|
|
|
|
Hinduizm’de ahlâk...“Toplumsal ve dinsel ödevler olarak kastlarda yaşam biçimlerini ilgilendiren ve bu ödevlerden doğan ahlâk buyrukları, her iki alana da eşit şekilde dağıtılmıştır. Dharma evrensel değil ‘kastın ve konumun’ dharmasıdır. Ayrıca ahlağın kendi içinde, öncekileri kısmen kapsayan, bir alt bölüme daha ayrılması gerekir. İnsan etkinliğinin bu ‘üç amaç’ bölümlemesi şöyledir: dharma, yani dinsel ya da ahlaksal değer; artha, kazanç arama; kama, istekler. Bununla birlikte, eskinin doğruluk değerlerinde ya da ritüel erdeminde ortaya çıkan genel bir ahlağın sınırı gözardı edilemez. Kozmik düzeni belirten rita ‘gerçek’le eşanlamlı olmuş, karşıtı anrita ‘yalan’ anlamını kazanmıştır. Destan’dan beri pek çok vaaz, kimi fırsatların yitirilmesine karşın, erdemin yürekten öğrenilmesi ve insanlık görevinin yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Başkası, hatta hayvanlar karşısında bile, temel erdemi oluşturan unsur, şiddet karşıtlığı ya da ahimsadır (Chandogya-Upanişad’dan bu yana ortaya çıkan terim, modern Hindistan’da olağanüstü bir yankı yaratmıştır).
Manu’ya göre şiddet
karşıtlığı, insana karman çevriminden kurtulmayı sağlar. Aynı zamanda bazı
kahramanlık değerleri de öğretilir: başkası için acı çekmek, hatta onu bir
düşmana karşı savunmak... İşte, söylendiği gibi, gerçeğin büyüklüğü! Bunlar, din dışındaki Hint duyarlılığını geniş ölçüde yansıtan anlatımlardır. Hint yaratımının benzersiz örneği bilgelik şiiri, tümüyle dindışı erdemleri işler. Bu, Maha-Bharata’nın bir bölümünde (III, 206) brahmana ders veren avcı gibi, önemsiz, alçakgönüllü insanın, kendisinden daha yüksek birini bilgilendirmesidir. Esenliğe ulaşma yolunda, ahlâk erdemleri bağışlara eşitlenerek kutsal bir nitelik oluştururlar. ‘Şeytan’ yazgısının, ruh göçmesinin, kötülüklerin tersi olan bu durum, uygulamasız, kuralsız ermişliğe götüren sofuluk ve mistik yöntemlerle aynı sonucu verebilir. Ayrıca bize, defalarca tekrar edildiği gibi, önemli olan sofuluğun ya da kastın gereklerinin yapılması değildir. Bireye yerleşmiş alınyazısına sofuluğun yol göstermesidir. Budizm’in öğretisi, böylesine ‘kişiye özgü’ bir öğreti değildir. Hatta din konusunda Çankaracılar’ın kabul ettiği Esenlik, varlığın, toplumun iyiliğine katkıda bulunabildiği bir durumdur: nivritti, etkisizlik davranışı, kesinlikle ‘başkasını düşünürlük’ kavramını yadsımamıştır.” (Hinduizm, Louis, Renou)
|