Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Veda Dini’nde kurgunun rolü

“Rig-Veda’dan itibaren, özellikle edrlemenin en sonuncuları olan İlahiler’de, dünyanın temelini oluşturan ve nesnelerin çokluğunu açıklayan cinssiz*, birlik ilkesi üstüne kurguların başladığı görülür.

Ayrıca en kesin biçimlerinde brahman (bu da cinssiz bir addır) diye anılan kutsal formül, büyük bir ilkede yaşam bulmaya yönelir: Bu ilke, Brahmanalar’dan başlayarak mitik ve ritüel olumsallığı ortaya koyan evrensel mutlak ruh kavramından çıkar. En yüksek aşamasını Upanişadlar’da bulan bu türdeki kurgular, en eski çağların mitojen düşüncesini yıkmaya çalışmazlar: tam tersine bu düşünceyi, gitgide eşdeğerlik, mikrokozmoz ile makrokozmozu ayırt etme çerçevesinde yoğunlaştırırlar. Eşdeğerliklerin araştırılması, daha önceden de Ri-Veda’nın temel düşüncesi olmuştur. Ancak, bu dönemin ne sistemi vardır ne sonucu. Yine de (atman), gerçek özünde evrensel ruh (brahman) ile özdeş olduğunu kabul etmek.

Bu ünlü tat tvam asi ‘sen busun’, yani ‘sen, birey, buna, evrensel ilkeye benziyorsun’ denkleminin dile getirilmesidir. İşte, Esenlik ile sonuçlanan ‘gerçeklerin gerçeği’.

Ancak İlahiler’de ‘esenlik’ kavramı yoktur. Brahmanalar ‘yeniden ölme’yi (bu dünyadaki varoluştan sonra) istemekle yetinirler ve bu düşünceyi öğütlerler. Upanişadlar ise bilgiyi canlandırırlar; din burada bilinire yönelir.

Ama mitlerle ritüelin çok sonra ortaya çıktığı açıktır ve sonuç olarak, Upanişadlar tarafından başlatılan az çok içrek, atılımcı düşünce hareketi sınırlı alanlara özgü kılmıştır.”

*Hint-Avrupa ailesinden dillerin ortak özelliği olarak, dilbilgisinde ad kapsamına giren sözcükler eril, dişi ve cinssiz diye sınıflandırılır.(ç.n.)

(Hinduizm, Louis, Renou)