Kayseri’de Osmanlı Dönemi’nde İnşa Edilmiş Bir Grup Ermeni Kilisesi II
Güner
Sağır
Kayseri’de Osmanlı döneminde inşa edilmiş kiliseler, 1998-2000 yılları arasında
yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır1. Türk Arkeoloji ve
Etnografya dergisinin 4.sayısında bölgede tespit edilen 12 yapının adı verilmiş,
ancak sayfa sınırlaması nedeniyle dört yapı tanıtılabilmişti2. Bu
sayıda diğer sekiz yapı tanıtılacaktır.
Surp
Toros Kilisesi
Kayseri’nin sekiz kilometre doğusunda bulunan Aydınlar (Tavlusun)3
Köyü’nde, eğimli arazi üzerinde inşa edilmiştir. Kilise, kuzey duvarı hariç,
avlu duvarı ile çevrelenir. Avlu duvarı içinde, kilisenin güneyinde ve batı avlu
duvarına bitişik farklı işlevlerdeki mekanlar bulunur. (Resim 1)
Bugün
terkedilmiş olan yapının, naos ve ek mekanlarının zeminleri define arayıcıları
tarafından tahrip edilmiştir. Kilisenin, güney duvarına bitişik ek mekanların
bir kısmı ve batı avlu duvarıyla birleşen mekanlar büyük ölçüde yıkılmıştır.
Yapının, güney cephesindeki pencereler ile batı avlu duvarındaki açıklıklar
moloz taş yığılarak kapatılmıştır.
Bir
yayında, din görevlisi bulunmadığı için 1907 yılında yapının kapalı tutulduğu,
1993 yılında kilisenin ve batı avlu duvarına bitişik okulun kullanılmaz halde
olduğu belirtilir4.
Kilisenin inşa tarihini veren kitabe okunamaz halde olduğu için kesin yapım
tarihi bilinmemektedir5. Ancak yapı mimari ve bezeme özelliklerine
bakılarak 19.yüzyılın üçüncü çeyreğine tarihlendirilebilir.
Kilise,
doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, tek neflidir. Yapı, naos doğuda
apsis, apsise açılan A mekanı, naosa güneydoğudan birleşen B mekanı ve bu mekana
kuzeydoğudan bitişik C mekanından ibarettir6. (Çizim 1)
Naos,
kuzey ve güney duvarlara simetrik yerleştirilmiş üçer duvarlı payesini bağlayan,
yuvarlak kemerlerle desteklenmiş beşik tonozla örtülüdür. Naosun tek giriş
kapısı batı duvarı eksenindedir. Bu kapının iki yanında dışa doğru daralan birer
dikdörtgen pencere, kapının üstünde üçlü pencere açıklığı bulunur. Bu
pencerelerden ortadaki yuvarlak, yanlardakiler ortadakinin devamı niteliğinde
dörtte bir yuvarlak kemerlidir. Naosun güney duvarında, payeler arasında kalan
bölümde, dışa daralan yuvarlak kemerli dikdörtgen dört pencere; doğudaki
pencerenin altında, A mekanına geçişi sağlayan kapı yer alır. Batı, kuzey ve
güney duvarlarda bulunan hatıl delikleri, burada ahşap bir galerinin
olabileceğini düşündürür.
Naostan
zemin farkıyla ayrılan apsis, içten yarım yuvarlak, dıştan düz duvarlıdır. Kuzey
ve güney duvarlarında dikdörtgen birer niş; kuzey duvarda A mekanına geçişi
sağlayan yuvarlak kemerli bir kapı bulunur. Apsis yarım kubbe ile örtülüdür.
Apsisin iki yanında yuvarlak kemerli, dikdörtgen iki niş, apsis kemeri üzerinde
de yuvarlak bir pencere yer alır. Doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı A
mekanı, beşik tonoz örtülüdür.
Naosun
güneydoğusunda yer alan B mekanı, doğu batı doğrultusunda dikdörtgendir. Doğu ve
batı duvarlarında dikdörtgen, yuvarlak kemerli birer niş yer alır. Kuzeydoğu
köşede yer alan yuvarlak kemerli bir kapıyla, C mekanına geçilir. Bu mekan da
doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Her iki mekan servi tonoz
örtülüdür.
Yapının
doğu cephesi, saçak seviyesine kadar avlu duvarı ile birleşir. Apsis çatı
seviyesi, naosun çift pahlı çatısından daha aşağı seviyededir. Bu cephede,
naosun üçgen alınlığındaki yuvarlak pencere görülür.
Güney
cephe, pencerelerin altından geçen silme ile ikiye bölünmüştür. Silme üzerinde,
naosun yuvarlak kemerli dört penceresi görülür.
Batı
cephedeki yuvarlak kemerli kapı, iki yanında bulunan birer duvar payesinin
taşıdığı arşitrav ile vurgulanmıştır. Kapı alınlığında kitabe bulunur. Kapının
iki yanında dikdörtgen birer pencere, üstte üçlü pencere açıklığı görülür. Üçlü
pencere açıklığı üzerinde kabartma bir haç motifi yer alır.
Naos,
çift pahlı, apsis, düz çatı ile örtülüdür.
Kilise
ile güney avlu duvarına bitişik B ve C mekanlarının çatısına, naosun batı duvarı
ekseninden başlayan bir merdivenle çıkılır. Merdivenin batısında, dikdörtgen
avlu kapısı, kapının batısında, kuyu ve onunla aynı eksende dikdörtgen bir niş
yer alır.
Kilisenin batısında bulunan ve Alboyacıyan’ın söylediği okul binası olması
muhtemel yapı, kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Ortadan bir
duvarla bölünmüş olan mekan, temel seviyesinden yaklaşık bir metre yükseklikte
günümüze ulaşmıştır. Bu mekanın batı duvarında yuvarlak kemerli bir kapı ve
dikdörtgen üç pencere yer alır.
Kilisenin beden duvarlarında, farklı boyutlarda sarı renkli düzgün kesme taşlar,
şaşırtmalı teknikte yatay sıralanmış, derzler ince harçla doldurulmuştur. Çift
pahlı çatıda dikdörtgen ve üçgen şeklinde taş plakalar kullanılmıştır. Kilisenin
içi alçı ile sıvanmıştır.
Kilisenin içi tamamen figürlü, bitkisel ve geometrik bezemelerle süslenmiştir.
Süslemeler yer yer dökülmüş ve tahrip edilmiş olsa da incelediğimiz yapılar
içinde, bezemeleri iyi korunmuş iki yapıdan biridir7. Kilisenin
içindeki süslemelerde yoğun olarak kullanılan renk mavi ve tonlarıdır.
Naosun
beşik tonozunun takviye kemerleri arasında kalan bölümlerde, üç yuvarlak
madalyon içinde liturjik objeler, Ermenice yazılar, iki serafim figürü ve sütun
üzerinde duran horoz figürü yer alır. Naosun sağır olan kuzey duvarına, güney
duvardaki pencerelerle aynı eksende, eş boyutlarda boyama taklit pencereler
yapılmıştır. Güney duvarındaki pencerelerin etrafında, üst köşelerde, kıvrık
dallardan oluşan çerçeveler, kemerlerin iç yüzlerinde geometrik bezemeler
bulunur. Naosun payelerle ayrılan duvarları, bitkisel ve geometrik motifli
çerçevelerle sınırlandırılmıştır. Duvar payelerinin üzeri mermer taklit edilerek
boyanmıştır.
Apsis
kemer alınlığında, Ermenice yazı şeridi bulunur. Apsis yarım kubbesinde,
Baba-Oğul-Kutsal Ruh’u simgeleyen ve her şeyi bilen, gören anlamı taşıyan, üçgen
içinde göz motifi yer alır. Yarım yuvarlak içine alınmış motifin, yedi
dikdörtgen kartuşla birleştiği bölümde, on beş yıldız bezemesi bulunur. Apsis
kemerinin iç yüzü, antrolak ve barok akantus yapraklı süsleme şeridiyle
bezenmiştir. Bu şerit düzenlemesi, apsis kemer alınlığı üstünde de devam eder.
Apsisin
iki yanında, naosa bakan duvar yüzeyinde, üstte yer alan bezemelerde: Bulut
üzerindeki iki melek, ellerinde Ermenice yazılmış İncil taşır. İncil’in
üzerinde, gökyüzünden ışın halesi içinde inen, Kutsal Ruhu simgeleyen beyaz bir
güvercin yaklaşır.
Surp
İstepanoz Kilisesi (Evkere Kilisesi)
Kayseri’nin 19 kilometre
kuzeydoğusunda bulunan Bahçeli (Efkere, Evkere)8 Köyü’nde, eğimli
arazi üzerine, 1871 yılında inşa edilmiştir9. Kilise doğuda kayaya
oyulmuştur. (Resim 2)

Bugün
terk edilmiş olan yapı, ev olarak kullanıldığı dönemlerdeki tahribatın izlerini
taşır. Naosun alt seviyedeki pencereleri, şapellerin naosa açılan kapıları,
narteksin kuzey ve güneyindeki kapıları, taş örülerek kapatılmıştır. Narteks,
alt pencereleri hizasında kapatılarak hurda deposu olarak kullanılan üç odaya
dönüştürülmüştür. Kubbesi yıkılmış olan yapının, alçı süslemelerinin çoğu tahrip
olmuştur. Kilisenin güneyine bitişik modern ev bulunur.
Bir
yayında, haç planlı yapının 1871 yılında yeniden inşa edildiği, içinin aydınlık
ve çok süslü olduğu, kuzeydoğusundaki şapelin Surp Kevork’a, güneydoğusundaki
şapelin Surp Sarkis’e ithaf edildiği belirtilir10.
Diğer
bir yayında, yapıya nasıl ulaşılabileceği, genel konumu ve bugünkü durumu
anlatılmıştır. Konumu itibariyle daha çok bir meskene benzetilen yapının,
kitabesi olmadığı için, bölgedeki pek çok yapının yıkılmasına neden olan 1835
depreminden sonra yapılmış olabileceği belirtilir. Haç planlı olarak tanımlanan
yapının, plan tanıtımı yapılmış ve dıştan ölçüleri verilmiştir. Batı cephe
düzenlemesi ayrı bir bölüm olarak ele alınmış ve mimari plastik süslemeleriyle
ayrıntılı biçimde tanıtılmıştır. Kilisenin kuzeydoğu ve güneydoğusunda, apsisle
birleşen ek bölümlerin, malzeme farklılığı ve özensiz işçiliği ile geç zaman
ekleri olduğu belirtilmiştir. Kilisenin incelenmesi sırasında, kapıyı açtırma
olanağı bulamadıkları için, yapı içini kubbe açıklığından görmüş olan
araştırmacı, kilisenin ilk planını ve üç resmini yayımlamıştır11.
Kilise,
haçvari plan tipine sahiptir. Ortada naos, doğuda apsis, batıda narteks ile
kuzeydoğu ve güneydoğuda birer şapelden ibarettir. (Çizim 2)
Yaklaşık
kare planlı olan naos, dört yönde beşik tonoz örtülü haç kolları ile
genişletilmiştir. Güney ve kuzey haç kollarının duvarlarında, alt seviyede,
karşılıklı ve eş boyutlu ikişerden dikdörtgen dört pencere; üst seviyede,
yuvarlak kemerli üçlü pencere açıklığı bulunur. Apsis zeminiyle aynı düzlemde
olan doğu haç kolunun kuzey ve güney duvarında, aynı eksende bulunan yuvarlak
kemerli birer kapı ile şapellere geçilir. Naos, pandatif geçişli kubbe ile
örtülüdür.
Doğuda
yer alan apsis. Naosun zemin seviyesinden yüksektedir. Doğal zeminde kayaya
oyulmuş, içten yarım yuvarlak apsis, yarım kubbe ile örtülüdür. Apsis ekseninin
kuzeyinde bulunan yuvarlak kemerli kapı ile kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen
mekana geçilir. Apsisin güney duvarında, dikdörtgen bir niş bulunur.
Narteks,
kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Narteksin, batı duvarı ekseninde
bir; kuzey ve güney duvarlarında eksenin doğusunda birer kapısı bulunur.
Batıdaki kapının iki yanında dikdörtgen birer pencere; üst seviyede eş boyutlu,
basık yuvarlak kemerli üç ve onların üzerinde yonca biçimli bir pencere; kuzey
ve güney duvarlarında birer dikdörtgen pencere yer alır. Narteksin batı, kuzey
ve güney duvarında görülen, pencere altından başlayan hatıl yuvaları bir
galerinin varlığını düşündürür. Narteks beşik tonoz örtülüdür.
Kuzeydoğuda yer alan ve Alboyacıyan tarafından Surp Kevork’a ithaf edildiği
söylenen şapel, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, tek nefli, kayaya
oyulmuş içten yarım yuvarlak apsislidir. Batı duvarı ekseninde bulunan, yuvarlak
kemerli dikdörtgen bir kapıyla dışa açılır. Şapelin kuzey duvarındaki yuvarlak
kemerli kapı ile kilisenin apsisinin de bağlantılı olduğu küçük dikdörtgen
mekana geçilir. Şapel sivri tonoz örtülüdür11.
Doğuda
ana kayaya oyulmuş olan yapının, doğu cephesinde apsis yarım kubbesi, haç
kolunun çift pahlı çatısı ve yuvarlak kubbe kasnağı görülür.
Kuzey ve
güney cephelerde yaklaşık aynı düzenleme görülür. Kuzey cephede naosun
alt ve üst seviyedeki pencereleri ile kademeli saçağın oluşturduğu üçgen
alınlık yer alır. Yuvarlak kemer içinde bulunan alt seviyedeki pencerelerin,
sonraki dönem eklemesi olduğu, kemerin kapatılarak pencerelerin yapıldığı,
düzensiz duvar tekniği ve malzeme farklılığından anlaşılır. Aynı düzenleme,
narteksin kuzey ve güneydeki kapılarında da görülür. Cephenin batısı, iki kat
halinde yerleştirilmiş, akantus yapraklı ve volütlü başlığı olan duvar payesi
ile vurgulanmıştır.
Batı
cephe, kademeli silmelerle üç bölüme ayrılmıştır. Alt bölümde, üst köşeleri
pahlı dikdörtgen ana giriş kapısı ve üzerinde küçük dikdörtgen bir pencere yer
alır. Kapının kuzey ve güneyinde bulunan pencerelerin çerçeveleri üstte içbükey
bir kartuşla sonlanır. Pencerelerin altından geçen kademeli silme, kapı
hizasında kesilir. Bu kapının üzerinde, üstte dışbükey çıkıntı yapan kitabe yeri
ile aynı düzlemde, kuzey ve güneyde kademeli paye, aralarında kademeli silme
kuşak ile kademeli yuvarlak kemer görülür. Kitabe yeri üzerinde, silme ile
birleşen yuvarlak kemerli alan içinde, yüksek kabartma tekniğinde işlenmiş
motifler bulunur. Kabartma motifin bulunduğu kemerin bittiği yerden başlayan,
dışa taşkın kademeli silme ile orta bölüme geçilir. Batı cephenin orta bölümü,
dört akantus yapraklı duvar payesi ile üç bölüme ayrılmıştır. Her bölümün
ortasında yer alan pencerelerin söve ve lentoları kademelidir. Üçüncü bölümü
oluşturan üçgen alınlığın ortasında yonca biçimli pencere bulunur.
Kilisenin naosu kubbe, haç kolları ve narteks çift pahlı çatı, apsis yarım kubbe
ile örtülüdür.
Yapının
beden duvarlarında farklı boyutlarda düzgün gri renkli kesme taşlar, şaşırtmalı
teknikte yatay sıralanmış; derzler ince harçla doldurulmuştur. Çift pahlı çatıda
dikdörtgen taş plakalar kiremit gibi kullanılmıştır. Kilisenin içinde alçı ve
ahşap malzeme görülmektedir.
Kilise
içinde, naos duvarlarında, kemerlerde, apsis yarım kubbesinde, alçı süsleme;
pandantiflerde alçı madalyonlar içinde fresko; kilise dışında, özellikle batı
cephede taş süsleme görülür. Süslemeler yer yer tahrip olmuştur.
İncil
yazarları, sembolleriyle, pandantiflerdeki madalyonlar içinde resmedilmiştir. Bu
figürlerden, kuzeybatı ve güneybatıdaki sağlam durumdadır. İncil yazarları
oturur vaziyette, tabure üzerinde duran İncil’i tutmaktadır. Güneybatıdaki
figürün Markos, kuzeybatıdakinin matta olduğu sembollerinden anlaşılır. Bu
fresklerde mavi ve sarı tonları ile kahverengi kullanılmıştır.
Naosun
bugünkü zemininden başlayarak üçlü açıklıklar altındaki silmeye kadar, kuzey ve
güney haç kolları ile apsis duvarındaki alçı süslemelerde, aynı düzenleme
görülmektedir. Duvarlar yivli plaster şeklinde, beş alçı kabartma ile dört
bölüme ayrılmıştır. Plasterlerin, stilize akantus yapraklı başlıkları üzerinde,
yüksek kabartma tekniğinden yapılmış kuş motifleri bulunur. Plasterlerle ayrılan
her bölüm içinde yer alan pencereler, üst köşelerde içbükey eğri oluşturan
kartuş içinde, yuvarlak madalyonlarla vurgulanır. Kemerlerdeki eşkenar dörtgen
ve üçgen motifleri dikdörtgen çerçeve ile sınırlanır.
Apsis
yarım kubbesinde, madalyon içindeki güneş motifinden, kubbe eteğine doğru
genişleyen haç şeklinde kartuşlar görülür.
Kilisenin batı cephesinde, kapı üstünde bulunan kısmen tahrip olmuş, yüksek
kabartma şeklinde yapılmış taş süslemede, ortada bulunan yuvarlak motifi kıvrık
dallar çevreler. Kabartma motifinin her iki yanında, üzüm salkımları, asma
dalları bulunur.
Surp
Haç Kilisesi (Balagesi Kilisesi)
Kayseri’nin 19 kilometre
kuzeydoğusunda, Melikgazi Belediyesi sınırları içinde kalan Balagesi Köyü’nün13
güneyindeki dağın yamacına 1842 yılında inşa edilmiştir
(Resim
3). Kilise, kuzey duvarı hariç tamamen kayaya oyulmuştur.
Bugün
harap halde olan yapının naosunun batı duvarının bir bölümü; kuzey apsisin
kuzeydoğu köşesi yıkılmıştır. Kuzey duvarında bulunan pencereler moloz taş
yığılarak kapatılmıştır.
Bir
yayında yapının, yıkılan Surp Asvadzadzin Kilisesi’nin yerine, 1842 yılında,
yeniden inşa edildiği, 1915 yılında, rahibi bulunmayan kilisede sadece
ruhbanların ve hizmetkarların olduğu belirtilir14.
Kilise,
doğu batı doğrultusunda dikdörtgen, üç nefli, üç apsisli bazilikal plan tipine
sahiptir (Çizim 3).
Naos,
ortadaki daha geniş, üç neflidir. Nef ayrımı üç paye ile sağlanmıştır. Güney
nefin güney batı bölümü duvarla kapatılarak mekan haline dönüştürülmüştür.
Payeler, doğu batı ve kuzey güney yönünde atılmış sivri kemerlerle bağlanmıştır.
Kemerler, batı, kuzey ve güneyde duvar payelerine, doğuda ve güneybatıda
duvarlara oturmaktadır. Naosun doğu batı doğrultusunda uzanan kemerleri, kuzey
güney doğrultusunda uzanan kemerlerinden daha aşağı düzeydedir. Naosun kuzey
duvarı ekseninde giriş kapısı; kapının batısında paye ile naosun batı duvarı
arasında, dışa daralan dikdörtgen bir pencere; kapının doğusunda, paye ile kuzey
apsis arasındaki alan genişliğinde, yarım daire bir pencere yer alır. Ayrıca
naosun batı duvarının kuzey köşesinde, üst seviyede, yuvarlak kemerli dışa
daralan dikdörtgen küçük bir pencere bulunur. Güney nefin güneydoğusu
genişletilerek düzensiz planlı bir mekan oluşturulmuş, ekseninde yer alan kapı
ile naosu geçiş sağlanmıştır. Güney nefin, güneybatı bölümündeki mekan, doğu
batı doğrultusunda dikdörtgen planlı, düz tavanlıdır. Bu mekan, kuzey duvarı
ekseninin batısındaki kapı ile naosa açılır. Naos sivri tonoz örtülüdür.
Naos,
doğuda ana kayaya oyulmuş, içten yarım yuvarlak, yarım kubbe ile örtülü iç
apsisle birleşir. Ortadaki apsisin kuzey ve güney duvarlarında, karşılıklı, eş
boyutlu, kaş kemerli, dikdörtgen birer niş, apsisin iki yanında, altta ve üstte,
aynı eksen üzerinde, alttakiler daha büyük, dikdörtgen ikişer niş yer alır.
Kuzey ve güney apsislerin ekseninde, kare birer niş bulunur.
Kilisenin görülebilen tek cephesi olan kuzey cephesindeki, eksen üzerinde
dikdörtgen kapı, eksenin batısında, doğudaki yuvarlak kemerli, batıdaki
dikdörtgen birer pencere; eksenin doğusunda, yarım daire bir pencere yer alır.
Kilisenin kaya oyma mekanlar dışında kalan bölümleri düz çatı ile örtülüdür.
Doğu,
batı ve güneyde ana kayaya oyulmuş kilisenin beden duvarlarında, farklı
boyutlarda düzgün gri renkli kesme taşlar, şaşırtmalı teknikte yatay sıralanmış,
derzler ince harçla doldurulmuştur. Kilisenin içi alçı ile sıvanmıştır.
Kilisenin içinde figürlü, bitkisel ve geometrik bezemelerin bulunduğu kalan
izlerden anlaşılmaktadır. Orta nefin doğudan ilk payelerle apsis arasındaki
tonozunda, konusu anlaşılamayan, sadece serafim figürlerinin seçilebildiği fresk
kalıntısı görülür. Güney nefin doğudan ilk pale ile apsis arasındaki tonozunun
ortasında, geometrik geçmelerden oluşmuş kartuş içinde, kıvrık dal motifleri;
güneydoğu paye ile güney batı mekan arasındaki tonozda yaprak ve çiçek
demetleriyle oluşturulmuş bezeme görülür. Naos içindeki kemerlerin alınlıklarına
mavi ve kızıl kahve renkte baskı boyama yapılmıştır. Kilisenin bezemelerinde
yoğun olarak kullanılan renk mavi ve tonlarıdır. Ana apsis ve kuzey apsis kemer
alınlıklarında, Ermenice yazı şeridi bulunur. Kuzey apsisteki yazı şeridi, alt
ve üstte olmak üzere iki sıra halinde düzenlenmiştir. Ana apsis yarım
kubbesinin, kemerle birleştiği yerde, tepede üçgen içinde göz motifi yer alır.
Surp
Toros Kilisesi
Talas’ın
üç kilometre kuzeyindeki Derevenk’te15, eğimli arazi üzerine inşa
edilmiştir. (Resim 4) Kilisenin tamamı kayaya oyulmuştur.
Kaçak
kazılar nedeniyle büyük ölçüde tahribat görmüş olan yapının naos ve kaya oyma
diğer mekanlarında yer yer çatlamalar gözlenmektedir. Naosun güneyinde yer alan
mekanın kapısı yarıya kadar moloz ve taş doldurularak kapatılmıştır.
Bir
araştırmacı, yapılış tarihi hakkında bilgisi bulunmadığını söylediği kilisenin,
Surp Toros’a ithaf edildiğini; köyün doğu yamacında, kayaya oyulmuş yapının tek
pencere ile batıda dışa açıldığını, kiliseyi doğuya çevirmek için oyarken, yön
değiştirildiğini ve girişe dik açı oluşturulduğunu belirtir16.
Tamamen
kayaya oyulmuş kilise, tek nefli plan tipine sahiptir. Yapı, ortada naos, doğuda
apsis ile naosa açılan A, B ve C ek mekanlarından ibarettir (Çizim 4).
Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı naos doğuda, kuzey ve güney duvarlarda
birer metre genişleyerek devam eder. Naosun batısı, kuzey ve güney duvarlardaki
birer duvar payesine oturan yuvarlak kemerle vurgulanmıştır. Naosun kuzey duvarı
ekseninin batısında yuvarlak kemerli giriş kapısı; kapının doğusunda, batıdaki
büyük dikdörtgen iki niş, eksenin doğusunda, B mekanının kapısı bulunur. Naosun
güney duvarı ekseninin batısında A mekanın yuvarlak kemerli kapısı; eksenin
doğusunda B mekanının kapısı ile aynı aynı eksen üzerinde, batıdaki büyük
dikdörtgen iki niş yer alır. Naosun doğu duvarı, apsisin iki yanındaki birer
nişle şekillendirilmiştir. Kilise, batı duvarı eksenindeki dışa daralan
dikdörtgen bir pencere ile dışa açılır.
Naosun
doğusunda, içten yarım yuvarlak, yarım kubbeyle örtülü apsis yer alır. Apsisin
ana ekseninde, kuzey ve güney duvarlarında, yuvarlak kemerli dikdörtgen iki niş
bulunur.
A
mekanı, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Güneybatı köşesinde
bulunan merdivenle üstteki mekana geçilir.
B
mekanı, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Güneybatı köşesinde
bulunan merdivenle üstteki mekana geçilir.
B
mekanı, doğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Bu mekanın doğu duvarı
eksenindeki kapı, C mekanına açılır. C mekanı yaklaşık kare planlıdır. Naos, A,B
ve C mekanları düz tavanla örtülüdür.
Naosun
doğusunda, içten yarım yuvarlak, yarım kubbeyle örtülü, tek apsis bulunur.
Kilisenin görülebilen batı cephesinde, yuvarlak kemerli giriş kapısı ve naosun
batı duvarındaki dikdörtgen pencere yer alır.
Kayaya
oyulmuş kilisenin kuzey, güney ve batı duvarlarında, farklı boyutlarda düzgün
gri renkli kesme taşlar, şaşırtmalı teknikte yatay sıralanmış, derzler ince
harçla doldurulmuştur. Kilisenin içi alçı ile sıvanmıştır.
Kilisede
süslemeye rastlanmamıştır.
Surp
Toros Kilisesi
Kayseri’nin
kırk kilometre güneyindeki Develi’nin merkezinde bulunan kilise, düz arazi
üzerine, 1886 yılında inşa edilmiştir17(Resim 5). Kilise güne, doğu
ve batıda avlu duvarı ile çevrelenmektedir. Kuzeyde modern okul binası ile
avlusunu paylaşmaktadır. Yapıyı üç yönde çevreleyen avlunun sokak seviyesindeki
iki girişinden biri batıda, ana giriş kapısı ekseninde, diğeri doğuda, eksenin
güneyinde bulunur. Kilise sokak seviyesinden aşağıda kalır.
Bugün
cami olarak kullanılan yapı, iyi korunmuştur. Kilisenin içi boyanmış, narteksi
camekanla kapatılmıştır. Naosun güney duvarının, doğudan ilk ve ikinci
pencereler arasında kalan bölümünde mihrap, doğudan ikinci pencere ile duvar
payesi arasında kalan bölüme minber, batı cephesinin kuzeyine tuvalet ve aptes
almak için çeşme eklenmiştir. Kilisenin çatısında 1997 yılında tamirat yapılmış,
yağmur sularının yapıya zarar vermemesi için oluklar döşenmiştir.
Bir
yayında, harap halde olan yapının yıllarca süren inşaatının, 1886 yılında
tamamlandığı, kilise yapılırken, Feneseli kadınların su ve kum taşıdıkları, 1895
yılında kiliseye muhteşem bir kubbe yapıldığı belirtilir18.
Kilise,
doğu batı doğrultusunda dikdörtgen, üç nefli kubbeli bazilika plan tipine
sahiptir. Yapı naos, doğuda bema ve üç apsis, batıda üç bölümlü narteksten
ibarettir. Narteksin batı duvarından itibaren, bu duvarın genişliği ve
yüksekliğince, beşgen şeklinde düzenlenmiş girişle vurgulanmıştır.
Naos,
iki sıralı yerleştirilmiş üçer sütunla, ortadaki daha geniş, üç nefe
ayrılmıştır. Sütunlar, kuzey ve güney duvarlarda duvar payelerine; doğuda,
konsollara, batıda galeri payelerine sivri kemerlerle bağlanır. Naosun kuzey ve
güney duvarlarında, karşılıklı, eş boyutlu, dışa daralan, yuvarlak kemerli
dörder pencere bulunur. Naosun güneybatı köşesinde galeriye çıkışı sağlayan bir
merdiven yer alır. Naosun orta nefi, doğudan ilk ve ikinci sütunlar arasında
pandantif geçişli büyük kubbe; doğudan ikinci ve üçüncü sütunlar arasında,
pandantif geçişli küçük kubbe, üçüncü sütunlar ve narteks arasında oval kubbe,
yan neflerin kubbe eksenindeki bölümleri, basık oval kubbe, diğer bölümleri
sivri tonoz örtülüdür.
Naosun
doğusunda, apsis önündeki bema, kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır.
Zemin seviyesi naostan yüksekte olan bemanın doğu duvarında, apsisin üzerinde
yuvarlak bir penceresi bulunur. Bema, oval kubbe ile örtülüdür.
İçten
yarım yuvarlak, dıştan düz duvarla sınırlandırılmış apsisler, yarım kubbe ile
örtülüdür. Apsislerin eksenlerinde, içten dışa doğru daralan birer pencere; ana
apsisin kuzey ve güney duvarlarında karşılıklı, eş boyutlu, yuvarlak kemerli
dikdörtgen birer niş; güney apsisin kuzey duvarında, kuzey apsisin güney
duvarında, dikdörtgen birer niş bulunur.
Kuzey
güney doğrultusunda dikdörtgen narteks, örtü seviyesinde üç bölüme ayrılmıştır.
Narteksin yuvarlak kemerleri üç bölüme ayrılmıştır. Narteksin yuvarlak
kemerleri, doğuda dikdörtgen kesitli payelere, batıda duvarlara oturur. Narteksin
batı duvarı ekseninde ana giriş kapısı; kuzey ve güney duvarları ekseninde de
birer kapı yer alır. Ana giriş kapısının iki yanında, dışa daralan dikdörtgen
birer pencere; yan bölümlerin batı duvarında, dışa daralan birer pencere
bulunur. Narteks çapraz tonoz örtülüdür. Narteksin batı duvarı eksenindeki kapı,
beşgen şeklinde düzenlenmiş giriş mekanına açılır. Batı cephenin tamamını
kaplayan beşgen giriş mekanı, yuvarlak kemerlerle bağlanan, yüksek kaide üzerine
oturan, iki sütun ve aralarında bir paye ile oluşturulan taşıyıcı demetiyle
vurgulanmıştır.
Narteks
ve beşgen şeklinde düzenlenmiş giriş mekanının üzeri, yapı içinde galeri olarak
kullanılmaktadır. Galeri, yuvarlak kemerlerle, örtü seviyesinde üç bölüme
ayrılmıştır. Kemerler doğuda bodur payelere, batıda duvara oturur. Galeri,
batıda, yuvarlak kemerlerle naosa açılır. Çapraz tonoz örtülü galerinin batı
duvarları ekseninde bir; eksenin kuzey ve güneyinde dışa daralan birer penceresi
bulunur.
Kilisenin doğu cephesinde apsislerin birer pencere, naosun üçgen alınlığı,
kasnak ve kubbe görülmektedir.
Kuzey ve
güney cepheleri simetrik düzenlenmiştir. Cepheler, pencerelerin üstünden geçen
yatay silme ile iki bölüme ayrılmıştır. Silmenin altındaki pencereler, dışa
taşkın kademeli dikdörtgen alınlıklarla vurgulanmıştır. Silmenin üstünde,
pencerelerle aynı eksende, yarım yuvarlak kör kemerler bulunur. Narteksin kuzey
ve güney cephesinde, dikdörtgen birer giriş kapısı yer alır. Kademeli olarak
yükselen saçak, naosun küçük kubbeli bölümü hizasında, üçgen alınlık oluşturur.
Batı
cephede, beşgen giriş mekanının sütun ve payeler üzerine oturan yuvarlak
kemerleri, narteksin ana eksen üzerinde bulunan yuvarlak kemerli dikdörtgen
kapısı ve dikdörtgen beş penceresi görülür. Giriş kapısı, iki yanında bulunan
plasterlere oturan yuvarlak kemerde vurgulanmıştır. Kemer ile kapı arasında
bulunan kitabe yerinde âyet yazılı bir levha bulunur. Üst seviyede galerinin üç
yuvarlak kemerli penceresi ve üçgen alınlık görülür.
Naosun
orta bölümü kubbe, diğer bölümleri çift pahlı, apsisler tek pahlı çatı ile
örtülüdür.
Yapıda,
farklı boyutlarda düzgün sarı renkli kesme taşlar, şaşırtmalı teknikte yatay
sıralanmış; derzler ince harçla doldurulmuştur.
Kilisede
bugün sadece taş süsleme görülmektedir. Kilisenin içindeki sütun başlıkları
stilize akantus yapraklıdır. Batı, kuzey ve güney cepheden üçgen alınlıkları
üzerinde yer alan taş kabartmalarda, ortada yer alan vazonun iki yanından çıkan
kıvrık dal ve yaprak motifleri görülür.
Surp
Asvadzadzin Kilisesi
(Eski
Postane Binası)
Kayseri’nin
19 kilometre
kuzeydoğusundaki Gesi’nin merkezinde, yamaçta düzlük bir alan üzerine inşa
edilmiş kilisenin yapım tarihi bilinmemektedir19(Resim 6). Kilise
güney duvar hariç, üç yönde avlu duvarı ile çevrelenmektedir.
Bugün
terkedilmiş olan yapı, postane ve ev olarak kullanıldığı dönemlerde değişikliğe
uğramıştır. Yapı, güney giriş ekseninde bir koridor, doğu ve batıda ikişerden
dört odaya ayrılmıştır. Batıdaki kapı kapatılmış, olasılıkla orijinal örtü
sistemine ait taş plakalar, içteki ahşap hatıllar üzerine yerleştirilmiştir.
Kuzeydoğusunda avlu duvarının bir bölümü yıkılmıştır.
Alboyacıyan, 1712 tarihli adını vermediği bir kaynakta kilisenin adının
geçtiğini, yapının 1915 yılında mevcut olduğunu, ancak rahibi bulunmadığını
belirtmektedir20.
Farklı
amaçlar için kullanıldığından mimari olarak orijinalliğini kaybetmiş olan
kilise, mevcut veriler doğrultusunda tanıtılmaya çalışılmıştır.
Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen olan yapının, içte bazilikal planlı olduğu,
nef ayrımı tespit edilemeyen naosun, bugünkü veriler doğrultusunda, doğuda,
içten yarım yuvarlak tek apsisle sonlandığı düşünülmektedir (Çizim 5).
Naos,
batı ve güney duvarlarında, ana eksende; kuzey duvarında eksenin batısında birer
kapı ile dışa açılır. Doğu, kuzey ve güney duvarlarda, dışa doğru daralan
yuvarlak kemerli, ikişer pencere yer alır. Naosun, kuzeydoğu ve güneydoğu
duvarında aynı eksen üzerinde, eş boyutlu, dikdörtgen birer niş bulunur. Naos,
ahşap kalaslar üzerine yerleştirilmiş taş plakalarla örtülüdür.
Naosun
doğusundaki apsis, içten yarım yuvarlak dıştan düz duvarlıdır.
Kilisenin doğu cephesinde, eş boyutlarda dikdörtgen, çerçeveleri dışa taşkın iki
pencere görülmektedir.
Kuzey
cephede, dikdörtgen iki pencere; eksenin batısında, yuvarlak kemerli kapı yer
alır. Pencerelerin batısında, avlu duvarının takviye kemeri, yapının kuzey
duvarıyla birleşir.
Batı
cephenin ana ekseninde giriş kapısı, kapının üstündeki küçük, kuzeyindeki büyük
iki dikdörtgen pencere bulunur. Dikdörtgen giriş kapısı üstünde bulunan oval
şekildeki kitabe yeri boştur. Kapının bulunduğu bölüm, sonradan eklenmiş ahşap
sundurma ile vurgulanmıştır.
Güney
cephe ekseninde; kademeli çerçeve içinde, yuvarlak kemerli giriş kapısı, kapının
iki yanında, eş boyutlarda, dışa taşkın dikdörtgen çerçeveli iki pencere yer
almaktadır. Kapının üstünde yuvarlak kemerli, küçük beş açıklık bulunur.
Cephenin batısında, avlu duvarının kapısı görülür.
Yapının
beden duvarlarında farklı boyutlarda, düzgün gri renkli kesme taşlar, şaşırtmalı
teknikte yatay sıralanmış, derzler ince harçla doldurulmuştur. Tavanda, ahşap
kalaslar ile olasılıkla yapının orijinal örtüsüne ait taş plakalar görülür.
Kilisede
süslemeye rastlanmamıştır.
Surp
Toros Kilisesi
Kayseri’nin 17 kilometre
kuzeydoğusundaki Güzelköy’de, eğimli arazi üzerine, 1851 yılında inşa edilmiştir20
(Resim 7).
Kilisenin nartkes bölümü, ev, diğer bölümleri odunluk ve hurda deposu olarak
kullanılmaktadır. Harap halde olan yapının kuzey nefi, apsisin naosa bakan
bölümü ve narteksi duvar örülerek kapatılmıştır. Apsis zemini hazine arayıcıları
tarafından kazılmıştır. Kilisenin çatısının kiremitleri zarar görmüş, üzeri
tamamen otlarla kaplanmıştır. Narteksin üzeri modern malzeme ile kapatılmıştır.
Yapı eve dönüştürülürken avlusuna farklı işlevlerdeki yapılar eklenmiştir.
Bir
yayında, 1651 tarihli adı verilmeyen bir kaynakta kilisenin adının geçtiği, 1851
yılında inşa edildiği ve birkaç kez tamir gördüğü, Birinci Dünya Savaşı’ndan
önce çan kulesi eklendiği belirtilir. Ancak yapılan tamiratın içeriği hakkında
bilgi verilmez21. Bahsedilen çan kulesi günümüze ulaşmamıştır.
Doğu-batı doğrultusunda, kareye yakın dikdörtgen, tonozlo bazilika planlı
kilise, üç nefli naos, doğuda üç apsis, batıda üç bölümlü narteksten ibarettir
(Çizim 6).
Naos,
ikişerden dört kare paye ile ortadaki daha geniş üç nefe ayrılmıştır. Payeler,
yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanır. Kemerler, kuzey ve güney duvarlarda
dikdörtgen kesitli duvar payelerine, doğu ve duvarlarda konsollara oturur.
Naosun güney duvarı ekseninde giriş kapısı bulunur. Bu kapı önünde içeride, beş
basamakla naos zeminine ulaşılır. Naosun kuzey duvarında, eksenin batısındaki
büyük dikdörtgen iki niş bulunur. Naos, beşik tonoz örtülüdür.
Naosun
doğusundaki ana kayaya oyulmuş üç apsisten, ortadaki apsis daha geniş ve
yüksektir. Ortadaki apsisin ekseninde yuvarlak kemerli, dikdörtgen bir niş,
kuzey duvarında doğudaki yuvarlak kemerli, dikdörtgen iki niş yer alır. Yan
apsislerin eksenlerinde yuvarlak kemerli birer niş bulunur. Apsisler yarım kubbe
ile örtülüdür23.
Doğu ve
kuzeyde ana kayaya oyulmuş kilisenin görülebilen güney cephesinde, naosun
yuvarlak kemerli giriş kapısı ve narteksin dikdörtgen penceresi yer alır.
Naosu
çift pahlı çatı ile örtülü yapının narteksi, eve dönüştürüldüğü sırada modern
çatı ile kapatılmıştır.
Yapının
beden duvarlarında farklı boyutlarda düzgün gri renkli kesme taş, şaşırtmalı
teknikte yatay sıralanmış; derzler ince harçla doldurulmuştur. Kilisenin içi
tamamen alçıyla sıvanmıştır. Çatıda taş plakalar kullanılmıştır.
Kilisenin içinde, naosun kemer alınlıklarında bitkisel ve geometrik bezeme
izlerine rastlanmıştır. Payelerin orta nefe bakan yüzlerinde, daire içinde,
naosun kuzey duvarının doğusunda yan yana kabartma haç motifleri görülmektedir.
Surp
İstapanos Kilisesi
Kayseri’nin
beş kilometre kuzeydoğusundaki Konaklar (Germir) Köyü’nde, Aşağı Mahalle’de
düzlük arazi üzerine inşa edilmiştir24 (Resim 8). Kilise, güney ve
batıda tamamen, kuzeyde nartekse kadar yüksek avlu duvarı ile çevrelenir.
Bugün
harap halde olan yapının naosu tamamen yıkılmıştır. Günümüze beden duvarlarının
bir kısmı, apsisler, narteks ve galerisi ulaşabilmiştir. Naosun güney
tarafındaki pencerelerin önüne taşlar yığılmıştır. Pencerelerin hepsi taşla
kapatılmıştır. Ana apsise taş yığılmış, kuzey apsisin önüne kümes yapılmış,
güney apsisin güney duvarına bitişik bir tuvalet ve kömürlük eklenmiştir.
Narteks ve galeri sonradan kapatılarak, konut olarak kullanılmıştır. Konuta
çevrilirken, açık olan narteksin batı kemerleri taşla kapatılarak, pencere ve
kapı yapılmıştır. Bugün narteksin alt katı hurda deposu olarak kullanılmaktadır.
Galeri güneyden kuzeye doğru salon, mutfak, iki oda ve bir koridor olarak
bölümlenmiştir. Galeriye çıkan merdivenin altında tuvalet, üstünde banyo
bulunmaktadır. Galerinin naosa bakan bölümünün kemerleri kaşla kapatılmıştır.
Kuzey oda erzak deposu, güney oda ev olarak kullanılmaktadır.
Bir
yayında, Germir’de bir Ermeni kilisesi ve okulunun bulunduğu; okulda Türkçe,
Ermenice ve Fransızca öğretildiği belirtilir25.
Diğer
bir yayında, bugün mevcut olan kilisenin, 1858 yılında yanan eski kilisenin
yerine yapıldığı, eski kilisenin, Surp Asvadzadzin’e ithaf edilmiş olduğu
yazmaktadır. Adını vermediği iki kaynakta kilisenin, isminin Surp İstapanos
olarak geçtiğini, 1860 yılında kubbesinin yapıldığını, 1919’da ayakta olan
yapının, sadece ikonostasis bölümünün yıkıldığını söyleyen araştırmacı, yapının
yüksek avlu duvarı ile çevrili geniş bir bahçesi ve avlusunda üç kuyusu
bulunduğunu belirtir26.
Diğer
bir yayında, ilk olarak Cuinet’in yapı hakkındaki “Rum kiliselerine göre daha
yeni ve güzel bir de okulu var” dediği görüşüne yer vermiştir. Kilisenin geniş
bir düzlük üzerine kurulduğunu, içinin tamamen yok olduğunu, sadece dış
duvarlarının sağlam kaldığını, onların da yer yer döküldüğünü belirtir.
Araştırmacı kiliseyi, boyuna düzenli, üç sahınlı ve iki katlı narteksli olarak
tanımlar. Yapının bugün mevcut bölümlerinin kullanımı, yıkılan bölümleri
hakkındaki tahmini görüşlerini belirterek, apsisler ve burada bulunan süslemeler
hakkında bilgi verir. Kilisenin etkin özelliklere sahip olduğunu, özgün
planının, merkezi kubbe ile vurgulanmış olabileceğini (bu görüş Alboyacıyan’ın
verdiği b.ilgilerde doğrulanmaktadır) ve yöre kilise mimarlığında unutulmaması
gereken bir örnek olduğunu belirtir. Narteksin batısında bulunan okulun yıkılmış
olduğunu söyler. Ayrıca makale sonunda, kilisenin ilk defa yayınlanan planı ve
iki resmi verilir27.
Yapının
bugün mevcut olan mimari verilerine bakılarak, üç nefli bazilika olduğu
düşünülmektedir. Kilise, naos, üç apsis ve dışa taşkın pastophorium odaları ile
batıda üç bölümlü narteksten ibarettir (Çizim 7).
Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı naosun destek sistemi, kemerleri ve
örtüsü günümüze ulaşmamıştır. Ancak, kuzey ve güney duvarlardaki payelerin
varlığı, kemerlerin bu payelere bağlandığını düşündürmektedir. Naosun batı
duvarı ekseninde bir giriş kapısı; güney duvarında, duvar payeleri arasında
kalan bölümlerde yuvarlak kemerli, dikdörtgen üç pencere yer almaktadır. Bu
düzenlemenin, bir bölümü yıkılmış olan kuzey duvarda da uygulandığı
görülmektedir. Pencereler karşılıklı, eşit aralıklı ve eş boyutludur.
Naosun
doğusundaki üç apsisten ana apsis, yan apsislerden daha geniştir. Apsisler içten
yarım yuvarlak, dıştan ana apsisin hafif kavisli çıkıntısı dışında, düz duvarla
sınırlandırılmıştır. Ana apsis ekseninde dışa daralan dikdörtgen bir pencere,
kuzey ve güney duvarlarında karşılıklı, eş boyutlu, yuvarlak kemerli ikişer niş
yer alır. Kuzey apsisin güney duvarında; güney apsisin kuzey duvarında yuvarlak
kemerli dikdörtgen birer niş bulunur. Yarım kubbe ile örtülü apsislerden ana
apsisin örtüsü yıkılmıştır.
Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı pastophorium odaları, yaklaşık
simetrik düzenlenmiştir. Odalar eksenin doğusunda, kuzey ve güney duvarlardaki
dikdörtgen duvar payesi üzerine oturan sivri kemerle, örtü seviyesinde ikiye
ayrılmıştır. Prothesis, batı duvarı ekseninde bulunan bir kapıyla naosa açılır.
Batıdaki kapıyla naosa açılan kapı arasındaki bölümün köşesinde bulunan yuvarlak
kemerli kapı ile muhtemelen galeriye çıkış sağlanmaktadır. Doğu duvarın kuzey
köşesinde, dışa daralan küçük dikdörtgen bir pencere bulunur. Kuzey duvarı
ekseninin batısında, naos kapısı ile aynı eksende, dikdörtgen bir vaftiz
teknesi, eksenin doğusunda dikdörtgen bir niş yer alır. Avlu duvarı içinde kalan
diakonikonun prothesisten farkı, batı duvarı ekseninde kapı yerine dikdörtgen
bir pencere; güney duvarı ekseninin batısında dikdörtgen iki pencere
bulunmasıdır.
Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı narteks, yuvarlak kemerlerle örtü
seviyesinde üç bölüme ayrılmıştır. Kemerler, batıda çift paye üzerindeki
yastıklara; doğuda duvara oturur. Narteks, duvarı eksenindeki kapıyla naosa;
batı duvarı eksenindeki kapı ve iki yanında bulunan dikdörtgen ikişer pencere
ile avluya açılır. Narteks çapraz tonoz örtülüdür.
Narteksin üstündeki galeri, üç bölümlü ve beşik tonoz örtülüdür. Bugün ev olarak
kullanıldığından orijinalliğini kaybetmiştir. Bugün galeriye, narteksin kuzey
duvarından çıkıntı yapan bölümündeki merdivenle çıkılır. Galerinin kuzey ve
güney duvarı ekseninde birer, sonradan kapatılarak yapılmış batı duvarında,
dikdörtgen dört pencere bulunur. Ortadaki dikdörtgen pencere üstünde yuvarlak
bir pencere yer alır.
Kilisenin doğu cephesinde, ana apsis hafif bir kavisle dışa taşar. Bu cephenin
iki açıklığından biri ana apsiste bulunan pencere, diğeri prothesisin
penceresidir.
Kuzey
cephede, naosun doğu ve batıda yer alan iki dikdörtgen penceresi, narteksin
altta ve üstte aynı eksen üzerinde, eş boyutlu birer penceresi görülür. Narteks
kuzey duvarının batı köşesinde dışa taşkın konsol yer alır.
Batı
cephede, narteksin sonradan kapatılmış yuvarlak kemerli üçlü açıklığı ve
galerinin cephesi görülür. Üçlü açıklığın kemerleri kare payeler üzerindeki
yastıklara oturur. Cepheyi dikdörtgen bir silme ikiye böler. Alt seviyede
eksende bir kapı, kapının yanlarında dikdörtgen birer pencere ve ortada yuvarlak
penceresi görülür. Aşağıdan yukarıya doğru kademeli yükselen saçak, üçgen
alınlık oluşturur.
Güney
cephe, kuzey cephe ile aynı düzenlemeye sahiptir. Naosun güney cephesi ile aynı
düzenlemeye sahiptir. Naosun güney cephesi dikdörtgen iki paye ile üç bölüme
ayrılmıştır. Her bölümün ekseninde birer dikdörtgen pencere yer alır.
Pencerelerin hemen altından dikdörtgen silme geçer. Narteksin güney duvarında
sivri kemer açıklığı ile üzerinde dikdörtgen pencere, üst seviyede, alttaki
pencerelerle aynı eksende galerinin dikdörtgen penceresi görülür. Naosun
diakonikon ile birleştiği bölüm bir kapı genişliğince yıkılmıştır.
Yapının
beden duvarlarında sarı ve gri renkli düzgün kesme taş kullanılmıştır.
Şaşırtmalı teknikte yatay şekilde istiflenmiş, boyutları çeşitlilik gösteren
taşların arasında, ince harç tabakası görülür. Naosun içinde kalan süslemelerden
duvarların alçı ile sıvandığı anlaşılmaktadır.
Kilisenin içinde günümüze ulaşabilmiş çok az süsleme bulunur. Ancak yapılan
araştırma sırasında, kuzey odanın kuzey duvarında, vaftiz teknesinin bulunduğu
nişin üzerinde vaftiz sahnesi saptanmıştır.
Naosta
yer alan payeler üzerinde tahrip olmuş, pembe rengin hakim olduğu bitkisel
süslemeler görülebilmektedir. Paye başlıklarında geometrik ve bitkisel bezeme
yan yana kullanılmıştır. Kilisenin aynı düzende süslenmiş olan apsislerinde,
silmenin hemen altından başlayan yumurta motifi, mermer taklidi ve perde saçağı
motiflerinden oluşan bezemeler görülmektedir. Narteksin naosa bakan duvarı
üzerinde, payeler arasında kalan bölümler küçük çiçeklerden oluşan şeritlerle
çerçeve içine alınmıştır. Kuzey odanın, kuzey duvarının batısında yer alan
dilimli kemerli dikdörtgen niş; nişin yanlarında kademeli olarak dışa taşan
plasterler üzerindeki dilimli kartuş içinde “İsa’nın Vaftiz Edilmesi” sahnesi
bulunur. Üç figürün yer aldığı sahne içinde ortada İsa, solunda Vaftizci Yahya,
sağında havlu tutan bir melek figürü yer alır.
Bir göl
içinde yapılan vaftiz sahnesinin arka planında, sağda bir manastır yapısı göze
çarpar. Resimde otlar, ağaçlar görülür. Kartuşun üstünde yanlarda iki melek
figürü bulunur. Kuzey oda yapının süslemelerinin en iyi korunduğu bölümdür.
Üstte tonoz örtüyü ikiye bölen takviye kemeri üzerinde mavi renkli baskı süsleme
görülür. Tonozun her iki bölümü, küçük çiçek motiflerinden oluşan süsleme ile
çerçeve içine alınır. Güney duvarındaki giriş kapısının kemer alınlığı üzerinde
kıvrık dal ve yaprak motiflerinden oluşan rokoko tarzında, mavi rengin hakim
olduğu süsleme bulunur.
Sonuç
Osmanlı
İmparatorluğu himayesinde sosyal ve siyasal yaşamlarını sürdüren
gayrimüslimlerin ibadet yapıları, devletin koyduğu kurallar çerçevesinde
biçimlenmiştir. Tarihsel veriler doğrultusunda, Bizans İmparatorluğu’nun
çökmesinden sonra hiçbir dönemde kiliselerin bu kadar yoğun yapılmadığı
bilinmektedir. Yaşanan değişim 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat fermanlarıyla
gayrimüslim toplulukların kavuştuğu sosyal ve siyasal statüye bağlıdır. Osmanlı
İmparatorluğu’nda yenileşme hareketlerinin yaşandığı bu dönemde, gayrimüslimler
tarafından özellikle taşrada yoğun imar faaliyetlerine girişilmiştir28.
Kayseri
ve çevresinde Osmanlı Döneminde, 19.yüzyılda inşa edilmiş kiliselerin ele
alındığı çalışmamızda on iki kilise incelenmiş, kroki planları çıkartılmış,
fotoğrafları çekilerek mevcut durumları belgelenmiştir. Araştırmamız sırasında
bütün kiliselerin orijinal isimleri, sekiz kilisenin inşa tarihleri saptanmıştır29.
İnşa tarihleri bilinmeyen yapılar da, mimari ve bezeme üsluplarına göre yaklaşık
yüzyıl olarak tarihlendirilmiştir.
Osmanlı
mimarisi içinde yeterince değerlendirilmemiş olan gayrimüslimlerin din
yapılarının daha ayrıntılı çalışılması gerekmektedir. Bugün dış etkenlere ve
zamana karşı varlıklarını koruyabilen Kayseri’deki Ermeni kiliseleri yeni
araştırmalara kapsamlı bir kaynak oluşturmaktadır.
Summary
Armenians who lived under Otoman domain continued their social and religious
life in accordance with the Patriarchate established in 1461 by Fatih Sultan
Mehmet30. The Tanzimat Fermanı prepared by Mustafa Reşit Paşa during
the region of Abdülmecid (1839-1861) introduced new rights to the non-muslims,
who continued their living conditions. The most important issue ou the Tanzimat
Fermanı was that the whole community had equal rights with the muslims
regardless of their religion and creed31.
With the
Tanzimat Fermanı, the non-muslims became citizen instead of the protected. The
bill extended their religious instead religious previlages.The taxes collected
from the churches were removed. It allowed them to open schools and the places
for worship32.
However,
The Otoman rule, did not infere with the interior design of the existing
churches and a firman was needed to allow to repaired was not allowed33.
The
opportunity of constructing new worship places after the Tanzimat and Islahat
Fermanı non-muslims is quite important for the research on the Armenian Churches
built in Kayseri in the 19th century. After the down fall of the Byzantine
Empire, there was no other period when Churches were bulit at this rate.
Twelwe
churches at Kayseri and environs have been studied. City center of Kayseri, Surp
Krikor Lusavoriç Church, Surp Toros Church, Bahçeli (Efkere) Surp İstaponos
Church, Balagesi Surp Haç Church, Derevenk Surp Toros Church, Gesi Surp
Asvadzadzin Church, Güzelköy (Nirze) Surp Toros Church, Talas Surp Asvadzadzin
Church, Tomarza Surp Begos-Bedros Church.
The aim
of our study is to record and to introduce the churches in and around Kayseri
identified as Armenian.
(Türk Arkeoloji ve
Etnografya Dergisi, Sayı:5, Yıl 2005, T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür
Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü)
NOTLAR
* Güner
Sağır, Müze Araştırmacısı (Sanat Tarihçisi), Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel
Müdürlüğü, Ankara/Türkiye
1 Kayseri
İl Merkezindeki Surp Krikor Lusavoriç ve Surp Asvadzadzin Ermeni Kiliseleri
adını taşıyan tez çalışması 2000 yılında Hacettepe Üniversitesi, Sanat Tarihi
bölümü’ne sunulmuştur. Bu çalışmayı yönlendiren ve yayımlanması için beni
destekleyen tez danışmanım Doç. Dr. Sacit Pekak’a ve emeği geçen herkese
teşekkür ederim.
2 Söz
konusu makalenin 15.notunda Aziz Mesrob Mashdotz’un bugünkü Ermenistan
sınırlarında doğduğu yazılmıştır. Ancak Nesrob Mashdotz Muş’ta (Daron/Taron)
doğmuştur.
3
Aydınlar (Tavlusun, Tevanasun) Köyü, bugünkü idari bölünme içinde, Merkez
İlçe’ye bağlı Melikgazi Belediyesi sınırları içinde kalır. Eskiden Müslümanlar,
Ermeniler ve Rumlar’ın bir arada yaşadığı köylerden biridir. Aşağı ve Yukarı
Mahalle olarak ikiye ayrılan köy, yakın geçmişte Yukarı Mahalle’ye taşınmıştır.
Köyün eski yerleşimi olan Aşağı Mahalle terkedilmiştir. Doğusunda Mimar Sinan,
kuzeyinde Konaklar (Germir) köyleri ile güneyinde Talas yer alır. Ayrıca köyde,
Ermeni kilisesinin batısında Rum kilisesi bulunur.
4 A.Alboyacıyan,
Kayseri I-II (Ermenice), İstanbul, 1937, s.759-761.
5
Kazınmış olan kitabenin altı ya da yedi satırlık olduğunu izlerden anlamak
mümkündür.
6
Mekanlara harfler, plan üzerinde anlatım kolaylığı sağlamak amacıyla
tarafımızdan verilmiştir.
7 Türk
Arkeoloji ve Etnografya Dergisi’nin 4.sayısında tanıttığımız Tomarza Surp Begos-Bedros
Kilisesi diğer bir örnektir.
8 Bugünkü
ismi Bahçeli olan köyde, 1500 yılında 122 Hıristiyan, 44 Müslüman, 1520 yılında
119 Hıristiyan, 37 Müslüman nüfus bulunmaktaydı. (Mehmet İnbaşı, 16.yüzyıl
Başlarında Kayseri, Kayseri, 1992, s.88)
9 Kilise
Sokak, 1819 parselde bulunan yapı, 24.11.1976 yılında koruma grubu olarak tescil
edilmiştir. Tescil tarihinden önce arsası hazineye kalmak şartıyla Mahmut Nane
adlı şahsa satılmıştır.
10 A.Alboyacıyan,
a.g.e. s.775-785. Biz de tanıtımımızda bu yapıları şapel olarak adlandıracağız.
11 F.İlter,
“Kayseri’de 19.Yüzyıldan İki Kilise: Darsiyak ve Evkere”, Anadolu, XXll, s.
353-374.
12
Kuzeydoğu şapelle aynı düzenlemeye sahip olduğu öğrenilen güneydoğu şapele,
kapısının anahtarı başka bir şahısta bulunduğu için girilememiştir.
13
Bahçeli Köyü’nün bir km. batısında bulunan Balagesi (Palai Kassiane, belegesi),
bugün terk edilmiş bir köy yerleşimidir. 16.yüzyıl başlarında Ermeniler’in
yerleşimi olan köyde, 1500 yılında beş hane, 1520 yılında 13 hane bulunmaktaydı
(İnbaşı, a.g.e., s.86).
14 A.Alboyacıyan,
a.g.e., s.769-775.
15 Bir
yayında, yeri belirlenemeyen yerleşimler içinde adı geçen Derevenk’in, Aydınlar
(Tavlusun) Köyü dolayında olduğu belirtilir (Y.Ötüken, “Kapadokya Bölgesi
Çalışmaları”, l.Araştırma Sonuçları Toplantısı Bildirileri (23-36 Mayıs 1983),
İstanbul, 1984, 7.dipnot). Yerini tespit ettiğimiz Derevenk, Talas bağlarının
ortasında yer alır. Ermeni köyü olan Derevenk, önemli bir manastır merkezidir.
Kayseri çevresinde bulunan dört Ermeni manastırından biri olan Surp Sarkis
Manastırı burada bulunmaktadır (Anonim, Kayseri ve Surp Krikor Lusavoriç
Kilisesi, İstanbul, 1986, s.37). 1500 yılında Venk köyü olarak
adlandırılmaktadır (M.İnbaşı, a.g.e., s.80). Derevenk’in bulunduğu arazi bugün
özel şahsa aittir.
16 A.Alboyacıyan,
a.g.e., s.748; araştırıcıya göre, eski bir Rum kilisesi olan köyde iki mahalle
bulunur. Bu iki mahalle arasında yaşlıların gittiği Surp Asvadzadzin
Kilisesi’nin, 1825 yılındaki depremde yıkıldığı ve yeniden yapıldığı, Rumlar’ın
köyü ne zaman terk ettiğinin bilinmediği, 1825 yılındaki depremden sonra
İspile’deki (Bağpınar) Ermeniler’in Derevenk’e gittiklerini belirtir.
17 A.
Alboyacıyan, a.g.e., s.823-853. Develi’nin (Gabadonia, Gabdanya, Xawatanek,
Dawalu) ilk yerleşimi Everek, bugünkü şehrin üç km. yakınlarındadır (F.Hild-M.Restle,
Kappadokien (Kappadokien, Charsianon, Sebasteia und Lykandos), Wien, 1981,
s.178.
18 A.
Alboyacıyan, a.g.e., s.823-852.
19 Gesi,
1500 yılında Merkezİlçe’ye bağlı bir bucaktır. Bu dönemde Gesi Halkı’nın yüzde
75’ini gayrimüslim oluşturmaktaydı (M. İnbaşi, a.g.e., s.90-91) Bugünkü Gesi
yerleşimi, Efkere’nin batısındadır ve Yeni Kassiane diye adlandırılır. Aynı
zamanda Gesi, üç km. kuzeyinde olan Yeşilyurt’un (Mancusun) eski adı olarak da
geçmektedir (F.Hild-M.Restle, a.g.e., Wien, 1981, s.202).
20 A.
Alboyacıyan, a.g.e., s.785-787.
21
Güzelköy (Nüsa, Nize, Nirze, Niziyye), 1520 yılında gayrimüslimlere ait bir
yerleşimdir (M. İnbaşı, a.g.e., s.88)
22 A.
Alboyacıyan, a.g.e., s.796-801.
23
Kilisenin narteks bölümüne ev sahibi olmadığı için girilememiştir. Bu bölüme
naostaki açıklıklardan bakılmıştır.
24
Kilise, Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından
4.Kasım.1993 tarihinde koruma grubu ll olarak tescil edilmiş.
25 V.Cuinet,
La Turquie D’Asie
Geographie Administrative Statistique Descriptive et Raisonnée de Chaque
Province de L’Asie Mineure, Paris, 1850, s.319.
26 A.Alboyacıyan,
a.g.e., s.761-769.
27 F.İlter,
a.g.e., s.761-769.
28
Gayrimüslimlerin Osmanlı İmparatorluğu’ndakiu durumu hakkında ayrıntılı bilgi
için bkz. O.Ergin, Türk Tarihinde Evkaf, belediye ve Patrikhaneler, İstanbul,
1937; Ziyaeddin F. Fındıkoğlu, Tanzimat’ta İçtimai Hayat, İstanbul, 1940; E.Z.
Karal, Osmanlı Tarihi Nizam-ı Cedit ve Tanzimat Devirleri, 1789-1856, Ankara,
1947; F.Akbal, “1831 Tarihinde Osmanlı İmparatorluğu’nda İdari Taksimat ve
Nüfus”, Belleten, XV (60), 1951, s.273-292; Y.G.Çark, Türk Devlet Hizmetinde
Ermeniler 1453-1953, İstanbul, 1953; R.Kaynar, Mustafa Reşit Paşa ve Tanzimat,
Ankara, 1954; Ş.Turan, 17. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İdari Taksimatı,
Ankara, 1963; İ.Ortaylı, Tanzimattan Sonra Mahalli İdareler (1840-1878), Ankara,
1974; P.Impert, Osmanlı İmparatorluğu’nda Yenileşme Hareketleri, (çev. Adnan
Cemgil), İstanbul, 1981; B.Braude-B.Lewis, Christian and Jewis in Otoman Empire,
l-ll, New York, 1981; J.McCarthy, Muslims and Minorityies: The Population of
Otoman Anatolia and The End Of The Empire, New York, 1983; N.Göyünç, Osmanlı
İdaresinde Ermeniler, İzmir, 1984; Y.Ercan, “Türkiye’de 15. ve 16. Yüzyıllarda
Gayrimüslimlerin Hukuki, İçtimai ve İktisadi Durumu”, Belleten (185-188), 1984,
s. 1119-1149; C.Küçük, “Osmanlılarda ‘Millet Sistemi’ ve Tanzimat”, Tanzimat’tan
Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi 4, 1985, s.1007-1020; Y:Özkaya, “Arşiv
Belgelerine Göre 17. Yüzyıl ve 19. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nda
Ermenilerin Durumu”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu İle İlişkileri
Sempozyumu: 8-12 Ekim 1984, Ankara, 1985; K.Kaprat, Otoman Population 1830-1914:
Demographic and Social Characteristics, Wisconsin/London, 1985; B.Tanör,
“Anayasal Gelişmelere Toplu Bakış”, Tanzimattan Cumhuriyete Türkiye
Ansiklopedisi 4, 1985, s.1002-1006; M.Çadırcı “Tanzimat’ın İlanı Sırasında
Türkiye’de Yönetim (1826-1856)”, Belleten (203), 1988, s.601-626; G.Bozkurt,
Alman-İngiliz Belgelerinin ve Siyasi Gelişmelerin Işığı Altında Gayrimüslim
Osmanlı Vatandaşlarının Hukuki Durumu (1839-1914), Ankara, 1989; G.Bozkurt,
Osmanlı Devleti ve Gayrimüslimler, İstanbul, 1992; G.Bozkurt, Tanzimat ve Hukuk,
Ankara, 1994; G.Bozkurt, Türk Hukuk Tarihinde Ermeniler, Ankara, 1994; B.Eryılmaz,
Osmanlı Devleti’nde Gayrimüslim Tebaanın Yönetimi, İstanbul, 1996; G.Augustinos,
Küçük Asya Rumları, Ondokuzuncu Yüzyılda İnanç, Cemaat ve Etnise, Ankara, 1997;
A. Güler, Osmanlı Devleti’nde Azınlıklar, İstanbul, 1997; İdris Bal-M.Çufalı,
Dünden Bugüne Türk Ermeni İlişkileri, Ankara, 2003; L.Panos dabağyan, Türkiye
Ermenileri Tarihi, İstanbul, 2003. Daha ayrıntılı kaynakça için bkz. G.Sağır,
Kayseri İl Merkezindeki Surp Krikor Lusavoriç ve Surp Asvadzadzin Ermeni
Kiliseleri, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2000, s.211-289.
29
Kiliselerin orijinal isimleri ve inşa tarihleri, Ermeni Patrikhanesi’nden Sayın
Kirkor Damadyan’ın Arşak Alboyacıyan’ın kitabından yaptığı çevirilerle mümkün
olmuştur.
30
P.Tuğlacı, İstanbul Ermeni Kiliseleri, İstanbul, 1991 s.51.
31 K.Karpat,
a.g.e, s.133.
31 B.Tanör,
a.g.m., s.1002-1006.
32
Ş.Turan, a.g.e., s.171; Gülnihal Bozkurt, Alman-İngiliz Belgelerinin… s.12.