|
|
|
|
Hinduizm’de mezhep nedir? “Ekinliği, eski bir kolun reformu niteliğinde ortaya konan, bir kişi tarafından kurulmuş düşünce harekitidir. En eski mezheplerin kurucularının söylence kahramanları olması, kişisel bir ‘düzenleme’ gerçeğini kesinlikle değiştirmemiştir. Bu düzenlemenin konusu genellikle, bazı yozlaşmalara tepki göstermek; bazen bozulmamış bir geleneğe ait olduğu sanılan en yalın biçimlere geri dönmek; bazen de ilerici bir tutum almaktır. Olayların ayrıntısı, sınırsız ölçüde değişkenlikler gösterir; ama, bazı kurucular ya da bazı mezhepler arasında pek çok benzerlik bulunur. Bu yeni topluluklar, hareketi başlatanların kendileri ya da ilk yandaşları (ölümlerinden sonra) tarafından, hatta mezhep dışından kişiler tarafından da kurulmuş olabilirler. Ancak, yine de büyük çoğunlukla manastıra ilişkin bir öğe ya da bir ‘münzevi’ grubu içerirler. Özellikle yakın dönemlerde ortaya çıkan mezheplerin hazırlanmasında, karşılıklı etkilenmelere, hatta öykünmelere oldukça sık rastlanır. Mezheplerin ayırıcı özellikleri, yeniden yazılmış ya da geleneğe göre seçilmiş kutsal kitapları benimsemek; kozmo-felsefe, ahlâk, tanrı betimlemesi gibi özel bir biçime (ilksel biçime) bağlanmaktır. Ek olarak dış özellikler de vardır:alna, Vişnucu hareketlerde U, Şivacı hareketlerde üç yatay çizgi çekilmesi gibi. Mezheplerin büyük çoğunluğu, Vişnucu ve Şivacı olmak üzere iki gruba ayrılır. Bir başka kalabalık grup olan çaktalar, özel bir Şivacı gelişme sayılabilir. Dağınık gruplar oluşturanötekiler ise, sonuçta önemsiz bir konuma düşmüşler; bazıları geçmişte bazı bölgelerde biraz saygınlık kazanmışlardır. Smartalar ya da ‘Smriti yandaşları (sözlü geleneği benimsemiş)’ bunların dışında kalır. Ancak Smartalar, bir mezhep oluşturmaktan çok gelenekçi Hindu inançlarını yaşatmayı amaçlayan bir gelişme göstermişlerdir. Veda modelindeki özel ritüeli korurlar ve Çankara’nın öhcülüğündeki Vedanta’nın mezhepçi olmayan biçimlerinin temsilcisi sayılırlar. Gerçekteyse, Smartaların uyguladıkları puja, pancayatana hiç de tam anlamıyla gelenekçi değildir; bir kısmı Trimurti bir kısmı da Şivacı kültle birleşir. Bunlar seçmeciden çok gelenekçi bir grup oluşturmuşlardır. Bağımsız mezhepler arasında birinci binde, belki de İran’dan gelen bir itkiyle biraz önem kazanmış Sauralar ya da güneş kültü bağlılarını; yine aynı dönemde ortaya çıkan ve bir öğretisi bulunmayan Ganapatyalar ya da ‘Ganeça’nın müritleri’ni sayabiliriz. Vişnucu ve Şivacı mezheplerin ise, ötekilerde olduğu gibi, felsefelerini Vedanta’ya ya da Sankhya’ya dayandırmanın dışında pek ortak noktaları yoktur. Vişnuculuk Vedanta’ya, Şivacılık Sankhya’ya yakındır; ama bu değişmez ya da sürekli bir olgu değildir. Tantrizm daha çok Şivacı mezhepleri yeğleyen bir doğrultuyla her iki yönde de gelişmiştir. Kuşkusuz Şivacılıktan doğmuş ve belirli bir mezhebin ya da mezhepler grubunun gereksinimlerini karşılamak üzere düzenlenmiştir; ancak, boyutları Hinduizm’in en genel alanlarının bile dışına taşmıştır. Son olarak mezheplar arası çatışmaya pek rastlanmadığını da belirtelim. Herhangi bir hareketin reddi, Hinduizm’den ayrılmak kadar, ona karşı açıkça savaşmak da isteyenlerin uzlaşmaz tutumu (Marathi bölgesindeki Manbhavalar gibi) ile açıklanabilir. Bu çatışmalar daha çok toplumsal niteliktedir. Din konusunda, en azından Hinduizm’in içinde hoşgörü en egemen unsur olmuştur.” (Hinduizm, Louis, Renou)
|