Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Öteki Sanskritçe metinler nelerdir?

“Sayılanların dışında kalanlar, yani, özel mezheplerin metinlerini ve gerçek edebiyat ya da bilgelik yapıtlarını bu çerçevede incelemek gerekir.

a. Başta öyküler ve romanlar, lirik ve didaktik şiirler ile tiyatro gibi türleri temsil eden ve edebiyat olarak tanımlanabilen Sanskritçe metinler gelir. Öyküler, dinsel öğeler bakımından oldukça zayıf yapıtlardır. (Buda ve Jaina geleneklerinin dışındakiler). Buna karşılık, dinden esin bulan birçok oyun, ardından da sayısız şiir yazılmıştır. Pek çoğu, dinle ilişkisi olduğu bilinen felsefe öğretilerini yaygınlaştırmakta önemli bir rol oynamıştır.

Diğerleri ise, doğrudan herhangi bir tanrının onuruna kaleme alınmış ilahilerdir. Bugün ilimizde Vişnu’ya, Şiva’ya, Tanrıça’ya yazılmış lirik kıtalar, Güneş’e şarkılar, ‘Şükür Dalgası’ ya da ‘Sonsuz Mutluluk’, ‘Huzurun Çekiciliği’ başlıklı birçok şiir bulunmaktadır. ‘Bilgi Ayı’nın Doğuşu’ (11.yüzyıl) adlı tiyatro yapıtı, alegorik bir şekilde öteki mezheplere ve sapkınlara karşı Vişnucu Vedanta’nın zaferini dile getirir.

Yapıt, dinsel edebiyatın bir örneğini oluşturur. Uzun şiirler ya da lirik destanlar denilen önemli lirik yapıtların çoğunda da yarı dinsel bir öğüt payı bulunur.

Konularını Destan’dan ve Puranalar’dan aldıkları ve Hindu dharmasını canlandırdıkları için, kült işlerine ya da tapınmaya, mitolojik anılara ve dinsel söylencelere ilişkin güçlü izler taşırlar. Toplumsal düzenin, ahlâkın ve kıralın görevinin aslında aynı gerçeğin görünümleri olduğu ya da aynı ilkenin dini de kapsadığını kabul eden bakış açısına göre 5.yüzyılın (tarih tartışmalıdır) lirik ozanı ve oyun yazarı büyük Kalidasa, din edebiyatçısı olarak düşünülebilir.

b. Yaygın lirik anlayışa uygun başka yapıtlar da vardır. Ama bunlar, içerik bakımından mecazlı şiirlerdir: hem erotik eğlenceler hem de en ateşli sofuluğun anlatımı olarak yorumlanırlar.

Bu yapıtlar belirli bir dönemden başlayarak önem kazanan bazı çileci eğilimlerin sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. En ünlüleri Gitagovinda ‘Çobanın Şarkısı’ (12.yüzyıl), zarif bir pastoral türünde, genç bir kız olan Radha ile tanrı Krişna’nın aşklarını çok gerçekçi sözcüklerle anlatan Cantique des Cantiques* gibi bir yapıttır.

c. Sıralamada son olarak, felsefe edebiyatı gelir. Ancak Hindu Edebiyatı’nda, felsefe ile din arasında bizim yapmaya alışık olduğumuz türden bir ayrım kesinlikle söz konusu değildir.

Felsefe sistemleri diye adlandırılan (yanlış olarak) ‘görüşler’ (darçana), yani aynı duyumlar üstü gerçeğe farklı yaklaşımların tümü, çeşitli düzeylerde Esenliğe ulaşmayı amaç edinmişlerdir. Serbest kuramlar ise, soteriolojiye dönüşmüşler ve Tanrıcılık yoluna yönelmişlerdir. Anılan darçanaların ilki olan Mimamsa, Veda ritüeli hakkında bir ‘düşünce’ idi.

Daha sonra, başlangıçtan itibaren Upanişadlar üstünde bir ontoloji ve bir mistisizm hazırlayışı içindeki ikinci darçana, Verdanta ‘Veda’nın Sonu’ kadar Tanrıbilim sorunlarına eğilen bir yapıt durumuna gelmiştir. Ayrıca Vedanta, yaklaşık 12.yüzyıldan itibaren bazı mezhepleri büyük ölçüde kendi bünyesinde toplamış ve bunların iman aşkı, Tanrı7ya teslimiyet konusundaki değerlerini göstermeye başlamıştır.

Vedanta’nın karşı kutbunda yer alan Sankhya Sistemi de darçananın ortaya çıkışından beri Yoga olarak, madde ve ruhu temel alan bir ikicilik oluşturduğundan Tanrıcıdır. Yoga, Sankhya’dan alınan kurguya bambaşka yapıda bir arayış uygulaması eklemiştir:insanüstü durumlara ve güçlere ulaşmak için için psiko-fizyolojik bir yöntem. Bazı bakımlardan Yoga, bir dinden çok büyüdür; ama az da olsa tantra hareketi ile genel Hinduizm içinde uygulama alanı bulmuştur. Son iki darçana olan Nyaya biçimsel mantığa, Vaiçeşika bilgi kuramına yönelmiş bilimsel açıklama denemeleridir.

İlki ‘kategoriler’ üstünde durur, öteki atom kuramını irdeler. Her ikisi de dinsel biçimlerin çekimiyle karşı karşıya kalmıştır. Sözgelimi Nyaya okulları tarafından kurulan mantık, Tanrı’nın varlığını kanıtlama girişimlerine yardımcı olmuştur.

Son olarak kimya, uzun süredir astrolojiyle yan yana giden astronomi vb. gibi mistik düşüncelerin etkisi altında kalan yarı bilimsel dalları da kaydetmek gerekir.”

*Eski Ahit’in Neşideler Neşidesi ya da Süleyman’ın Meselleri diye anılan bölümü. Yazarı belli olmayan kitap, bir kadınla erkeğin karşılıklı olarak söyledikleri aşk şiirlerinden oluşur. Yorumları arasında alegorik, edebi ve dinsel olanlar önemli bir yer tutar. (ç.n.)

(Hinduizm, Louis, Renou)