Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

BÖLÜM 8

 

Elç.8: 1 İstefanos'un öldürülmesini Saul da onaylamıştı. O gün Yeruşalim'deki kiliseye* karşı korkunç bir baskı dönemi başladı. Elçiler hariç bütün imanlılar Yahudiye ve Samiriye'nin her yanına dağıldılar.

Elç.8: 2 Bazı dindar kişiler, İstefanos'u gömdükten sonra onun için büyük yas
tuttular.

Elç.8: 3 Saul ise inanlılar topluluğunu* kırıp geçiriyordu. Ev ev dolaşarak, kadın
erkek demeden imanlıları dışarı sürüklüyor, hapse atıyordu.

Filipus Samiriye'de

Elç.8: 4 Bunun sonucu dağılan imanlılar, gittikleri her yerde Tanrı sözünü
müjdeliyorlardı.

Elç.8: 5 Filipus, Samiriye* Kenti'ne gidip oradakilere Mesih'i* tanıtmaya başladı.

Elç.8: 6 Filipus'u dinleyen ve gerçekleştirdiği belirtileri gören kalabalıklar, hep
birlikte onun söylediklerine kulak verdiler.

Elç.8: 7 Birçoklarının içinden kötü ruhlar yüksek sesle haykırarak çıktı; birçok
felçli ve kötürüm iyileştirildi.

Elç.8: 8 Ve o kentte büyük sevinç oldu.

Büyücü Simun

Elç.8: 9 Ne var ki, kentte bir süreden beri büyücülük yapan ve Samiriye halkını
şaşkına çeviren Simun adlı biri vardı. Simun, büyük adam olduğunu iddia ediyordu.

Elç.8: 10 Küçük büyük, herkes onu dikkatle dinler, "Büyük Güç dedikleri Tanrı gücü
işte budur" derlerdi.

Elç.8: 11 Uzun zamandan beri onları büyücülüğüyle şaşkına çevirdiği için onu dikkatle dinlerlerdi.

Elç.8: 12 Ama Tanrı'nın Egemenliği* ve İsa Mesih adıyla ilgili Müjde'yi duyuran
Filipus'un söylediklerine inandıkları zaman, erkekler de kadınlar da vaftiz* oldular.

Elç.8: 13 Simun'un kendisi de inanıp vaftiz oldu. Ondan sonra sürekli olarak
Filipus'un yanında kaldı. Doğaüstü belirtileri ve yapılan büyük mucizeleri
görünce şaşkına döndü.

Elç.8: 14 Yeruşalim'deki elçiler, Samiriye halkının, Tanrı'nın sözünü benimsediğini
duyunca Petrus'la Yuhanna'yı onlara gönderdiler.

Elç.8: 15 Petrus'la Yuhanna oraya varınca, Samiriyeli imanlıların Kutsal Ruh'u
almaları için dua ettiler.

Elç.8: 16 Çünkü Ruh daha hiçbirinin üzerine inmemişti. Rab İsa'nın adıyla vaftiz
olmuşlardı, o kadar.

Elç.8: 17 Petrus'la Yuhanna onların üzerine ellerini koyunca, onlar da Kutsal Ruh'u
aldılar.

Elç.8: 18-19 Elçilerin bu el koyma hareketiyle Kutsal Ruh'un verildiğini gören Simun onlara para teklif ederek, "Bana da bu yetkiyi verin, kimin üzerine ellerimi
koysam Kutsal Ruh'u alsın" dedi.

Elç.8: 20 Petrus, "Paran da yok olsun, sen de!" dedi, "Çünkü Tanrı'nın armağanını
parayla elde edebileceğini sandın.

Elç.8: 21 Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrı'nın gözünde doğru
değildir.

Elç.8: 22 Bu kötülüğünden tövbe et ve Rab'be yalvar, yüreğindeki bu düşünce belki
bağışlanır.

Elç.8: 23 Senin kin dolu, kötülüğe tutsak biri olduğunu görüyorum."

Elç.8: 24 Simun, "Benim için Rab'be yalvarın da söylediklerinizden hiçbiri başıma
gelmesin" diye karşılık verdi.

Elç.8: 25 Petrus'la Yuhanna tanıklık edip Rab'bin sözünü bildirdikten sonra,
Samiriye'nin birçok köyünde de Müjde'yi duyura duyura Yeruşalim'e döndüler.

Filipus ve Etiyopyalı

Elç.8: 26 Bu arada Rab'bin bir meleği Filipus'a şöyle seslendi: "Kalk, güneye doğru,
Yeruşalim'den Gazze'ye inen yola, çöl yoluna git."

Elç.8: 27 Filipus da kalkıp gitti. Giderken Etiyopyalı bir hadım gördü. Bu adam
Etiyopya*fx* Kraliçesi Kandaki'nin vezirlerinden biriydi. Kraliçenin bütün
hazinelerinden sorumluydu. Yeruşalim'e, tapınmaya gelmişti.

Elç.8: 28 Geri dönerken arabasında oturmuş, Peygamber Yeşaya'nın Kitabı'nı okuyordu.

Elç.8: 29 Ruh Filipus'a, "Git" dedi, "Şu arabaya yetiş."

Elç.8: 30 Filipus koşup arabanın yanına geldi ve hadımın Peygamber Yeşaya'yı okumakta olduğunu işitti. "Acaba okuduklarını anlıyor musun?" diye sordu.

Elç.8: 31 Hadım, "Biri bana yol göstermedikçe nasıl anlayabilirim ki?" diyerek
Filipus'un arabaya binip yanına oturmasını rica etti.

Elç.8: 32 Kutsal Yazılar'dan okuduğu bölüm şuydu:
"Koyun gibi kesime götürüldü;
Kırkıcının önünde kuzu nasıl ses çıkarmazsa,
O da öylece ağzını açmadı.

Elç.8: 33 Aşağılandığında adalet O'ndan esirgendi.
O'nun soyunu kim anacak?
Çünkü yeryüzündeki yaşamına son verildi."

Elç.8: 34 Hadım Filipus'a, "Lütfen açıklar mısın, peygamber kimden söz ediyor,
kendisinden mi, bir başkasından mı?" diye sordu.

Elç.8: 35 Bunun üzerine Filipus anlatmaya koyuldu. Kutsal Yazılar'ın bu bölümünden başlayarak ona İsa'yla ilgili Müjde'yi bildirdi.

Elç.8: 36-37 Yolda giderlerken su bulunan bir yere geldiler. Hadım, "Bak, burada su
var" dedi. "Vaftiz* olmama ne engel var?"*fx*

Elç.8: 38 Sonra arabanın durmasını buyurdu. Filipus'la hadım birlikte suya girdiler
ve Filipus hadımı vaftiz etti.

Elç.8: 39 Sudan çıktıkları zaman Rab'bin Ruhu Filipus'u hemen oradan uzaklaştırdı.
Filipus'u bir daha görmeyen hadım sevinç içinde yoluna devam etti.

Elç.8: 40 Filipus ise kendini Aşdot Kenti'nde buldu. Sezariye'ye varıncaya dek bütün
kentleri dolaşarak Müjde'yi duyurdu.

 

 

BÖLÜM 9

 

İsa Saul'a Görünüyor

 

Elç.9: 1-2 Saul ise Rab'bin öğrencilerine karşı hâlâ tehdit ve ölüm soluyordu.
Başkâhine gitti, Şam'daki havralara verilmek üzere mektuplar yazmasını istedi.
Orada İsa'nın yolunda yürüyen kadın erkek, kimi bulsa tutuklayıp Yeruşalim'e
getirmek niyetindeydi.

Elç.9: 3 Yol alıp Şam'a yaklaştığı sırada, birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini
aydınlattı.

Elç.9: 4 Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, "Saul, Saul, neden bana
zulmediyorsun?" dediğini işitti.

Elç.9: 5 Saul, "Ey Efendim, sen kimsin?" dedi.
"Ben senin zulmettiğin İsa'yım" diye yanıt geldi.

Elç.9: 6 "Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği sana bildirilecek."

Elç.9: 7 Saul'la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu, oldukları yerde
kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.

Elç.9: 8 Saul yerden kalktı, ama gözlerini açtığında hiçbir şey göremiyordu. Sonra
kendisini elinden tutup Şam'a götürdüler.

Elç.9: 9 Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul hiçbir şey yiyip içmedi.

Elç.9: 10 Şam'da Hananya adında bir İsa öğrencisi vardı. Bir görümde Rab ona,
"Hananya!" diye seslendi.
"Buradayım, ya Rab" dedi Hananya.

Elç.9: 11 Rab ona, "Kalk" dedi, "Doğru Sokak denilen sokağa git ve Yahuda'nın evinde Saul adında Tarsuslu birini sor. Şu anda orada dua ediyor.

Elç.9: 12 Görümünde yanına Hananya adlı birinin geldiğini ve gözlerini açmak için
ellerini kendisinin üzerine koyduğunu görmüştür."

Elç.9: 13 Hananya şöyle karşılık verdi: "Ya Rab, birçoklarının bu adam hakkında neler anlattıklarını duydum. Yeruşalim'de senin kutsallarına nice kötülük yapmış!

Elç.9: 14 Burada da senin adını anan herkesi tutuklamak için başkâhinlerden yetki
almıştır."

Elç.9: 15 Rab ona, "Git!" dedi. "Bu adam, benim adımı öteki uluslara*, krallara ve
İsrailoğulları'na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır.

Elç.9: 16 Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim."

Elç.9: 17 Bunun üzerine Hananya gitti, eve girdi ve ellerini Saul'un üzerine koydu.
"Saul kardeş" dedi, "Sen buraya gelirken yolda sana görünen Rab, yani İsa,
gözlerin açılsın ve Kutsal Ruh'la dolasın diye beni yolladı."

Elç.9: 18 O anda Saul'un gözlerinden balık pulunu andıran şeyler düştü. Saul yeniden
görmeye başladı. Kalkıp vaftiz* oldu.

Elç.9: 19 Sonra yemek yiyip kuvvet buldu.
Saul, Şam'da ve Yeruşalim'de
Saul birkaç gün Şam'daki öğrencilerin yanında kaldı.

Elç.9: 20 Havralarda İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğunu hemen duyurmaya başladı.

Elç.9: 21 Onu duyanların hepsi şaşkına döndü. "Yeruşalim'de bu adı ananları kırıp
geçiren adam bu değil mi? Buraya da, öylelerini tutuklayıp başkâhinlere götürmek
amacıyla gelmedi mi?" diyorlardı.

Elç.9: 22 Saul ise günden güne güçleniyordu. İsa'nın Mesih* olduğuna dair kanıtlar
göstererek Şam'da yaşayan Yahudiler'i şaşkına çeviriyordu.

Elç.9: 23 Aradan günler geçti. Yahudiler Saul'u öldürmek için bir düzen kurdular.

Elç.9: 24 Ne var ki, kurdukları düzenle ilgili haber Saul'a ulaştı. Yahudiler onu
öldürmek için gece gündüz kentin kapılarını gözlüyorlardı.

Elç.9: 25 Ama Saul'un öğrencileri geceleyin kendisini aldılar, kentin surlarından
sarkıttıkları bir küfe içinde aşağı indirdiler.

Elç.9: 26 Saul Yeruşalim'e varınca oradaki öğrencilere katılmaya çalıştı. Ama hepsi
ondan korkuyor, İsa'nın öğrencisi olduğuna inanamıyorlardı.

Elç.9: 27 O zaman Barnaba onu alıp elçilere götürdü. Onlara, Saul'un Şam yolunda
Rab'bi nasıl gördüğünü, Rab'bin de onunla konuştuğunu, Şam'da ise onun İsa adını
nasıl korkusuzca duyurduğunu anlattı.

Elç.9: 28 Böylelikle Saul, Yeruşalim'de girip çıktıkları her yerde öğrencilerle
birlikte bulunarak Rab'bin adını korkusuzca duyurmaya başladı.

Elç.9: 29 Dili Grekçe olan Yahudiler'le konuşup tartışıyordu. Ama onlar onu öldürmeyi tasarlıyorlardı.

Elç.9: 30 Kardeşler bunu öğrenince onu Sezariye'ye götürüp oradan Tarsus'a
yolladılar.

Elç.9: 31 Bütün Yahudiye, Celile ve Samiriye'deki* inanlılar topluluğu* esenliğe
kavuştu. Gelişen ve Rab korkusu içinde yaşayan topluluk Kutsal Ruh'un yardımıyla
sayıca büyüyordu.

Eneas ve Tabita

Elç.9: 32 Bu arada her tarafı dolaşan Petrus, Lidda'da yaşayan kutsallara da uğradı.

Elç.9: 33 Orada Eneas adında birine rastladı. Eneas felçliydi. Sekiz yıldan beri
yatalaktı.

Elç.9: 34 Petrus ona, "Eneas, İsa Mesih seni iyileştiriyor" dedi. "Kalk, yatağını
topla." Eneas hemen ayağa kalktı.

Elç.9: 35 Lidda ve Şaron'da yaşayan herkes onu gördü ve Rab'be döndü.

Elç.9: 36 Yafa'da, İsa öğrencisi olan Tabita adında bir kadın vardı. Tabita, ceylan
anlamına gelir. Bu kadın her zaman iyilik yapıp yoksullara yardım ederdi.

Elç.9: 37 O günlerde hastalanıp öldü. Ölüsünü yıkayıp üst kattaki odaya koydular.

Elç.9: 38 Lidda Yafa'ya yakın olduğundan, Petrus'un Lidda'da bulunduğunu duyan
öğrenciler ona iki kişi yollayıp, "Vakit kaybetmeden yanımıza gel" diye
yalvardılar.

Elç.9: 39 Petrus kalkıp onlarla birlikte gitti. Eve varınca onu üst kattaki odaya
çıkardılar. Bütün dul kadınlar ağlayarak Petrus'un çevresinde toplandılar. Ona,
Ceylan'ın kendileriyle birlikteyken diktiği entarilerle üstlükleri gösterdiler.

Elç.9: 40 Petrus, herkesi dışarı çıkarttı, diz çöküp dua etti. Sonra ölüye doğru
dönerek, "Tabita, kalk" dedi. Kadın gözlerini açtı, Petrus'u görünce doğrulup
oturdu.

Elç.9: 41 Petrus elini uzatarak onu ayağa kaldırdı. Sonra kutsallarla dul kadınları
çağırdı, Ceylan'ı diri olarak onlara teslim etti.

Elç.9: 42 Bu olayın haberi bütün Yafa'ya yayıldı ve birçokları Rab'be inandı.

Elç.9: 43 Petrus uzunca bir süre Yafa'da, Simun adında bir dericinin evinde kaldı.

 

 

BÖLÜM 10

 

İman Eden Yüzbaşı

 

Elç.10: 1 Sezariye'de Kornelius adında bir adam vardı. "İtalyan" taburunda yüzbaşıydı.

Elç.10: 2 Dindar bir adamdı. Hem kendisi hem de bütün ev halkı Tanrı'dan korkardı.
Halka çok yardımda bulunur, Tanrı'ya sürekli dua ederdi.

Elç.10: 3 Bir gün saat* üç sularında, bir görümde Tanrı'nın bir meleğinin kendisine
geldiğini açıkça gördü. Melek ona, "Kornelius" diye seslendi.

Elç.10: 4 Kornelius korku içinde gözlerini ona dikti, "Ne var, efendim?" dedi.
Melek ona şöyle dedi: "Duaların ve sadakaların anılmak üzere Tanrı katına ulaştı.

Elç.10: 5 Şimdi Yafa'ya adam yolla, Petrus olarak da tanınan Simun'u çağırt.

Elç.10: 6 Petrus, evi deniz kıyısında bulunan Simun adlı bir dericinin yanında
kalıyor."

Elç.10: 7 Kendisiyle konuşan melek uzaklaştıktan sonra Kornelius, iki uşağıyla özel
yardımcılarından dindar bir askeri çağırdı.

Elç.10: 8 Kendilerine her şeyi anlattıktan sonra onları Yafa'ya gönderdi.

Petrus'un Görümü

Elç.10: 9 Ertesi gün onlar yol alıp kente yaklaşırlarken, saat* on iki sularında
Petrus dua etmek için dama çıktı.

Elç.10: 10 Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.

Elç.10: 11 Göğün açıldığını ve büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtılarak yeryüzüne indirildiğini gördü.

Elç.10: 12 Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan her türden dört ayaklı hayvanlar,
sürüngenler ve kuşlar vardı.

Elç.10: 13 Bir ses ona, "Kalk Petrus, kes ve ye!" dedi.

Elç.10: 14 "Asla olmaz, ya Rab!" dedi Petrus. "Hiçbir zaman bayağı ya da murdar*
herhangi bir şey yemedim."

Elç.10: 15 Ses tekrar, ikinci kez duyuldu; Petrus'a, "Tanrı'nın temiz kıldıklarına sen
bayağı deme" dedi.

Elç.10: 16 Bu, üç kez tekrarlandı. Sonra çarşafı andıran nesne hemen göğe alındı.

Elç.10: 17 Petrus şaşkınlık içindeydi. Gördüğü görümün ne anlama gelebileceğini
düşünürken, Kornelius'un gönderdiği adamlar sora sora Simun'un evinin kapısına
kadar geldiler.

Elç.10: 18 Evdekilere seslenerek, "Petrus diye tanınan Simun burada mı kalıyor?" diye sordular.

Elç.10: 19 Petrus hâlâ görümün anlamını düşünürken Ruh ona, "Bak, üç kişi seni arıyor" dedi.

Elç.10: 20 "Haydi kalk, aşağı in. Hiç çekinmeden onlarla git. Çünkü onları ben
gönderdim."

Elç.10: 21 Petrus aşağı inip adamlara, "Aradığınız kişi benim" dedi. "Gelişinizin
sebebi ne acaba?"

Elç.10: 22 "Doğru ve Tanrı'dan korkan, bütün Yahudi ulusunca iyiliğiyle tanınan,
Kornelius adında bir yüzbaşı var" dediler. "Kutsal bir melek ona, seni evine
çağırtıp senin söyleyeceklerini dinlemesini buyurdu."

Elç.10: 23 Bunun üzerine Petrus onları içeri alıp konuk etti.

Petrus, Kornelius'un Evinde

Ertesi gün Petrus kalktı, onlarla birlikte yola çıktı. Yafa'daki kardeşlerden
bazıları da ona katıldı.

Elç.10: 24 İkinci gün Sezariye'ye vardılar. Bu arada Kornelius, akraba ve yakın
dostlarını toplamış onları bekliyordu.

Elç.10: 25 Eve giren Petrus'u karşıladı, tapınırcasına ayaklarına kapandı.

Elç.10: 26 Petrus ise onu ayağa kaldırarak, "Kalk, ben de insanım" dedi.

Elç.10: 27 Petrus Kornelius'la konuşa konuşa içeri girdiğinde birçok insanın toplanmış olduğunu gördü.

Elç.10: 28 Onlara şöyle dedi: "Bir Yahudi'nin başka ulustan biriyle ilişki kurmasının,
onu ziyaret etmesinin töremize aykırı olduğunu bilirsiniz. Oysa Tanrı bana, hiç
kimseye bayağı ya da murdar* dememem gerektiğini gösterdi.

Elç.10: 29 Bu nedenle, çağrıldığım zaman hiç itiraz etmeden geldim. Şimdi, beni ne
amaçla çağırttığınızı sorabilir miyim?"

Elç.10: 30 Kornelius, "Üç gün*fx* önce bu sıralarda, saat* üçte evimde dua ediyordum" dedi. "Birdenbire, parlak giysili bir adam önüme çıkıverdi.

Elç.10: 31 'Kornelius' dedi, 'Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.

Elç.10: 32 Yafa'ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun'u çağırt. O, deniz kıyısında
oturan derici Simun'un evinde kalıyor.'

Elç.10: 33 Bunun üzerine sana hemen adam yolladım. Sen de lütfedip geldin. İşte şimdi biz hepimiz, Rab'bin sana buyurduğu her şeyi dinlemek üzere Tanrı'nın önünde
toplanmış bulunuyoruz."

Elç.10: 34-35 O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: "Tanrı'nın insanlar arasında ayrım
yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna
bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum.

Elç.10: 36 Tanrı'nın, herkesin Rabbi olan İsa Mesih aracılığıyla esenliği müjdeleyerek İsrailoğulları'na ilettiği bildiriden haberiniz vardır.

Elç.10: 37-38 Yahya'nın vaftiz* çağrısından sonra Celile'den başlayarak bütün
Yahudiye'de meydana gelen olayları, Tanrı'nın, Nasıralı İsa'yı nasıl Kutsal
Ruh'la ve kudretle meshettiğini* biliyorsunuz. İsa her yanı dolaşarak iyilik
yapıyor, İblis'in baskısı altında olanların hepsini iyileştiriyordu. Çünkü Tanrı
O'nunla birlikteydi.

Elç.10: 39 "Biz İsa'nın, Yahudiler'in ülkesinde ve Yeruşalim'de yaptıklarının hepsine
tanık olduk. O'nu çarmıha gerip öldürdüler.

Elç.10: 40 Ama Tanrı O'nu üçüncü gün diriltti ve açıkça görünmesini sağladı.

Elç.10: 41 İsa halkın tümüne değil de, Tanrı'nın önceden seçtiği tanıklara -ölümden
dirilmesinden sonra kendisiyle birlikte yiyip içen bizlere- göründü.

Elç.10: 42 Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin kendisi
olduğunu halka duyurmamızı, buna tanıklık etmemizi buyurdu.

Elç.10: 43 Peygamberlerin hepsi O'nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O'na
inanan herkesin günahları O'nun adıyla bağışlanır."

Elç.10: 44 Petrus daha bu sözleri söylerken Kutsal Ruh, konuşmayı dinleyen herkesin üzerine indi.

Elç.10: 45 Petrus'la birlikte gelen Yahudi*fx* imanlılar, Kutsal Ruh armağanının öteki uluslardan olanların da üzerine dökülmesini şaşkınlıkla karşıladılar.

Elç.10: 46-47 Çünkü onların, bilmedikleri dillerle konuşup Tanrı'yı yücelttiklerini
duyuyorlardı. O zaman Petrus, "Bunlar, tıpkı bizim gibi Kutsal Ruh'u almışlar. Suyla vaftiz* olmalarına kim engel olabilir?" dedi.

Elç.10: 48 Böylelikle onların İsa Mesih adıyla vaftiz olmalarını buyurdu. Sonra onlar
Petrus'a, birkaç gün yanlarında kalması için ricada bulundular.

 

 

BÖLÜM 11

 

Petrus'un Açıklamaları

 

Elç.11: 1 Elçilerle bütün Yahudiye'deki kardeşler, öteki ulusların da Tanrı'nın sözünü
kabul ettiklerini duydular.

Elç.11: 2 Ama Petrus Yeruşalim'e gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.

Elç.11: 3 "Sünnetsiz* kişilerin evine gidip yemek yemişsin!" dediler.

Elç.11: 4 Petrus baştan başlayarak olanları tek tek onlara anlattı.

Elç.11: 5 "Ben Yafa Kenti'nde dua ediyordum" dedi. "Kendimden geçerek bir görüm
gördüm. Büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtıldığını,
bunun gökten inip benim bulunduğum yere kadar geldiğini gördüm.

Elç.11: 6 Gözlerimi çarşafa dikip dikkatle baktım. Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan dört ayaklılar, yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar gördüm.

Elç.11: 7 Sonra bir sesin bana, 'Kalk, Petrus, kes ve ye!' dediğini işittim.

Elç.11: 8 "'Asla olmaz, ya Rab!' dedim. 'Ağzıma hiçbir zaman bayağı ya da murdar* bir şey girmedi.'

Elç.11: 9 "Ses ikinci kez gökten geldi: 'Tanrı'nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme'
dedi.

Elç.11: 10 Bu, üç kez tekrarlandı; sonra her şey yeniden göğe alındı.

Elç.11: 11 "Tam o sırada Sezariye'den bana gönderilen üç kişi, bulunduğumuz evin
önünde durdular.

Elç.11: 12 Ruh bana, ayrım gözetmeden onlarla birlikte gitmemi söyledi. Bu altı kardeş de benimle geldiler, varıp adamın evine girdik.

Elç.11: 13 Adam bize, evinde beliren meleği nasıl gördüğünü anlattı. Melek ona şöyle demiş: 'Yafa'ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun'u çağırt.

Elç.11: 14 O sana, senin ve bütün ev halkının kurtuluş bulacağı sözler söyleyecek.'

Elç.11: 15 "Ben konuşmaya başlayınca Kutsal Ruh, başlangıçta bizim üzerimize indiği gibi, onların da üzerine indi.

Elç.11: 16 O zaman Rab'bin söylediği şu sözü anımsadım: 'Yahya suyla vaftiz* etti,
sizler ise Kutsal Ruh'la vaftiz edileceksiniz.'

Elç.11: 17 Böylelikle Tanrı, Rab İsa Mesih'e inanmış olan bizlere verdiği armağanın
aynısını onlara verdiyse, ben kimim ki Tanrı'ya karşı koyayım?"

Elç.11: 18 Bunları dinledikten sonra yatıştılar. Tanrı'yı yücelterek şöyle dediler:
"Demek ki Tanrı, tövbe etme ve yaşama kavuşma fırsatını öteki uluslara da
vermiştir."

Antakya'daki İmanlılar

Elç.11: 19 İstefanos'un öldürülmesiyle başlayan baskı sonucu dağılan imanlılar,
Fenike, Kıbrıs ve Antakya'ya kadar gittiler. Tanrı sözünü sadece Yahudiler'e
duyuruyorlardı.

Elç.11: 20 Ama içlerinden Kıbrıslı ve Kireneli olan bazı adamlar Antakya'ya gidip
Grekler'le* de konuşmaya başladılar. Onlara Rab İsa'yla ilgili Müjde'yi bildirdiler.

Elç.11: 21 Onların arasında etkin olan Rab'bin gücü*fx* sayesinde çok sayıda kişi
inanıp Rab'be döndü.

Elç.11: 22 Olup bitenlerin haberi, Yeruşalim'deki kiliseye* ulaştı. Bunun üzerine
imanlılar Barnaba'yı Antakya'ya gönderdiler.

Elç.11: 23-24 Kutsal Ruh'la ve imanla dolu, iyi bir adam olan Barnaba, Antakya'ya
varıp Tanrı lütfunun meyvelerini görünce sevindi. Herkesi, candan ve yürekten
Rab'be bağlı kalmaya özendirdi. Sonuç olarak Rab'be daha birçok kişi kazanıldı.

Elç.11: 25-26 Sonra Barnaba, Saul'u aramak için Tarsus'a gitti. Onu bulunca da
Antakya'ya getirdi. Böylece Barnaba'yla Saul bir yıl boyunca oradaki inanlılar
topluluğuyla* bir araya gelerek büyük bir kitleyi eğittiler. Öğrencilere ilk kez
Antakya'da Mesihçiler*fx* adı verildi.

Elç.11: 27 O günlerde Yeruşalim'den Antakya'ya bazı peygamberler geldi.

Elç.11: 28 Bunlardan Hagavos adlı biri ortaya çıkıp bütün dünyada şiddetli bir kıtlık
olacağını Ruh aracılığıyla bildirdi. Bu kıtlık, Klavdius'un imparatorluğu
sırasında oldu.

Elç.11: 29 Öğrenciler, her biri kendi gücü oranında, Yahudiye'de yaşayan kardeşlere
gönderilmek üzere yardım toplamayı kararlaştırdılar.

Elç.11: 30 Bu kararı yerine getirip bağışlarını Barnaba ve Saul'un eliyle kilisenin
ihtiyarlarına* gönderdiler.

 

 

BÖLÜM 12

 

Petrus'un Hapisten Kaçışı

 

Elç.12: 1 O sırada kral Hirodes*, kiliseden* bazı kişilere eziyet etmeye başladı.

Elç.12: 2 Yuhanna'nın kardeşi Yakup'u kılıçla öldürttü.

Elç.12: 3 Yahudiler'in bundan memnun kaldığını görünce ardından Petrus'u da yakalattı. Bunu, Mayasız Ekmek Bayramı* sırasında yaptı.

Elç.12: 4 Petrus'u tutuklatıp hapse attırdı ve dörder kişilik dört takım askerin
gözetimine teslim etti. Fısıh Bayramı'ndan* sonra onu halkın önünde yargılamak
niyetindeydi.

Elç.12: 5 Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu* onun için
Tanrı'ya hararetle dua ediyordu.

Elç.12: 6 Petrus, Hirodes'in kendisini yargılayacağı günden önceki gece, çift zincirle
bağlı olarak iki askerin arasında uyuyordu. Kapıda duran nöbetçiler de zindanın
güvenliğini sağlıyordu.

Elç.12: 7 Birdenbire Rab'bin bir meleği göründü ve hücrede bir ışık parladı. Melek,
Petrus'un böğrüne dokunup onu uyandırdı. "Çabuk, kalk!" dedi. O anda zincirler
Petrus'un bileklerinden düştü.

Elç.12: 8 Melek ona, "Kuşağını bağla, çarıklarını giy" dedi. Petrus da söyleneni
yaptı. "Abanı giy, beni izle" dedi melek.

Elç.12: 9 Petrus onu izleyerek dışarı çıktı. Ama meleğin yaptığının gerçek olduğunu
anlamıyor, bir görüm gördüğünü sanıyordu.

Elç.12: 10 Birinci ve ikinci nöbetçiyi geçerek kente açılan demir kapıya geldiler.
Kapı, önlerinde kendiliğinden açıldı. Dışarı çıkıp bir sokak boyunca yürüdüler,
sonra melek ansızın Petrus'un yanından ayrıldı.

Elç.12: 11 O zaman kendine gelen Petrus, "Rab'bin bana meleğini gönderdiğini şimdi
gerçekten anlıyorum" dedi. "O beni Hirodes'in elinden ve Yahudi halkının
uğrayacağımı umduğu bütün belalardan kurtardı."

Elç.12: 12 Petrus olanların farkına varınca Markos diye tanınan Yuhanna'nın annesi
Meryem'in evine gitti. Orada birçok kişi toplanmış dua ediyordu.

Elç.12: 13 Petrus'un dış kapıyı çalması üzerine Roda adlı bir hizmetçi kız kapıya
bakmaya gitti.

Elç.12: 14 Petrus'un sesini tanıyan kız, sevincinden kapıyı açmadan tekrar içeri
koşarak, "Petrus kapıda duruyor!" diye haber verdi.

Elç.12: 15 "Çıldırmışsın sen!" dediler ona. Ama kız üsteleyince, "Onun meleği olmalı" dediler.

Elç.12: 16 Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp
kaldılar.

Elç.12: 17 Petrus, eliyle susmalarını işaret ederek Rab'bin onu zindandan nasıl
çıkardığını anlattı. Sonra, "Bu haberleri Yakup'la öbür kardeşlere iletin"
diyerek oradan ayrılıp başka bir yere gitti.

Elç.12: 18 Askerler sabahleyin büyük bir telaşa kapıldılar. Birbirlerine, "Petrus'a ne
oldu?" diye sordular.

Elç.12: 19 Hirodes onu arattı, bulamayınca da nöbetçileri sorguya çekti ve idam
edilmeleri için buyruk verdi.

Kral Hirodes'in Ölümü

Bundan sonra Hirodes, Yahudiye'den Sezariye'ye gidip bir süre orada kaldı.

Elç.12: 20 Bu arada Sur ve Sayda halklarına ateş püskürüyordu. Bunlar birleşip
kendisiyle görüşmeye geldiler. Önce kralın başdanışmanı Vlastus'u kendi
taraflarına çekerek barış isteğinde bulundular. Çünkü kendi ülkelerinin
gereksindiği yiyecekler kralın ülkesinden sağlanıyordu.

Elç.12: 21 Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka
bir konuşma yaptı.

Elç.12: 22 Halk, "Bu bir insanın sesi değil, bir ilahın sesidir!" diye bağırıyordu.

Elç.12: 23 O anda Rab'bin bir meleği Hirodes'i vurdu. Çünkü Tanrı'ya ait olan yüceliği kendine mal etmişti. İçi kurtlarca kemirilerek can verdi.

Elç.12: 24 Tanrı'nın sözü ise yayılıyor, etkisini artırıyordu.

Elç.12: 25 Görevlerini tamamlayan Barnaba'yla Saul, Markos diye tanınan Yuhanna'yı yanlarına alarak Yeruşalim'den döndüler.

 

 

BÖLÜM 13

 

Barnaba'yla Saul'un Görevlendirilmesi

 

Elç.13: 1 Antakya'daki kilisede* peygamberler ve öğretmenler vardı: Barnaba, Niger
denilen Şimon, Kireneli Lukius, bölge kralı* Hirodes'le birlikte büyümüş olan
Menahem ve Saul.

Elç.13: 2 Bunlar Rab'be tapınıp oruç* tutarlarken Kutsal Ruh kendilerine şöyle dedi:
"Barnaba'yla Saul'u, kendilerini çağırmış olduğum görev için bana ayırın."

Elç.13: 3 Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnaba'yla Saul'un üzerine ellerini
koyup onları yolcu ettiler.

Kıbrıs'ta

Elç.13: 4 Kutsal Ruh'un buyruğuyla yola çıkan Barnaba'yla Saul, Selefkiye'ye gittiler, oradan da gemiyle Kıbrıs'a geçtiler.

Elç.13: 5 Salamis'e varınca Yahudiler'in havralarında Tanrı'nın sözünü duyurmaya
başladılar. Yuhanna'yı da yardımcı olarak yanlarına almışlardı.

Elç.13: 6 Adayı baştan başa geçerek Baf'a geldiler. Orada büyücü ve sahte peygamber Baryeşu adında bir Yahudi'yle karşılaştılar.

Elç.13: 7-8 Baryeşu, Vali Sergius Pavlus'a yakın biriydi. Akıllı bir kişi olan vali,
Barnaba'yla Saul'u çağırtıp Tanrı'nın sözünü dinlemek istedi. Ne var ki Baryeşu
büyücü anlamına gelen öbür adıyla Elimas- onlara karşı koyarak valiyi iman
etmekten caydırmaya çalıştı.

Elç.13: 9-10 Ama Kutsal Ruh'la dolan Saul, yani Pavlus, gözlerini Elimas'a dikerek,
"Ey İblis'in oğlu!" dedi. "Yüreğin her türlü hile ve sahtekârlıkla dolu; doğru olan her şeyin düşmanısın. Rab'bin düz yollarını çarpıtmaktan vazgeçmeyecek misin?

Elç.13: 11 İşte şimdi Rab'bin eli sana karşı kalktı. Kör olacaksın, bir süre gün
ışığını göremeyeceksin." O anda adamın üzerine bir sis, bir karanlık çöktü. Dört dönerek, elinden tutup kendisine yol gösterecek birilerini aramaya başladı.

Elç.13: 12 Olanları gören vali, Rab'le ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman
etti.

Pisidya Sınırındaki Antakya'da

Elç.13: 13 Pavlus'la beraberindekiler Baf'tan denize açılıp Pamfilya bölgesinin Perge
Kenti'ne gittiler. Yuhanna ise onları bırakıp Yeruşalim'e döndü.

Elç.13: 14 Onlar Perge'den yollarına devam ederek Pisidya sınırındaki Antakya'ya
geçtiler. Şabat Günü* havraya girip oturdular.

Elç.13: 15 Kutsal Yasa ve peygamberlerin yazıları okunduktan sonra, havranın
yöneticileri onlara, "Kardeşler, halka verecek bir öğüdünüz varsa buyurun,
konuşun" diye haber yolladılar.

Elç.13: 16 Pavlus ayağa kalktı, eliyle bir işaret yaparak, "Ey İsrailliler ve
Tanrı'dan korkan* yabancılar, dinleyin" dedi.

Elç.13: 17-18 "Bu halkın, yani İsrail'in Tanrısı, bizim atalarımızı seçti ve Mısır'da
gurbette yaşadıkları süre içinde onları büyük bir ulus yaptı. Sonra güçlü eliyle
onları oradan çıkardı, çölde yaklaşık kırk yıl onlara katlandı.

Elç.13: 19-20 Kenan ülkesinde yenilgiye uğrattığı yedi ulusun topraklarını İsrail
halkına miras olarak verdi. Bütün bunlar aşağı yukarı dört yüz elli yıl sürdü.
"Sonra Tanrı, Peygamber Samuel'in zamanına kadar onlar için hakimler yetiştirdi.

Elç.13: 21 Halk bir kral isteyince, Tanrı onlar için Benyamin oymağından Kiş oğlu
Saul'u yetiştirdi. Saul kırk yıl krallık yaptı.

Elç.13: 22 Tanrı, onu tahttan indirdikten sonra onlara kral olarak Davut'u başa
geçirdi. Onunla ilgili şu tanıklıkta bulundu: 'İşay oğlu Davut'u gönlüme uygun
bir adam olarak gördüm, o her istediğimi yapar.'

Elç.13: 23 Tanrı, verdiği sözü tutarak bu adamın soyundan İsrail'e bir Kurtarıcı,
İsa'yı gönderdi.

Elç.13: 24 İsa'nın gelişinden önce Yahya, bütün İsrail halkını, tövbe edip vaftiz*
olmaya çağırdı.

Elç.13: 25 Yahya görevini tamamlarken şöyle diyordu: 'Beni kim sanıyorsunuz? Ben
Mesih* değilim. Ama O benden sonra geliyor. Ben O'nun ayağındaki çarığın bağını
çözmeye bile layık değilim.'

Elç.13: 26 "Kardeşler, İbrahim'in soyundan gelenler ve Tanrı'dan korkan yabancılar, bu kurtuluş bildirisi bize gönderildi.

Elç.13: 27 Çünkü Yeruşalim'de yaşayanlar ve onların yöneticileri İsa'yı reddettiler.
O'nu mahkûm etmekle her Şabat Günü okunan peygamberlerin sözlerini yerine
getirmiş oldular.

Elç.13: 28 O'nda ölüm cezasını gerektiren herhangi bir suç bulamadıkları halde,
Pilatus'tan O'nun idamını istediler.

Elç.13: 29 O'nunla ilgili yazılanların hepsini yerine getirdikten sonra O'nu çarmıhtan
indirip mezara koydular.

Elç.13: 30 Ama Tanrı O'nu ölümden diriltti.

Elç.13: 31 İsa, daha önce kendisiyle birlikte Celile'den Yeruşalim'e gelenlere
günlerce göründü. Bu kişiler şimdi halka O'nun tanıklığını yapıyor.

Elç.13: 32-33 "Biz de size Müjde'yi duyuruyoruz: Tanrı İsa'yı diriltmekle, atalarımıza verdiği sözü, onların çocukları olan bizler için yerine getirmiştir. İkinci
Mezmur'da da yazıldığı gibi:
'Sen benim Oğlum'sun,
Bugün ben sana Baba oldum.'

Elç.13: 34 "Tanrı, O'nu asla çürümemek üzere ölümden dirilttiğini şu sözlerle
belirtmiştir:
'Size, Davut'a söz verdiğim
Kutsal ve güvenilir nimetleri vereceğim.'

Elç.13: 35 "Bunun için başka bir yerde de şöyle der:
'Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.'

Elç.13: 36 "Davut, kendi kuşağında Tanrı'nın amacı uyarınca hizmet ettikten sonra
gözlerini yaşama kapadı, ataları gibi gömüldü ve bedeni çürüyüp gitti.

Elç.13: 37 Oysa Tanrı'nın dirilttiği Kişi'nin bedeni çürümedi.

Elç.13: 38-39 Dolayısıyla kardeşler, şunu bilin ki, günahların bu Kişi aracılığıyla
bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor. Şöyle ki, iman eden herkes, Musa'nın
Yasası'yla aklanamadığınız her suçtan O'nun aracılığıyla aklanır.

Elç.13: 40-41 Dikkat edin, peygamberlerin sözünü ettiği şu durum sizin başınıza
gelmesin:
'Bakın, siz alay edenler,
Şaşkına dönüp yok olun!
Sizin gününüzde bir iş yapıyorum,
Öyle bir iş ki, biri size anlatsa inanmazsınız.'"

Elç.13: 42 Pavlus'la Barnaba havradan çıkarken halk onları, bir sonraki Şabat Günü
aynı konular üzerinde konuşmaya çağırdı.

Elç.13: 43 Havradaki topluluk dağılınca, Yahudiler ve Yahudiliğe dönüp Tanrı'ya tapan yabancılardan birçoğu onların ardından gitti. Pavlus'la Barnaba onlarla konuşarak onları devamlı Tanrı'nın lütfunda yaşamaya özendirdiler.

Elç.13: 44 Ertesi Şabat Günü kent halkının hemen hemen tümü Rab'bin sözünü dinlemek için toplanmıştı.

Elç.13: 45 Kalabalığı gören Yahudiler büyük bir kıskançlık içinde, küfürlerle
Pavlus'un söylediklerine karşı çıktılar.

Elç.13: 46 Pavlus'la Barnaba ise cesaretle karşılık verdiler: "Tanrı'nın sözünü ilk
önce size bildirmemiz gerekiyordu. Siz onu reddettiğinize ve kendinizi sonsuz
yaşama layık görmediğinize göre, biz şimdi öteki uluslara gidiyoruz.

Elç.13: 47 Çünkü Rab bize şöyle buyurmuştur:
'Yeryüzünün dört bucağına kurtuluş götürmen için
Seni uluslara ışık yaptım.'"

Elç.13: 48 Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab'bin sözünü
yücelttiler. Sonsuz yaşam için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.

Elç.13: 49 Böylece Rab'bin sözü bütün yörede yayıldı.

Elç.13: 50 Ne var ki Yahudiler, Tanrı'ya tapan saygın kadınlarla kentin ileri gelen
erkeklerini kışkırttılar, Pavlus'la Barnaba'ya karşı bir baskı hareketi başlatıp
onları bölge sınırlarının dışına attılar.

Elç.13: 51 Bunun üzerine Pavlus'la Barnaba, onlara bir uyarı olsun diye ayaklarının
tozunu silkerek Konya'ya gittiler.

Elç.13: 52 Öğrenciler ise sevinç ve Kutsal Ruh'la doluydu.

 

 

BÖLÜM 14

 

Konya'da

 

Elç.14: 1 Aynı şekilde Konya'da da Yahudiler'in havrasına giren Pavlus'la Barnaba öyle etkili konuştular ki, hem Yahudiler'den hem de Grekler'den* çok kişi iman etti.

Elç.14: 2 Ama inanmayan Yahudiler, öteki uluslardan olanları kardeşlere karşı
kışkırtarak zihinlerini bulandırdılar.

Elç.14: 3 Orada uzunca bir süre kalan Pavlus'la Barnaba, Rab hakkında cesaretle
konuşuyorlardı. Rab de onlara belirtiler ve harikalar yapma gücü vererek kendi
lütfunu açıklayan bildiriyi doğruladı.

Elç.14: 4 Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudiler'in, bazıları da elçilerin
tarafını tuttu.

Elç.14: 5 Yahudiler'le öteki uluslardan olanlar ve bunların yöneticileri, elçileri
hırpalayıp taşa tutmak için düzen kurdular.

Elç.14: 6-7 Bunu öğrenen Pavlus'la Barnaba, Likaonya'nın Listra ve Derbe kentlerine ve çevre bölgeye kaçarak oralarda da Müjde'yi yaydılar.

Listra ve Derbe'de

Elç.14: 8 Listra'da, ayakları tutmayan bir adam vardı. Doğuştan kötürümdü, hiç
yürüyemiyordu.

Elç.14: 9-10 Pavlus'un söylediklerini dinledi. Onu dikkatle süzen Pavlus,
iyileştirilebileceğine imanı olduğunu görerek yüksek sesle ona, "Kalk,
ayaklarının üzerinde dur!" dedi. Adam yerinden fırlayıp yürümeye başladı.

Elç.14: 11 Pavlus'un ne yaptığını gören halk Likaonya dilinde, "Tanrılar insan
kılığına girip yanımıza inmiş!" diye haykırdı.

Elç.14: 12 Barnaba'ya Zeus*fx*, Pavlus'a da konuşmada öncülük ettiği için Hermes*fx* adını taktılar.

Elç.14: 13 Kentin hemen dışında bulunan Zeus Tapınağı'nın kâhini kent kapılarına
boğalar ve çelenkler getirdi, halkla birlikte elçilere kurban sunmak istedi.

Elç.14: 14 Ne var ki elçiler, Barnaba'yla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak
kalabalığın içine daldılar.

Elç.14: 15 "Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?" diye bağırdılar. "Biz de
sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş
şeylerden vazgeçmeye, yeri, göğü, denizi ve bunların içindekilerin hepsini
yaratan, yaşayan Tanrı'ya dönmeye çağırıyoruz.

Elç.14: 16 Geçmiş çağlarda Tanrı, bütün ulusların kendi yollarından gitmelerine izin
verdi.

Elç.14: 17 Yine de kendini tanıksız bırakmadı. Size iyilik ediyor. Gökten yağmur
yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup
yüreklerinizi sevinçle dolduruyor."

Elç.14: 18 Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle
engelleyebildiler.

Elç.14: 19 Ne var ki, Antakya ve Konya'dan gelen bazı Yahudiler, halkı kendi
taraflarına çekerek Pavlus'u taşladılar; onu ölmüş sanarak kentin dışına sürüklediler.

Elç.14: 20 Ama öğrenciler çevresinde toplanınca Pavlus ayağa kalkıp kente döndü.
Ertesi gün Barnaba'yla birlikte Derbe'ye gitti.

Elç.14: 21-22 O kentte de Müjde'yi duyurup birçok öğrenci edindiler.
Antakya'ya Dönüş Pavlus'la Barnaba daha sonra Listra, Konya ve Antakya'ya dönerek öğrencileri ruhça pekiştirdiler, imana bağlı kalmaları için onlara cesaret verdiler. "Tanrı'nın Egemenliği'ne*, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir"
diyorlardı.

Elç.14: 23 İmanlılar için her kilisede* ihtiyarlar* seçtiler. Dua ve oruçla* onları,
inandıkları Rab'be emanet ettiler.

Elç.14: 24 Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilya'ya geldiler.

Elç.14: 25 Perge'de Tanrı sözünü bildirdikten sonra Antalya'ya gittiler.

Elç.14: 26 Oradan gemiyle, artık tamamlamış bulundukları görev için Tanrı'nın lütfuna emanet edildikleri yer olan Antakya'ya döndüler.

Elç.14: 27 Oraya vardıklarında inanlılar topluluğunu* bir araya getirip Tanrı'nın
kendileri aracılığıyla neler yaptığını, öteki uluslara* iman kapısını nasıl
açtığını anlattılar.

Elç.14: 28 Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.

(kutsalkitap.tk)