Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Anadolu’da hâlâ Galat izi var mıdır?

“Galatlar Orta Anadolu (M.S. 1.yy.) yaylasında dillerini, pek özel olan törelerini hala korumaktadırlar. Ermiş Jerome bunu kanıtlar. Tarihçi Lucianus Anadolu’yu baştanbaşa dolaşan sahte ya da gerçek peygamberlerin, güçlerinin bir kanıtı olarak Hyperborea Keltçesi’ni konuştuklarını göstermekten hoşlandıklarını yazar. Modern çağda Anadolu’yu dolaşan tarihçi ve gezginlerden, Türkiye’de şurada burada Galat tipinin ne dereceye kadar korunduğuna dikkati çekmeyen yok gibidir. Anadolu Yaylası üstünde yerli halk yeni dini, içgüdüsel olarak Kybele-Artemis-Ma-Attis-Mithra tapımları üstüne oturtmuştu.

Hıristiyanlığa dönmüş olanlar canlı duyumlarını, kendilerine özgü mitoslarını belirli düşünme yöntemlerini beraber getiriyorlardı. Bu yüzden Anadolu mezhep ayrılıkları denilen büyük bir karışıklık başladı. Bu Hıristiyanlık için tehlikelerin en büyüğüydü...” “Bunlardan biri M.S.172’ye doğru ortaya çıkan Monton Mezhebi idi. Frigya Yaylası’nın batı kenarında küçük bir köyde doğmuş olan Monton eski bir Galli’ydi, sonradan Hıristiyan olmuştu. Tanrının ruhunu çekmek ve kendinde tutabilmek için çok sıkı bir (riyazet) çile çekmeyi salık veriyordu. Eski Paganizma dinlerinden olan pek çok rahip ve rahibeler çevresinde toplanmaya başlamıştı. Ana tapımında çırpınarak dans edenler, zıplayanlar, kutsal kendinden geçişi elde edebilmek için flüt ve zil sesleri arasında gitgide hızlanarak dönenler.”

(F.Lequenne, Galatlar, S.165)