Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İslamiyet Çin’e nasıl girdi?

“Çinliler’in savaş yolu ile İslamiyet’le ikinci defa karşılaşmaları (birinci kez Talas Savaşı’nda, b.n.) An Lu-shan isyanı ile olmuştur. Bu savaşın diğer savaşlardan farkı, savaşın tamamen Çin’in iç bölgelerinde geçmiş olması ve dolayısıyla İslamiyet’in Çin’e girmesine büyük ölçüde yardımcı olmasıdır.

A Shıh-te ailesine mensup bir şaman anneden doğan An Lu-shan, Kitanlar’la 744 senesinde yapacağı savaş sebebiyle 150.000 kişilik bir ordunun başına geçmiş ve Kitanlar’ı mağlup etmiştir. Bu arada, Çin’de iç karışıklıklar yüzünden mücadeleler devam ediyordu ve imparator ailesinden Yen, An Lu-shan üzerine bir ordu göndermiştir.

Bunun üzerine An Lu-shan, Ch’ang-an şehrini zaptetmiş ve imparator da tahttan çekilmek zorunda kalmıştır. İmparatorun oğlu Su-sung bu durum üzerine Uygurlar’dan ve Araplar’dan yardım istemiştir. Abbasi halifesi Abu Cafer Mansur tarafından Çinliler’e yardımda bulunmak üzere bir ordu hazırlatılıp Çin’e yollanmıştır.

Aynı zamand Uygurlar da daha büyük bir kuvvetle Çin’in yardımına gitmiştir. Neticede, 757 senesinde An Lu-shan isyanı bastırılmış ve kendisi de öldürülmüştür.

Bu isyanın bastırılmasında büyük yardımları geçen Uygurlar’a Çinliler mükafat olarak 10.000 top ipek vermişler ve ayrıca yılda 20.000 top ipek vermeyi de vaat etmişlerdir.

Ayrıca Çinliler kendilerine yardımda bulunan Araplar’a da büyük yakınlık göstermişler ve kendilerinin Çin’de kalmalarına müsaade etmişlerdir. Böylece Çin’de kalan Araplar Çin kızları ile evlenmiş ve bunların büyük bir kısmı Sian-fu şehrine yerleştirilmiştir. Bu şehirde yerleşen aileler, Çin sarayından aylık almışlar ve kendi ülkelerine dönmemişlerdir.”

(Prof. Özkan İzgi, Çin Elçisi Wang Yen-Te’nin Uygur Seyahatnamesi, S33-34)