Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hinduizm’in Budizm ve Jainizm ile ilişkileri nasıldır?

“Budizm ile Jainizm birbirinden ayrı şeyler değildir. Kökende, Hindu toplumunun içinden çıkan reformcu mezheplerdir. M.Ö. 6.yüzyılda doğan bu hareketler, Brahman-karşıtı bir tutum izlemiş; Veda’nın yetkesini reddetmişler ve giderek tümüyle yeni kuramlar oluşturmuşlardır. Bu nedenle Hinduizm açısından ‘sapkın mezhepler’ sayılırlar.

Jainizm, kesinlikle geniş bir yayılım gösterememiş, yalnızca güçlü olduğu noktalarda tutunabilmiştir. Sonra büyük kıyımların yaşandığı, özellikle Şivacı  ve Vişnucu akımların yeniden canlandığı 12.yüzyıla doğru gerilemiştir. Hinduizm’in üstündeki etkisi pek önemli değildir.

Budizm’e gelince...

Bu düşünce biçiminin çöküşü, bazı noktaların dışında (sözgelimi, belki ahimsa ya da şiddet karşıtı kuramlardan yararlanarak manastır düzeninin kurulması), kıta Hindistanı’nda oldukça yavaş gerçekleşmiştir. Hindu ortamı üstündeki etkisini değerlendirmek pek kolay değildir; büyük olasılıkla felsefe kurgularını etkilemiştir. Yüksek çağda, ‘orta’ dönem Upanişadları’na (Maitri-Up gibi) yeni değerler karışması, daha yakınlarda, 7.yüzyıldan 9.yüzyıla kadar, Hinduist ve Budist mantıkçılarla metafizik arasında sürüp giden tartışmalar şu sonucu ortaya koymuştur: Kesin bir etki yoksa da –çünkü her iki yanda da düşünceler kesinlikle değişmemiştir- en azından kanıtlamaya, öğretinin belirlenmesine daha iyi yaklaşan sürekli bir ilişki kurulmuştur.

Bazı yazarlar, Çankara’dan Guadapada’ya (7.-9.yüzyıllar) ilk Vedanta ezbercilerinin çabasının Budizm’in özümlenmesini sağladığını; ona okulun tezlerine uygun bir içerik kazandırdığını kabul eder.”

(Hinduizm, Louis, Renou)