|
|
|
|
Urmen, Ursitory “Transilvanya ve aynı şekilde Macaristan, Polonya, Rusya ve Sırbistan’da yaşayan Çingenelere göre, Urmenler bir tür cindir. Bunlar olağanüstü güzellikte bir kadın biçiminde olup, insanların yazgılarını belirler. Ya dağlarda parıldayan saraylarda ya da şarkı söyleyip dans ederek ağaçların altında yaşarlar. Bir adamla ilişkiye girdiklerinde, üç Urmen annelerinin sütünü bir kez içer, sonra hemen yürümeye başlar ve annelerini terk edip, ağaç kovuklarında ‘büyük bitkilerin’ altında yaşarlar. Birer yetişkin olduklarında, kıraliçeleri Maturya’nın sarayına taşınmalarına izin verilir. Üç Urmen kız kardeşten biri insanların kötülüğünü, diğer ikisi ise iyiliğini istemektedir. Hiçbir Urmen yediden fazla sevgili edinemez; yanılıp da bir sevgili daha edinir ve onu himayesi altına alacak olursa, korkunç bir biçimde ölmek zorunda kalır (Čarana). Urmenleri neşelendirmek için, bir çocuk doğduktan sonraki üç gece boyunca büyü yapılır. Kötü cinlerin Urmenleri rahatsız etmemesi için, anne ve çocuğun etrafına daire biçiminde bir kanal kazılır ve içine Tatula tohumu serpilir. Urmenlere ise, kapta bir tür bal karışımı ikram edilir. ‘İyi’ Urmenlerin çocukları ‘arı’ Urmen kalır, ‘kötü’ Urmenlerin çocukları ise ‘yarı’ Urmen olur ve huysuz kadınlar olarak, insanlar gibi yaşar. Urmenlerin yaşamı, başlarının arkasındaki üç tel sırma saçta saklıdır.174 İngiltere’deki Çingeneler, Urmenleri ta 19. yy.’dan itibaren tanımaktadır. Onları ehil kişilere otlar ve yapraklar aracılığıyla öte dünyadan kehanet ve haber ulaştıran, görünmez birer ruhsal varlık olarak betimlemişlerdir.175 Zielinski,
Polonya’daki Çingeneler arasında bunların Urma (‘Koruyucu Melek’) olarak
bilindiğini belgelemiştir.176 Çingene kader kadınları, 20.yüzyıl
yazınında, özellikle de Çingene asıllı yazar M.Maximoff’un aynı adı taşıyan
romanı aracılığıyla Ursitory adı altında tanınmışlardır.177
M.Maximoff’un bu yapıtında, bir çocuğun doğumunu izleyen üçüncü gecede, gerekli
hazırlıklar yapıldıktan sonra üç kader kadını ortaya çıkıp, onu trajik bir
yazgının beklediğine dair kehanette bulunurlar. R. W. Bdernich178
yaptığı bir araştırmada, Wlislocki179 ve İsveç’teki Kalderašlarda180
kuşaktan kuşağa aktarılan bu tasarımın Rumen halk inançlarından alındığını
kanıtlamıştır.181 Yalnız Wlislocki’de rastlanılan çok sayıdaki
ayrıntı, Urmenler’le, kendileriyle akraba olan ve aynı zamanda da gerçekten
Çingene kökenli olan Kešalialar (Kešali) arasında yakın bir ilişki bulunduğuna
işaret etmektedir. Gariptir ki, Brednich tarafından sayılan ve değişik
lehçelerde geçen çok sayıdaki sözcük (Ursitory, Ursitele, Urditele, Osatorele,
Ursoi, Ursoni vb.)182 arasında, Wlislocki’nin Urme, İngiltere’deki
Çingenelerin Uremi kavramının tam bir karşılığı yoktur. Ancak (s yerine b ile
yazılan) Urbitele çeşitlemesinin bir ara biçim olduğu düşünülebilir.”
|