|
|
|
|
Hinduizm’de Çaktalar“Tanrıça Durga kültü (ve benzer biçimleri), ister farklı bir durumda ortaya çıksın ister Şiva kültüyle bağlantılı olsun, rahatça Şivacılığa bağlanabilir. Bu kültün temeli, inançta, herhangi bir büyük tanrıdan doğan, çakti ya da tanrısal ‘enerji’ye dayanır. Özellikle de kültün erkek tanrısı, bir ara-tanrı durumunda, genellikle arka plana itilerek özerk bir biçimde gelişen Şiva’ya dayanır. Bu inancın kökleri çok eskilere uzanır. İlk izlerine Veda’da rastlanır; çakta ile özel bir ilişkisi olmayan sayısız dinsel biçime de nüfuz etmiştir. Öte yandan, çakta ritüeli, geniş ölçüde tantracı ritüele karışmıştır. Bu öylesine aşırı boyutlara varmıştır ki, çaktizm ile tantrizmin eş anlamlı terimler olup olmadığını anlamakta güçlük çekilmiştir. Ancak, tantracı olmayan iki çakta kültünün varlığı öne sürülebilir. Bu konuya ilişkin ilk edebi bilgiler, 7.yüzyılda tarihçi Bana tarafından verilmiştir. Devi-Bhagavata (-Purana) ile Candi-Mahatmya’dır. Kültte hayvan kurbanları (olasılıkla İlkçağ’daki insan kurbanlarının yerini almış) önemli bir rol oynamıştır. Bu mezhepler en çok Bengal’de tutunmuşlardır, hatta çaktacılık Bengal Vişnuculuğunun çökmesine neden olmuştur. Bengal’de, yakın dönemlerde, Krişnacılık’ta görülenlerin benzeri bir ‘duygusal sofuluk’ anlatımlarıyla Anatanrıça’ya tapınmayı kupsayan bir çakta edebiyatı da gelişmiştir. Başta gelen temsilcileri, 18.yüzyılda Bharatacandra ve Ramprasad Sen’dir. Temelini Anatanrıça’ya yönelik övgülerden alan bu lirik coşmalar, Hindistan’ın her çağında edebi bir biçim olarak varlığını sürdürmüştür. Büyük bir bölümü Sanskrit dilinde yazılmış çakta edebiyatı, önemli bir kaynak oluşturur.” (Hinduizm, Louis, Renou)
|