|
|
|
|
Hinduizm'de Esenlik...“Esenlik (mokşa, mukti ve birçok terim) önce ve özellikle olumsuz açıdan (tüm önemli Hint değerleri gibi) karman dışındaki bağlardan ve yeniden doğma zorunluluğundan kurtulmak olarak tanımlanır. Dış destekten yoksun, durmaksızın dönen bir çömlekçi çarkı gibi karmanı tüketmeye dayanır. Bazen yavaş yavaş, bazen de birdenbire elde edilir. Bazı okullar, bunun ancak ölümle gerçekleşebileceğini öğretir. Buna karşın pek çoğu, eski karmanın önüne geçilemez etkilerine artık uğramayacak, ermiş türünde ayrıcalıklı bir varlık, ‘yaşayan-esen’ görüşünü benimser. Onun için gerçekten, artık başka bir şey yoktur. Hiçbir istek için sınamadan geçmez, günlük yaşamda onun için her şey gereksizdir. Birkaç metin bu durumu bir çocuk ya da Şiva gibi dans eden, şarkı söyleyen bir aşık olarak betimlemiştir. Çankara’ya mal edilen La Vague de Félicité başlıklı şiirdeki açıklaması şöyledir: Şiva’nın yüce gerçeği olan bu yaratılıştan sonsuz mutluluk gölüne tekrar tekrar dalarak, tekrar tekrar Esenliğe erişiyor. Tanrıtanımaz öğretilerde (eski Sankhya gibi) bir kez ölmüş etkisiz, kesinlikle bilinçsiz bir varlık olarak betimlenmiştir. Tanrıcı ya da Yoga, Nyaya gibi öğretilerde ise bu varlık edilgen, bilgisiz, isteksiz kalır ya da genellikle, birçok aşamayı kapsayan bütünleşmeye yakın bir bağa Tanrı’ya bağlanır. Durum, sonu artık düşüncenin bu soyut alanında olan, cennete benzer imgelerin bulunabileceği sonsuz mutluluğa yol açar (bu, pek çok bhakti öğretisinin olgusudur). Kişiliksiz Mutlak savları (Çankara Vedantası) ise Esenlikte, cinssiz brahman ile birleşmeyi düşünürler. Bu gerçekten ‘ırmağın denize akışı gibi’ tümüyle bir kişiliksizleştirmedir. Ama etkinci düşünceler, yavaş yavaş buraya da girmeye başlamıştır. Budha (ve Jaina) nirvanası, bazı brahmancı Esenlik öğretilerini etkilemiş olabilir. Ortak Esenlik kavramı ise hiçbir zaman gelişmemiştir (kuraldışı durumlar dışında). (Hinduizm, Louis, Renou)
|