mektubu valiye verip Pavlus'u teslim ettiler.

Elç.23: 34-35 Vali mektubu okuduktan sonra Pavlus'un hangi ilden olduğunu sordu.
Kilikyalı olduğunu öğrenince, "Seni suçlayanlar da gelsin, o zaman seni dinlerim"
dedi. Sonra Pavlus'un, Hirodes'in* sarayında gözaltında tutulması için buyruk verdi.

 

 

BÖLÜM 24

 

Pavlus Feliks'in Önünde Suçlanıyor

 

Elç.24: 1 Bundan beş gün sonra Başkâhin Hananya, bazı ileri gelenler ve Tertullus adlı bir hatip Sezariye'ye gelip Pavlus'la ilgili şikâyetlerini valiye ilettiler.

Elç.24: 2-3 Pavlus çağrılınca Tertullus suçlamalarına başladı. "Ey erdemli Feliks!"
dedi. "Senin sayende uzun süredir esenlik içinde yaşamaktayız. Aldığın önlemlerle
de bu ulusun yararına olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Yaptıklarını, her zaman
ve her yerde büyük bir şükranla anıyoruz.

Elç.24: 4 Seni fazla yormak istemiyorum; söyleyeceğimiz birkaç sözü hoşgörüyle
dinlemeni rica ediyorum.

Elç.24: 5 "Biz şunu anladık ki, bu adam dünyanın her yanında bütün Yahudiler arasında kargaşalık çıkaran bir fesatçı ve Nasrani tarikatının elebaşılarından biridir.

Elç.24: 6-8 Tapınağı bile kirletmeye kalkıştı. Ama biz onu yakaladık.*fx* Onu sorguya çekersen, onunla ilgili bütün suçlamalarımızın doğruluğunu kendisinden
öğrenebilirsin."

Elç.24: 9 Oradaki Yahudiler de anlatılanların doğru olduğunu söyleyerek bu suçlamalara katıldılar.

Elç.24: 10 Valinin bir işareti üzerine Pavlus şöyle karşılık verdi: "Senin yıllardan
beri bu ulusa yargıçlık ettiğini bildiğim için, kendi savunmamı sevinçle yapıyorum.

Elç.24: 11 Sen kendin de öğrenebilirsin, tapınmak amacıyla Yeruşalim'e gidişimden bu yana sadece on iki gün geçti.

Elç.24: 12 Beni ne tapınakta, ne havralarda, ne de kentin başka bir yerinde herhangi
biriyle tartışırken ya da halkı ayaklandırmaya çalışırken görmüşlerdir.

Elç.24: 13 Şu anda bana yönelttikleri suçlamaları da sana kanıtlayamazlar.

Elç.24: 14 Bununla birlikte, sana şunu itiraf edeyim ki, kendilerinin tarikat
dedikleri Yol'un bir izleyicisi olarak atalarımızın Tanrısı'na kulluk ediyorum.
Kutsal Yasa'da ve peygamberlerin kitaplarında yazılı her şeye inanıyorum.

Elç.24: 15 Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru
olmayanların ölümden dirileceğine dair Tanrı'ya umut bağladım.

Elç.24: 16 Bu nedenle ben gerek Tanrı, gerek insanlar önünde vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum.

Elç.24: 17 "Uzun yıllar sonra, ulusuma bağışlar getirmek ve adaklar sunmak için
Yeruşalim'e geldim.

Elç.24: 18 Beni tapınakta adaklar sunarken buldukları zaman arınmış durumdaydım.
Çevremde ne bir kalabalık ne de karışıklık vardı. Ancak orada Asya İli'nden* bazı
Yahudiler bulunuyordu.

Elç.24: 19 Onların bana karşı bir diyecekleri varsa, senin önüne çıkıp suçlamalarını
belirtmeleri gerekir.

Elç.24: 20 Buradakiler de, Yüksek Kurul'un* önündeki duruşmam sırasında bende ne suç bulduklarını açıklasınlar.

Elç.24: 21 Önlerine çıkarıldığımda, 'Bugün, ölülerin dirilişi konusunda tarafınızdan
yargılanmaktayım' diye seslenmiştim. Olsa olsa beni bu konuda suçlayabilirler."

Elç.24: 22 İsa'nın yoluna ilişkin derin bilgisi olan Feliks duruşmayı başka bir güne
ertelerken, "Davanızla ilgili kararımı komutan Lisias gelince veririm" dedi.

Elç.24: 23 Oradaki yüzbaşıya da Pavlus'u gözaltında tutmasını, ama kendisine biraz
serbestlik tanımasını, ona yardımda bulunmak isteyen dostlarından hiçbirine engel
olmamasını buyurdu.

Elç.24: 24 Birkaç gün sonra Feliks, Yahudi olan karısı Drusilla ile birlikte geldi,
Pavlus'u çağırtarak Mesih İsa'ya olan inancı konusunda onu dinledi.

Elç.24: 25 Pavlus doğruluk, özdenetim ve gelecek olan yargı gününden söz edince Feliks korkuya kapıldı. "Şimdilik gidebilirsin" dedi, "Fırsat bulunca seni yine
çağırtırım."

Elç.24: 26 Bir yandan da Pavlus'un kendisine rüşvet vereceğini umuyordu. Bu nedenle onu sık sık çağırtır, onunla sohbet ederdi.

Elç.24: 27 İki yıl dolunca görevini Porkius Festus'a devreden Feliks, Yahudiler'in
gönlünü kazanmak amacıyla Pavlus'u hapiste bıraktı.

 

 

BÖLÜM 25

 

Festus'un Önünde Yargılanma

 

Elç.25: 1 Eyalete vardıktan üç gün sonra Festus, Sezariye'den Yeruşalim'e gitti.

Elç.25: 2-3 Başkâhinlerle Yahudiler'in ileri gelenleri, Pavlus'la ilgili şikâyetlerini
ona açıkladılar. Festus'tan kendilerine bir iyilikte bulunmasını isteyerek
Pavlus'u Yeruşalim'e getirtmesi için yalvardılar. Bu arada pusu kurup Pavlus'u
yolda öldüreceklerdi.

Elç.25: 4-5 Festus ise Pavlus'un Sezariye'de tutuklu bulunduğunu, kendisinin de
yakında oraya gideceğini söyleyerek, "Aranızda yetkili olanlar benimle gelsinler;
bu adam yanlış bir şey yapmışsa, ona karşı suç duyurusunda bulunsunlar" dedi.

Elç.25: 6 Festus, onların arasında sadece sekiz on gün kadar kaldı; sonra Sezariye'ye
döndü. Ertesi gün yargı kürsüsüne oturarak Pavlus'un getirilmesini buyurdu.

Elç.25: 7 Pavlus içeri girince, Yeruşalim'den gelen Yahudiler çevresini sardılar ve
kanıtlayamadıkları birçok ağır suçlamada bulundular.

Elç.25: 8 Pavlus, "Ne Yahudiler'in yasasına, ne tapınağa, ne de Sezar'a* karşı hiçbir
günah işlemedim" diyerek kendini savundu.

Elç.25: 9 Yahudiler'in gönlünü kazanmak isteyen Festus, Pavlus'a şöyle karşılık verdi: "Yeruşalim'e gidip orada benim önümde bu konularda yargılanmak ister misin?"

Elç.25: 10 Pavlus, "Ben Sezar'ın yargı kürsüsü önünde durmaktayım" dedi, "Burada
yargılanmam gerekir. Sen de çok iyi biliyorsun ki, Yahudiler'e karşı hiçbir suç
işlemedim.

Elç.25: 11 Şayet suçum varsa, ölüm cezasını gerektirecek bir şey yapmışsam, ölmekten çekinmem. Yok eğer bunların bana karşı yaptığı suçlamalar asılsız ise, hiç kimse beni onların eline teslim edemez. Davamın Sezar'a iletilmesini istiyorum."

Elç.25: 12 Festus, danışma kuruluyla görüştükten sonra şu yanıtı verdi: "Davanı
Sezar'a ilettin, Sezar'a gideceksin."

Festus, Kral Agrippa'ya Danışıyor

Elç.25: 13 Birkaç gün sonra Kral Agrippa ile Berniki*fx*, Festus'a bir nezaket
ziyaretinde bulunmak üzere Sezariye'ye geldiler.

Elç.25: 14 Bir süre orada kaldılar. Bu arada Festus, Pavlus'la ilgili durumu krala
anlattı. "Feliks'in tutuklu olarak bıraktığı bir adam var" dedi.

Elç.25: 15 "Yeruşalim'de bulunduğum sırada Yahudiler'in başkâhinleriyle ileri
gelenleri, onunla ilgili şikâyetlerini açıkladılar, onu cezalandırmamı istediler.

Elç.25: 16 "Ben onlara, 'Herhangi bir sanığı, kendisini suçlayanlarla yüzleştirmeden,
kendisine yöneltilen ithamlarla ilgili olarak savunma fırsatı vermeden, onu
suçlayanların eline teslim etmek Romalılar'ın geleneğine aykırıdır' dedim.

Elç.25: 17 Onlar benimle buraya gelince, hiç vakit kaybetmeden, ertesi gün yargı
kürsüsüne oturup adamın getirilmesini buyurdum.

Elç.25: 18 Ne var ki, kalkıp konuşan davacılar ona, beklediğim türden kötülüklerle
ilgili hiçbir suçlama yöneltmediler.

Elç.25: 19 Ancak onunla çekiştikleri bazı sorunlar vardı. Bunlar, kendi dinlerine ve
ölmüş de Pavlus'un iddiasına göre yaşamakta olan İsa adındaki birine ilişkin konulardı.

Elç.25: 20 Bunları nasıl soruşturacağımı bilemediğim için Pavlus'a, Yeruşalim'e gidip orada bu konularda yargılanmaya razı olup olmayacağını sordum.

Elç.25: 21 Ama kendisi davasını İmparator'a*fx* iletti, İmparator'un kararına dek
tutuklu kalmak istedi. Ben de onu İmparator'a*fx* göndereceğim zamana kadar
tutuklu kalmasını buyurdum."

Elç.25: 22 Agrippa Festus'a, "Ben de bu adamı dinlemek isterdim" dedi.
Festus da, "Yarın onu dinlersin" dedi.

Pavlus, Agrippa'nın Önünde

Elç.25: 23 Ertesi gün Agrippa ile Berniki büyük bir tantanayla gelip komutanlar ve
kentin ileri gelenleriyle birlikte toplantı salonuna girdiler. Festus'un buyruğu
üzerine Pavlus içeri getirildi.

Elç.25: 24 Festus, "Kral Agrippa ve burada bizimle bulunan bütün efendiler" dedi,
"Yeruşalim'de olsun, burada olsun, bütün Yahudi halkının bana şikâyet ettiği bu
adamı görüyorsunuz. 'Onu artık yaşatmamalı!' diye haykırıyorlardı.

Elç.25: 25 Oysa ben, ölüm cezasını gerektiren hiçbir suç işlemediğini anladım. Yine
de, kendisi davasının İmparator'a*fx* iletilmesini istediğinden, onu göndermeye
karar verdim.

Elç.25: 26 Ama Efendimiz'e bu adamla ilgili yazacak kesin bir şeyim yok. Bu yüzden onu sizin önünüze ve özellikle, Kral Agrippa, senin önüne çıkartmış bulunuyorum.
Amacım, bu soruşturmanın sonucunda yazacak bir şey bulabilmektir.

Elç.25: 27 Bir tutukluyu İmparator'a gönderirken, kendisine yöneltilen suçlamaları
belirtmemek bence anlamsız."

 

 

BÖLÜM 26

 

Elç.26: 1-2 Agrippa Pavlus'a, "Kendini savunabilirsin" dedi.
Bunun üzerine Pavlus elini uzatarak savunmasına şöyle başladı: "Kral Agrippa!
Yahudiler'in bana yönelttiği bütün suçlamalarla ilgili olarak savunmamı bugün
senin önünde yapacağım için kendimi mutlu sayıyorum.

Elç.26: 3 Özellikle şuna seviniyorum ki, sen Yahudiler'in bütün törelerini ve
sorunlarını yakından bilen birisin. Bu nedenle beni sabırla dinlemeni rica
ediyorum.

Elç.26: 4 "Bütün Yahudiler, gerek başlangıçta kendi memleketimde, gerek Yeruşalim'de, gençliğimden beri nasıl yaşadığımı bilirler.

Elç.26: 5 Beni eskiden beri tanırlar ve isteseler, geçmişte dinimizin en titiz mezhebi
olan Ferisiliğe* bağlı yaşadığıma tanıklık edebilirler.

Elç.26: 6 Şimdi ise, Tanrı'nın atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada
bulunmakta ve yargılanmaktayım.

Elç.26: 7 Bu, on iki oymağımızın gece gündüz Tanrı'ya canla başla kulluk ederek
erişmeyi umdukları vaattir. Ey kralım, Yahudiler'in bana yönelttikleri suçlamalar
bu umutla ilgilidir.

Elç.26: 8 Sizler, Tanrı'nın ölüleri diriltmesini neden 'inanılmaz' görüyorsunuz?

Elç.26: 9 "Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği
düşüncesindeydim.

Elç.26: 10 Ve Yeruşalim'de bunu yaptım. Başkâhinlerden aldığım yetkiyle kutsallardan birçoğunu hapse attırdım; ölüm cezasına çarptırıldıkları zaman oyumu onların aleyhinde kullandım.

Elç.26: 11 Bütün havraları dolaşıp sık sık onları cezalandırır, inandıklarına
küfretmeye zorlardım. Öylesine kudurmuştum ki, onlara zulmetmek için bulundukları yabancı kentlere bile giderdim.

Elç.26: 12 "Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şam'a doğru yola
çıkmıştım.

Elç.26: 13 Ey kralım, öğlende yolda giderken, gökten gelip benim ve yol arkadaşlarımın çevresini aydınlatan, güneşten daha parlak bir ışık gördüm.

Elç.26: 14 Hepimiz yere yıkılmıştık. Bir sesin bana İbrani* dilinde seslendiğini
duydum. 'Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?' dedi. 'Üvendireye karşı tepmekle
kendine zarar veriyorsun.'

Elç.26: 15 "Ben de, 'Ey Efendim, sen kimsin?' dedim.
"'Ben senin zulmettiğin İsa'yım' diye yanıt verdi Rab.

Elç.26: 16 'Haydi, ayağa kalk. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm. Hem gördüklerine, hem de kendimle ilgili sana göstereceklerime tanıklık edeceksin.

Elç.26: 17-18 Seni kendi halkının ve öteki ulusların elinden kurtaracağım. Seni,
ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan'ın hükümranlığından
Tanrı'ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarının
affına kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar.'

Elç.26: 19 "Bunun için, ey Kral Agrippa, bu göksel görüme uymazlık etmedim.

Elç.26: 20 Önce Şam ve Yeruşalim halkını, sonra bütün Yahudiye bölgesini ve öteki
ulusları, tövbe edip Tanrı'ya dönmeye ve bu tövbeye yaraşır işler yapmaya
çağırdım.

Elç.26: 21 Yahudiler'in beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.

Elç.26: 22 Ama bugüne dek Tanrı yardımcım oldu. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanıklık ediyorum. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa'nın
önceden haber verdiği olaylardan başka bir şey değildir.

Elç.26: 23 Onlar, Mesih'in* acı çekeceğini ve ölümden dirilenlerin ilki olarak gerek
kendi halkına, gerek öteki uluslara ışığın doğuşunu ilan edeceğini
bildirmişlerdi."

Elç.26: 24 Pavlus bu şekilde savunmasını sürdürürken Festus yüksek sesle, "Pavlus,
çıldırmışsın sen! Çok okumak seni delirtiyor!" dedi.

Elç.26: 25 Pavlus, "Sayın Festus" dedi, "Ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun
sözler söylüyorum.

Elç.26: 26 Kral bu konularda bilgili olduğu için kendisiyle çekinmeden konuşuyorum. Bu olaylardan hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.

Elç.26: 27 Kral Agrippa, sen peygamberlerin sözlerine inanıyor musun? İnandığını
biliyorum."

Elç.26: 28 Agrippa Pavlus'a şöyle dedi: "Bu kadar kısa bir sürede beni ikna edip
Mesihçi*fx* mi yapacaksın?"

Elç.26: 29 "İster kısa ister uzun sürede olsun" dedi Pavlus, "Tanrı'dan dilerim ki
yalnız sen değil, bugün beni dinleyen herkes, bu zincirler dışında benim gibi
olsun!"

Elç.26: 30-31 Kral, vali, Berniki ve onlarla birlikte oturanlar kalkıp dışarı
çıktıktan sonra aralarında şöyle konuştular: "Bu adamın, ölüm ya da hapis
cezasını gerektiren bir şey yaptığı yok."

Elç.26: 32 Agrippa da Festus'a, "Bu adam davasını Sezar'a* iletmeseydi, serbest
bırakılabilirdi" dedi.

 

 

BÖLÜM 27

 

Pavlus'un Roma'ya Deniz Yolculuğu

 

Elç.27: 1 İtalya'ya doğru yelken açmamıza karar verilince, Pavlus'la öteki bazı
tutukluları Avgustus*fx* taburundan Yulius adlı bir yüzbaşıya teslim ettiler.

Elç.27: 2 Asya İli'nin* kıyılarındaki limanlara uğrayacak olan bir Edremit gemisine
binerek denize açıldık. Selanik'ten Makedonyalı Aristarhus da yanımızdaydı.

Elç.27: 3 Ertesi gün Sayda'ya uğradık. Pavlus'a dostça davranan Yulius, ihtiyaçlarını
karşılamaları için dostlarının yanına gitmesine izin verdi.

Elç.27: 4 Oradan yine denize açıldık. Rüzgar ters yönden estiği için Kıbrıs'ın rüzgar
altından geçtik.

Elç.27: 5 Kilikya ve Pamfilya açıklarından geçerek Likya'nın Mira Kenti'ne geldik.

Elç.27: 6 Orada, İtalya'ya gidecek bir İskenderiye gemisi bulan yüzbaşı, bizi o gemiye bindirdi.

Elç.27: 7 Günlerce ağır ağır yol alarak Knidos Kenti'nin açıklarına güçlükle
gelebildik. Rüzgar bize engel olduğundan Salmone burnundan dolanarak Girit'in
rüzgar altından geçtik.

Elç.27: 8 Kıyı boyunca güçlükle ilerleyerek Laseya Kenti'nin yakınlarında bulunan ve Güzel Limanlar denilen bir yere geldik.

Elç.27: 9-10 Epey vakit kaybetmiştik; oruç günü*fx* bile geçmişti. O mevsimde deniz yolculuğu tehlikeli olacaktı. Bu nedenle Pavlus onları uyardı: "Efendiler" dedi,
"Bu yolculuğun yalnız yük ve gemiye değil, canlarımıza da çok zarar ve ziyan
getireceğini görüyorum."

Elç.27: 11 Ama yüzbaşı, Pavlus'un söylediklerini dinleyeceğine, kaptanla gemi
sahibinin sözüne uydu.

Elç.27: 12 Liman kışlamaya elverişli olmadığından gemidekilerin çoğu, oradan tekrar denize açılmaya, mümkünse Feniks'e ulaşıp kışı orada geçirmeye karar verdiler.Feniks, Girit'in lodos ve karayele kapalı bir limanıdır.

Fırtına

Elç.27: 13 Güneyden hafif bir rüzgar esmeye başlayınca, bekledikleri anın geldiğini
sanarak demir aldılar; Girit kıyısını yakından izleyerek ilerlemeye başladılar.

Elç.27: 14 Ne var ki, çok geçmeden karadan Evrakilon denen bir kasırga koptu.

Elç.27: 15 Kasırgaya tutulan gemi rüzgara karşı gidemeyince, kendimizi sürüklenmeye bıraktık.

Elç.27: 16 Gavdos denen küçük bir adanın rüzgar altına sığınarak geminin filikasını
güçlükle sağlama alabildik.

Elç.27: 17 Filikayı yukarı çektikten sonra halatlar kullanarak gemiyi alttan
kuşattılar. Sirte Körfezi'nin*fx* sığlıklarında karaya oturmaktan korktukları
için yelken takımlarını indirip kendilerini sürüklenmeye bıraktılar.

Elç.27: 18 Fırtına bizi bir hayli hırpaladığı için ertesi gün gemiden yük atmaya
başladılar.

Elç.27: 19 Üçüncü gün geminin takımlarını kendi elleriyle denize attılar.

Elç.27: 20 Günlerce ne güneş ne de yıldızlar göründü. Fırtına da olanca şiddetiyle
sürdüğünden, artık kurtuluş umudunu tümden yitirmiştik.

Elç.27: 21 Adamlar uzun zaman yemek yiyemeyince Pavlus ortaya çıkıp şöyle dedi:
"Efendiler, beni dinleyip Girit'ten ayrılmamanız, bu zarar ve ziyana uğramamanız
gerekirdi.

Elç.27: 22 Şimdi size öğüdüm şu: Cesur olun! Gemi mahvolacak, ama aranızda hiçbir can kaybı olmayacak.

Elç.27: 23-24 Çünkü kendisine ait olduğum, kendisine kulluk ettiğim Tanrı'nın bir
meleği bu gece yanıma gelip dedi ki, 'Korkma Pavlus, Sezar'ın* önüne çıkman
gerekiyor. Dahası Tanrı, seninle birlikte yolculuk edenlerin hepsini sana
bağışlamıştır.'

Elç.27: 25 Bunun için efendiler, cesur olun! Tanrı'ya inanıyorum ki, her şey tıpkı
bana bildirildiği gibi olacak.

Elç.27: 26 Ancak bir adada karaya oturmamız gerekiyor."

Gemi Karaya Oturuyor

Elç.27: 27 On dördüncü gece İyon Denizi'nde*fx* sürükleniyorduk. Gece yarısına doğru gemiciler karaya yaklaştıklarını sezinlediler.

Elç.27: 28 Denizin derinliğini ölçtüler ve yirmi kulaç*fx* olduğunu gördüler. Biraz
ilerledikten sonra bir daha ölçtüler, on beş kulaç*fx* olduğunu gördüler.

Elç.27: 29 Kayalıklara bindirmekten korkarak kıçtan dört demir attılar ve günün tez
doğması için dua ettiler.

Elç.27: 30 Bu sırada gemiciler gemiden kaçma girişiminde bulundular. Baş taraftan
demir atacaklarmış gibi yapıp filikayı denize indirdiler.

Elç.27: 31 Ama Pavlus yüzbaşıyla askerlere, "Bunlar gemide kalmazsa, siz
kurtulamazsınız" dedi.

Elç.27: 32 Bunun üzerine askerler ipleri kesip filikayı denize düşürdüler.

Elç.27: 33 Gün doğmak üzereyken Pavlus herkesi yemek yemeye çağırdı. "Bugün on dört gündür kaygılı bir bekleyiş içindesiniz, hiçbir şey yemeyip aç kaldınız" dedi.

Elç.27: 34 "Bunun için size rica ediyorum, yemek yiyin. Kurtuluşunuz için bu gerekli.Hiçbirinizin başından tek kıl bile eksilmeyecektir."

Elç.27: 35 Pavlus bunları söyledikten sonra ekmek aldı, hepsinin önünde Tanrı'ya
şükretti, ekmeği bölüp yemeye başladı.

Elç.27: 36 Hepsi bundan cesaret alarak yemek yedi.

Elç.27: 37 Gemide toplam iki yüz yetmiş altı kişiydik.

Elç.27: 38 Herkes doyduktan sonra, buğdayı denize boşaltarak gemiyi hafiflettiler.

Elç.27: 39 Gündüz olunca gördükleri karayı tanıyamadılar. Ama kumsalı olan bir körfez farkederek, mümkünse gemiyi orada karaya oturtmaya karar verdiler.

Elç.27: 40 Demirleri kesip denizde bıraktılar. Aynı anda dümenlerin iplerini çözüp ön yelkeni rüzgara vererek kumsala yöneldiler.

Elç.27: 41 Gemi bir kum yükseltisine çarpıp karaya oturdu. Geminin başı kuma saplanıp kımıldamaz oldu, kıç tarafı ise dalgaların şiddetiyle dağılmaya başladı.

Elç.27: 42 Askerler, tutuklulardan hiçbiri yüzerek kaçmasın diye onları öldürmek
niyetindeydi.

Elç.27: 43-44 Ama Pavlus'u kurtarmak isteyen yüzbaşı askerleri bu düşünceden
vazgeçirdi. Önce yüzme bilenlerin denize atlayıp karaya çıkmalarını, sonra geriye
kalanların, kiminin tahtalara kiminin de geminin öbür döküntülerine tutunarak
onları izlemesini buyurdu. Böylelikle herkes sağ salim karaya çıktı.

 

 

BÖLÜM 28

 

Malta'da

 

Elç.28: 1 Kurtulduktan sonra adanın Malta adını taşıdığını öğrendik.

Elç.28: 2 Yerliler bize olağanüstü bir yakınlık gösterdiler. Hava yağışlı ve soğuk
olduğu için ateş yakıp hepimizi dostça karşıladılar.

Elç.28: 3 Pavlus bir yığın çalı çırpı toplayıp ateşin üzerine attı. O anda ısıdan
kaçan bir engerek onun eline yapıştı.

Elç.28: 4 Yerliler Pavlus'un eline asılan yılanı görünce birbirlerine, "Bu adam
kuşkusuz bir katil" dediler. "Denizden kurtuldu, ama adalet onu yaşatmadı."

Elç.28: 5 Ne var ki, elini silkip yılanı ateşin içine fırlatan Pavlus hiçbir zarar
görmedi.

Elç.28: 6 Halk, Pavlus'un bedeninin şişmesini ya da birdenbire düşüp ölmesini
bekliyordu. Ama uzun süre bekleyip de ona bir şey olmadığını görünce fikirlerini
değiştirdiler. "Bu bir ilahtır!" dediler.

Elç.28: 7 Bulunduğumuz yerin yakınında adanın baş yetkilisi olan Publius adlı birinin toprakları vardı. Bu adam bizi evine kabul ederek üç gün dostça ağırladı.

Elç.28: 8 O sırada Publius'un babası kanlı ishale yakalanmış ateşler içinde yatıyordu.
Hastanın yanına giren Pavlus dua etti, ellerini üzerine koyup onu iyileştirdi.

Elç.28: 9 Bu olay üzerine adadaki öbür hastalar da gelip iyileştirildiler.

Elç.28: 10 Bizi bir sürü armağanla onurlandırdılar; denize açılacağımız zaman
gereksindiğimiz malzemeleri gemiye yüklediler.

Roma'ya Varış

Elç.28: 11 Üç ay sonra, kışı adada geçiren ve ikiz tanrılar simgesini taşıyan bir
İskenderiye gemisiyle denize açıldık.

Elç.28: 12 Sirakuza Kenti'ne uğrayıp üç gün kaldık.

Elç.28: 13 Oradan da yolumuza devam ederek Regium'a geldik. Ertesi gün güneyden esmeye başlayan rüzgarın yardımıyla iki günde Puteoli'ye vardık.

Elç.28: 14 Orada bulduğumuz kardeşler, bizi yanlarında bir hafta kalmaya çağırdılar.
Sonunda Roma'ya vardık.

Elç.28: 15 Haberimizi alan Roma'daki kardeşler, bizi karşılamak için Appius Çarşısı'na ve Üç Hanlar'a kadar geldiler. Pavlus onları görünce Tanrı'ya şükretti,
yüreklendi.

Elç.28: 16 Roma'ya girdiğimizde Pavlus'un, bir asker gözetiminde yalnız başına
kalmasına izin verildi.

Pavlus'un Roma'daki Etkinlikleri

Elç.28: 17 Üç gün sonra Pavlus, Yahudiler'in ileri gelenlerini bir araya çağırdı.
Bunlar toplandıkları zaman Pavlus kendilerine şöyle dedi: "Kardeşler, halkımıza
ya da atalarımızın törelerine karşı hiçbir şey yapmadığım halde, Yeruşalim'de
tutuklanıp Romalılar'ın eline teslim edildim.

Elç.28: 18 Onlar beni sorguya çektikten sonra serbest bırakmak istediler. Çünkü ölüm cezasını gerektiren hiçbir suç işlememiştim.

Elç.28: 19 Ama Yahudiler buna karşı çıkınca, davamı Sezar'a* iletmek zorunda kaldım.Bunu, kendi ulusumdan herhangi bir şikâyetim olduğu için yapmadım.

Elç.28: 20 Ben İsrail'in umudu uğruna bu zincire vurulmuş bulunuyorum. Sizi buraya,işte bu konuyu görüşmek ve konuşmak için çağırdım."

Elç.28: 21 Onlar Pavlus'a, "Yahudiye'den seninle ilgili mektup almadık, oradan gelen
kardeşlerden hiçbiri de senin hakkında kötü bir haber getirmedi, kötü bir şey
söylemedi" dediler.

Elç.28: 22 "Biz senin fikirlerini senden duymak isteriz. Çünkü her yerde bu mezhebe
karşı çıkıldığını biliyoruz."

Elç.28: 23 Pavlus'la bir gün kararlaştırdılar ve o gün, daha büyük bir kalabalıkla
onun kaldığı yere geldiler. Pavlus sabahtan akşama dek onlara Tanrı'nın Egemenliği'ne* ilişkin açıklamalarda bulundu ve bu konuda tanıklık etti. Gerek
Musa'nın Yasası'na, gerek peygamberlerin yazılarına dayanarak onları İsa hakkında
ikna etmeye çalıştı.

Elç.28: 24 Bazıları onun sözlerine inandı, bazıları ise inanmadı.

Elç.28: 25 Birbirleriyle anlaşamayınca, Pavlus'un şu son sözünden sonra ayrıldılar:
"Peygamber Yeşaya aracılığıyla atalarınıza seslenen Kutsal Ruh doğru söyledi.

Elç.28: 26 Ruh dedi ki,
'Bu halka gidip şunu söyle:
Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
Bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz.

Elç.28: 27 Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
Kulakları ağırlaştı.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
Kulakları duymasın, yürekleri anlamasın,
Ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'

Elç.28: 28-29 "Şunu bilin ki, Tanrı'nın sağladığı bu kurtuluşun haberi öteki uluslara
gönderilmiştir. Ve onlar buna kulak vereceklerdir."*fx*

Elç.28: 30 Pavlus tam iki yıl kendi kiraladığı evde kaldı ve ziyaretine gelen herkesi
kabul etti.

Elç.28: 31 Hiçbir engelle karşılaşmadan Tanrı'nın Egemenliği'ni tam bir cesaretle
duyuruyor, Rab İsa Mesih'le ilgili gerçekleri öğretiyordu.

 

DİPNOTLAR:

1:1-2 "İlk kitabım": İncil'in Luka kısmı.
1:12 "Yaklaşık bir kilometre": Grekçe "Bir Şabat Günü yolculuğu". Yahudi din
kurallarına göre Şabat Günü 2 000 arşından (yaklaşık 1 050 m.) fazla yol gitmek
yasaktı.
2:21 "Rab'be yakaran": Grekçe "Rab'bin adını çağıran".
2:34-35 "Ayaklarının altına serinceye dek": Grekçe "Ayaklarına tabure yapıncaya
dek".
3:16 "Aracılığıyla etkin olan": Grekçe "Aracılığıyla olan".
4:27-28 "Gücün": Grekçe "Elin".
5 "Buyruğuna verirlerdi": Grekçe "Ayaklarının dibine koyarlardı". (Benzeri bir deyim 4:36-37 ve 5:1-2'de de geçiyor.)
5:3 "Şeytan'a uydun": Grekçe "Şeytan senin yüreğini doldurdu".
6:2 "Maddi işlerle uğraşmamız" ya da "Sofralara hizmet etmemiz".
7:43 "Refan": Refan ya da Remfan, Satürn gezegeniyle ilgili olan ve eski çağlarda
bazı Filistinli halkların taptığı bir ilahtı.
7:44 "Tanıklık Çadırı": İsrailliler'in, Buluşma Çadırı diye de bilinen taşınabilir tapınağı. Tanrı'nın Musa aracılığıyla halkına verdiği, On Buyruk'un yazıldığı taş levhalar bu çadırda bulunurdu.
7:51 "Yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş olanlar": Tanrı'ya yürekten bağlı
olmayan, O'nun sözünü dinlemeyen kişiler.
8:27 O çağda Etiyopya krallığı bugünkü Etiyopya'dan farklı toprakları içeriyordu.
8:36-37 Bazı Grekçe elyazmaları, "Filipus, 'Bütün yüreğinle iman edersen, vaftiz
olabilirsin' dedi. Hadım da, 'İman ediyorum ki, İsa Mesih Tanrı'nın Oğlu'dur'
dedi" sözlerini de içerir.
10:30 "Üç gün": Grekçe "Dördüncü gün". O çağda insanlar günleri hesaplarken
yaşadıkları günü de sayarlardı.
10:45 "Yahudi": Grekçe "Sünnetlilikten olan".
11:21 "Rab'bin gücü": Grekçe "Rab'bin eli".
11:25-26 "Mesihçiler": Mesih* sözcüğünden türetilen bu lakap Grekçe'de "Hristianos" diye geçer.
14:12 "Zeus": Grekler'in inanışına göre en büyük ilah.
14:12 "Hermes": Grekler'in inanışına göre, Zeus'un özel yardımcısı ve sözcüsü
olan ilah.
15:14 "Kendine ait olacak": Grekçe "Kendi adı için".
15:17-18 "Bana ait olan": Grekçe "Üzerlerinde adımın anıldığı".
15:33-34 Bazı Grekçe elyazmaları, "Ama Silas orada kalmaya karar verdi" sözlerini
de içerir.
17:18 "Epikürcü": Grek filozofu Epikür'ün (İ.Ö. 341-270) öğretisini benimseyen
kişi. Bu öğretiye göre ruh, beden gibi ölümlüdür, yeryüzündeki yaşamdan başka
yaşam yoktur. Kişinin, mutluluğu ataraksiyada (ruh dinginliğinde) araması gereklidir.
17:18 "Stoacı": Kişinin, mutluluğu ancak bütün acılar ve zevklerden kaçınmakla
bulabileceğini savunan Grek filozofu Zenon'un (İ.Ö.?335-?263) öğretilerini
benimseyen kişi.
17:19 "Ares Tepesi Kurulu": Grekçe "Areopagos" (Ares Tepesi); eski Atinalılar'ın,
ilk zamanlarda Ares Tepesi'nde toplanmış, daha sonraları da bu adla anılagelmiş
olan ulusal meclisi.
18:6 "'Başınıza geleceklerin sorumlusu sizsiniz!' dedi. 'Sorumluluk benden
gitti.'": Grekçe "'Kanınız başınıza!' dedi. 'Ben temizim.'"
19:24 "Artemis": Grekler'in önemli bir tanrıçası; Artemis'in ya da Latince adıyla
Diana'nın en büyük tapınağı Efes Kenti'ndeydi.
19:38 "Yargıçlar": Grekçe "Valiler".
20:2 Burada Yunanistan sözcüğünün Roma İmparatorluğu'nun ili Ahaya için
kullanıldığı sanılıyor.
20:9 "İkinci": Grekçe "Üçüncü". (Zemin kat birinci kat sayılırdı).
20:26 "Kimsenin uğrayacağı cezadan sorumlu değilim": Grekçe "Herkesin kanından
temizim".
21:38 "Tedhişçi": Grekçe "Hançerli", şiddet yanlısı milliyetçi bir Yahudi partisinin üyelerine verilen ad.
24:6-8 Bazı Grekçe elyazmaları, "Ve kendi yasamıza göre yargılamak istedik. Ne
var ki, komutan Lisias gelip kaba kuvvet kullanarak onu elimizden aldı götürdü.
Onu suçlayanların sana başvurmalarını buyurdu" sözlerini de içerir.
25:13 "Berniki": Agrippa'nın kız kardeşi.
25:21,25 "İmparator": Grekçe "Sevastos", Roma imparatorlarının unvanlarından biri olan Avgustus'un karşılığı.
25:21 "İmparator'a": Grekçe "Sezar'a".
26:28 "Mesihçi": Mesih* sözcüğünden türetilen bu lakap Grekçe'de "Hristianos"
diye geçer.
27:1 "Avgustus": Grekçe "Sevastos".
27:9-10 "Oruç günü": Yahudiler'in Eylül ya da Ekim ayında kutladıkları bayram.
Günümüzde Yom Kippur olarak bilinir (bkz. Lev.16:29-34).
27:17 "Sirte Körfezi": Libya'nın kuzeybatı kıyılarında yer yer çok sığ olan körfez.
27:27 "İyon Denizi": Grekçe "Adriya Denizi". O çağda Adriya Denizi terimi bugünkü İyon Denizi'ni de içine alıyordu.
27:28 "Yirmi kulaç": Yaklaşık 36 m. (bkz. Birimler Cetveli).
27:28 "On beş kulaç": Yaklaşık 27 m. (bkz. Birimler Cetveli).
28:28-29 Bazı Grekçe elyazmaları, "Pavlus'un bu sözlerinden sonra Yahudiler kendi
aralarında şiddetle tartışarak oradan ayrıldılar" sözlerini de içerir.


(kutsalkitap.tk)