|
|
Pazarda
insan eti satılıyordu
“1630-1631
yıllarında Hindistan’ı pençesine alan hemen hemen genel olan kıtlığa
dair Hollandalı bir tüccar şunları anlatmaktadır: ‘İnsanlar, kent
veya köylerini terk ettikten sonra, çaresiz bir şekilde şurada veya burada
aylak aylak dolaşmaktadırlar. Durumları hemen anlaşılmaktadır,
derinlemesine çukurlaşmış gözler, köpüklerle kaplı morarmış dudaklar,
kemiklerin dışarı fırladığı kuru deriler, boş bir çuval gibi sarkmış
karınlar, bazıları açlıktan ağlamakta ve ulumakta, diğerleri de yerde can
çekişerek uzanmış durumdadır... açlıktan kırılanlar, ölenlerin ve can
çekişenlerin karınlarını deşmekte ve iç organlarını yemektedir.... Yüzlerce
ve yüzlerce bin kişi ölüyordu, öylesine ki, ülkenin tamamı mezarsız
kalan cesetlerle kaplanmaktaydı, bunlardan öyle bir koku yükselmekteydi ki,
hava bununla dolmuş ve zehirlenmişti..... Bir köyde insan eti pazarda satılmaktaydı.” (F.Braudel,
Maddi Uygarlık Ekonomi ve Kapitalizm, XV. Ve XVIII. Yüzyıllar, S.58) |