|
|
|
|
Destan metinleri... “Büyük Destan, M.Ö. 2.yüzyıldan başlayarak (bazı bölümleri daha geç) Kuzey Hindistan’da çeşitli prensliklere bağlı ozanların ve soy kütüğü bilginlerinin çevresinde yavaş yavaş gelişmiştir. Süreç içinde çoğalan ve değişen bu uzun koşuklar, Maha-Bharata ‘Bharatalar’ın Büyük Savaşı’ ve Ramayana ‘Rama’nın Destanı’ gibi iki büyük destanın yazılmasına yol açmışlardır. Büyük Destan’ın tamamlanması dört ya da beş yüz yılda gerçekleşmiştir. Yapıtlar, tanrı düzeyinde ayrıcalıklı kıral ailelerinin bireylerinden söz eder. Birincisi, Pandava ailesinin serüvenlerini anlatır. Pandavalar, amcalarının oğullarına karşı tahtta hak iddia eden beş kardeştir. Aralarındaki gizli savaşım korkunç bir çarpışmayla sonuçlanır ve bu sırada önderlerin çoğu ölür. Beş erkek kardeş ile ortak karıları olan Draupadi sağ kalmışlardır, ama, kısa bir süre sonra onlar da doğaüstü bir ölümün pençesine düşeceklerdir. Ötekine göre daha kısa ve daha derli toplu görünen ikinci destan, kahraman Rama’nın yaşamını konu alır. Karısı prenses Sita bir şeytan tarafından kaçırılmıştır. Rama kaybolan karısını aramaya başlar ve uzun bir savaşımın sonunda Sita’ya kavuşur. Ancak Sita. Destanların mutsuz yapısına uygun düşen bir şekilde ormana çekilmek zorunda kalacak ve o da doğaüstü bir ölümle dünyadan ayrılacaktır. Anılan yapıtlar, çeşitli bakımlardan dinsel metinlerdir. Yalnızca bol miktarda olağandışı sahneler içermeleri ile değil, mitlere yer vermekle; bir yanda Krişna öte yanda Rama gibi kahramanları tanrılaştırmakla (bu, belki daha geç bir yazımda ortaya çıkmıştır); özellikle, neredeyse sürekli vaaz vermekle de dikkat çeker. Hindu ahlakını ve idealini dile getirirler. Bu durum, zaman zaman, en azından Maha-Bharata’da öyle bir boyuta ulaşır ki, anlatı, Hindu dharmasının basit bir açıklaması izlenimini verir. Bu nedenle Hinduizm’in Maha-Bhrata ile doruk noktasına ulaştığı düşünülür. Ramayana ise, ötekine oranla dinden biraz daha bağımsız bir yapıttır: Maha-Bhrata İncil türünde öneme sahip bir bölüm içerir: Bhagavad-Gita ‘Ermişlerin Şarkısı’. Konusu, kahraman Krişna’nın büyük savaştan önce Arjuna’ya verdiği söylevdir. Arjuna’nın (beş kardeşten biri) araba sürücüsü kimliğinde bedenlenen ve arkadaşını çok seven Krişna, onu düşünmeye yöneltir; ardından, ona yalnızca çıkarsız davranışın değer taşıdığını gösterir. Sonunda, onun düşüncelerini yavaş yavaş, edimlerin koruyucusu ve güvencesi olan Tanrı ile O’na ulaşmak için önerilen yöntemlere çeker. Bu, Arjuna’nın ‘sürücüsü’ olmakla birlikte yüce Varlığın tecelli yoluyla gerçek doğasını ortaya koymasıdır. Arjuna, henüz belirsiz olsa da, işte bu Tanrı’yı aramaktadır. Bhagavad-Gita çok büyük bir saygınlık kazanmış, pek çok mezhep tarafından kutsal sayılmış, sayısız insan tarafından ezberlenmiş, yorumlanmış, taklitleri yazılmış ve dilden dile çevrilmiştir.” (Hinduizm, Louis, Renou)
|