Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Çağdaş Hinduizm, Ramakrişna kimdir?

“1834 yılında fakir bir brahmanın oğlu olarak doğan Ramakrişna’nın hareketi çok farklı bir yönde gelişti. Önceleri bir ermişti. Bazen nükteli, mesellerle dolu basit öğretisi, kitlelere kolayca ulaşabildi. Az rastlanan ölçüde esrimeye girme yetisine sahipti. Öğretide Çankaracı Vedanta’nın savlarını halka yaymakla yetindi. Ancak, en özgün niteliği, öteki dinlerin, özellikle İslâm ve Hıristiyan dinlerinin mistik yöntemlerini araştırmaya verdiği önemdi. Araştırmalarının sonucunda, çeşitli dinlerdeki yöntemleri aşan çok yetkin bir mistisizm kurma gereğini duydu. Bu, zihinsel bir düşüncenin ürünü değil, özel bir uygulamanın sonucunda gerçekleştirilebilen bir yöntemdi.

Ayrıca, geçmişin Yoga ve tantrizm uygulamasını canlandırdı. Kişisel bakımdan coşkulu bir Vişnucu idi; kült ve imge bakımından ise Anatanrıça’yı yeğlemişti.

1886’daki ölümünden sonra, en yakın öğrencisi Vivekananda (doğumu 1862), ustasının her özel mesajını eyleme dönüştürme görevini üstlendi; gözüpek ve inandırıcı bir hatip olarak söylev verdi. Bir yandan da Tanrı’nın etkisindeki ruh kavramını öne sürdü.

Dünyayla tüm ilişkisini keserek on yıl boyunca Himalaya’da inzivaya çekildi. Günlük yaşama döndükten sonra, teosofi bilgini Subrahmanya İyer ile söyleşiler yaptı; onu 1893’te Chicago’da toplanan Dinler Kongresi’ne gönderdi. Ateşli karakterinden kaynaklanan hitabeti büyük heyecan yarattı.

Kendi coşkusundan yorgun düşerek 1902’de öldü. Hareketin Batı kültürüne nüfuzunu Vivekananda gerçekleştirdi. Kararlı bir tutumla, Vedanta’yı, Doğu ile Batı’nın en olgun manevi esinlerini birleştiren yeni değerlere yöneltti. Svamiler ya da ‘ustalar’dan oluşan ‘Ramakrişna Tarikatı’nı kurdu; 1897’de, ünlü ‘Ramakrişna Misyonu’ tarikata katıldı. Hindistan’da ortak yararlar doğrultusunda, insan sevgisiyle dolu çalışmalar yaptığı sırada, Misyon tarafından Avrupa, Amerika ve Asya’nın çeşitli ülkelerine gönderildi.

Svamiler, az çok modern felsefenin gereklerine, zamanın ve yerin beğenisine uyarlanmış Çankaracı Vedanta’yı öğrettiler. Misyon, tarikatın düşüncelerini yaymak üzere çok sayıda yayın çıkardı. Hindistan’da birçok bağımsız okul ve yalnızca ‘düşünceye dalma’ işlemlerine ayrılmış, Himalaya’daki Almora (Mayavati) gibi manastırlar açtı.

Genel merkezi Kalküta yakınlarındaki Belur’dadır. Vivekananda, anısının saygıyla korunduğu bu kentte ölmüştür. İlk öğrencileri arasında Nivedita’nın ‘din hemşiresi’ Le Maître tel que je l’ai vu (Gördüğüm tanrı) kitabının yazarı Mragaret Noble’ı belirtmek gerekir.”

(Hinduizm, Louis Renou)