|
|
|
|
Hinduizm'de İmge ve İmge Kültü nedir?“Bazı Tanrıbilimcilerin karşı çıkmalarına rağmen, Hinduizm tarihinde imge çok önemli bir rol oynamıştır. Kültte belirli ve yadsınamaz bir puta tapma olgusu vardır. Ancak bunun dereceleri iyi belirlenmelidir. Birçoğunda, belki de önemli bir çoğunlukta imge, tapınmanın maddi dayanağından başka bir şey değildir. Betimlemeye dayalı dua ya da dinsel uygulamaların öteki dış gösterimleri ile aynı niteliği taşıyan, külte yardımcı bir öğedir. Tarihsel açıdan imgenin kültteki kullanımı, eski ilahilerin bazı betimlemeleri,imgelerin varlığını göstermekle birlikte, Veda sonrasında ortaya çıkmıştır. M.Ö. 2.yüzyılda Patanjali, Maurya yöneticilerine Şiva, Skanda, Viçakha yontucuklarının satıldığını dolaylı olarak anlatır. İmge yapımının kuralları, Dersler’de her tanrının kimliğine özgü duruşlar, nitelikler, renkler vb. titizlikle saptanmıştır. İmge, tapınağa özel bir kutsama ile ‘soluğu yerleştirme’ ve ‘gözleri açma’ gibi ilginç ritlerle yerleştirilir. Puja denilen tıpanmı, Hinduist uygulamaların başlıca dış biçimidir. Kısmen Veda örneğinden esinlenmiş (‘soma-kıral’ı tahta oturtma) sıra izleyen işlemlerle imge yıkanır, giydirilir, süslenir, kokular sürülür; yiyecek içecek sunulur: çevresine çiçekler yerleştirilir, fenerler yakılır. Bazı pujalar kıral protokolüne göre hazırlanan çok daha üst düzey törenlerle gerçekleştirilir. Yatra denilen bu törenler sırasında tanrı imgesi kocaman bir arabanın üstüne yerleştirilerek, birkaç kutsal ırmağa ya da göle sokulmak üzere, zaman zaman tapınak dışında dolaştırılır. Yatralar, özellikle Bengal’de, konusunu Destan’dan, kahraman Candi’den vb. alan halk oyunlarıyla desteklenir. Puri’deki (Orissa) ünlü Vişnu Dünyanın Efendisi yatrasında, gelenek eskiden, kendisini tekerlek altında ezilmeye bırakan bağnaz sofunun, esenliğine daha çabuk ulaşacağını ileri sürerdi (bu, geçmişin gezginleri Jaggernaut’nun arabası diye adlandırılır; Jannatha ‘Dünyanın Efendisi’ adının biçim değiştirmesi). Vişnu-dharmottara’da (8.yüzyıl ?) bu tören alaylarından biri şöyle anlatılmaktadır: Gün kavuştuğu zaman, tapınaktakine benzer sevimli görünümlü küçük bir tanrı heykelciği, çeşitli kumaşlarla kaplı, çıngıraklar, çiçekten taçlar, mücevherler ve bayraklarla süslenmiş bir arabanın üstündeki sivri tepeli bir kulübeciğin içine bağlanır. Atların ya da usta adamların çektiği araba kentte dolaştırılır. Kent turu yapılırken, arabayı, elinde yay olan, güzel süs eşyalarıyla bezenmiş bir adam yönetir. Ötekiler, havaya çiçekler ve çiçekten taçlar atar. Övgü duaları okunur, övgücüler ve hayır dua okuyucuları başı çeker, kıral, arkadan müzik aletleriyle geçit yapar. Tantrizm’de, ötekilerin yanı sıra, Durga’ya yönelik gelişmiş bir puja daha, ‘öğelerin arındırılması’ (bhutaçuddhi) yapılır. Bu kundalininin uyanmasının bir benzeridir: Ayın rahibinin, bedenini oluşturan beş öğeden (toprak, su, ateş, hava, esir) birini ötekine çekmesi (değişmez ilksel maddede bu bedenin erimesine benzer durumda) olarak açıklanabilir. Somut ya da geometrik imgenin dışında, meditasyonun maddi dayanağı yoktur. Konusu, tanrı tasarımını, aynı yoğunluktaki gerçek bir tasarım gibi ‘varlığa eriştirmek’tir. Tüm dış uygulamalardan üstün tutulmuş bu kurban biçimi, özellikle tantrizm tarafından geliştirilmiştir. Ancak her çağda bulunur. Temelini, bazı eski şemalardan,, Upanişadlar’da solukların kurban edilmesi diye bilinen, Veda döneminin ‘sessizlik’ ritüelinden almış olmalıdır.” (Hinduizm, Louis, Renou)
|