|
|
|
|
Samsara nedir? “Karmana akla yatkın bir dayanak bulmak için, varlıkların sonsuz ruh göçü öğretisini kurmak gerekti: Günlük varlık, karmanın sınırsız etkilerine yeterli serbestliği vermiyordu. Böylece, halk inançlarında, bireye verilmiş günlük yaşam, sonsuz varlıklar bütününden karmana bağlı geçtiği yaşamlardan biri olarak düşünüldü; bu ‘samsaranın ırmağında bir dalga’, yani canlı varlıkların ‘genel akışı’dır. Yaygın karşılaştırma örneklerinden, sürekli dönen bir tekerlek ya da tahterevalli, dalgaların art arda gelişi, kavramı daha iyi anlamaya yarar. İşleme şekli basittir: Ruh, karmanın etkilediği bir ‘borç’ ile dünyaya gelir. Bu borç, canlı varlığın yeniden doğacağı kesin koşulda ortaya konur (Manu der ki: ‘Ruh, bir edimi ne denli tam yapsa da, ondan bedene uygun nitelikte meyve toplanır’.) Yazarlar, özel edimler ve yol açtıkları durumların özenli bir sınıflandırmasını yapmışlardır. Edimler, çoğunlukla yetkinleştiriciden çok baştan çıkarıcı olduğundan ve bir şey yapmaya, bir edimde bulunmaya da kötünün varlığı yol açtığından, davranışlar genellikle kötüdür. Hint kötümserliği diye özetlenen düşüncenin kaynağı işte budur; üstelik kapsamı da abartılmıştır. Çünkü zaman içinde, bitki ve hayvan kimliğinde yeniden doğuşların artması, olası değerlerin çevrimi kısaltmasına ya da düzeyi yükseltmesine, dolayısıyla da eğrinin yükselmesine yol açacaktır. Yalnızca çok az sayıda ayrıcalıklı varlığın, geçmiş yaşamlarının anısını sakladığını da ekleyelim. Ruh göçü (tam anlamı beden göçü) terimini karşılayan samsara, eski Upanişadlar’dan itibaren görünmeye başlamıştır. Ancak, öğretinin hangi Hint ya da Hint olmayan ögeler üstüne kurulduğunu söylemek mümkün değildir. Pitagorculukla bağları belirsizdir. Ayrıca, bu kuramın doğuşunu, yalnızca bir iç gelişme olduğunu öne sürmeden açıklamak için, Veda dönemine ilişkin yeterince veri bulunması gerekir. Yeniden doğuşların ilginç ayrıntısına gelince... Burada, yapılan hata ve bazen basit bir simgecilik, bir söz oyunu ile gözdağı verilen durum arasındaki biçimsel bağlar söz konusudur. Örneğin, yağ hırsızı güve olarak (özgün dilde güveye ‘yağ içici’ denir) doğacak, ancak mücevher hırsızı ondan daha iyi konumda, yetim olarak doğacaktır. Eski dönemin dizgesel açıklamalarında şöyle bir şema vardır: Ruh, 84 lakşa (84x100.000 kez); yirmi lakşa bitki, dokuz su hayvanı, on bir böcek, on kuş, otuz büyükbaş hayvan, dört maymun olarak doğduktan sonra bir insan bedenine dönecektir. Samsara’dan kurtulmadan önce, en alt düzeyden en yükseğine kadar 2 x 100.000 defa çeşitli insan türleri kimliğinde doğacak olması, yukarıdaki sayıların dışında kalır.” (Hinduizm, Louis, Renou)
|