Çingeneler Zamanı
5
ve 6 Mayıs sabahı Edirneli Çingeneler'in Kakava (Kazan) Bayramı, Belgradlı
Yönetmen Emir Kusturica'nın "Çingeler Zamanı" adlı filmindeki gibiydi. Kakava,
bu yıl da Çingeneler'in hayallerini gün ışığına çıkardı. Baharın gelişini
kutladılar, Tunca Nehri'nde yıkanarak kötülüklerden arındılar. İş, araba ve ev
istediler. Evlilik çağındaki genç kızlar da bembeyaz gelinlikler giydiler.
Edirneli Çingeneler, baharın gelişini kutladıkları Kakava Bayramı'nda, Kırkpınar
Yağlı Güreşleri'nin yapıldığı tarihi Sarayiçi'ni çınlattı. Esmer vatandaşlar,
davul zurnanın ritmiyle kıvrak danslarını birleştirirken yediden 70'e tüm
Çingeneler, kışın kasvetinden kurtulmanın mutluluğuyla ritim tuttular.
Geçtiğimiz aylarda seçilen 48 yaşındaki Çeribaşı Hüseyin Bıçakçıoğlunun
melekleri Oya ve Zehra Özçakır ile Songül Kahramanlı birer Asena ve Sibel Barış
adayıydı. Ama onlar Kültür Bakanlığı'nın devlet sanatçısı seçtiği Mehmet Ali
Körüklü ve kızlarının oluşturduğu Roman Halk Dansları topluluğunu çoktan rakip
olarak seçmişti. Kendilerine özgü kırmızı, parlak kıyafetleriyle coşan melekler,
"Bizi de devlet sanatçısı yapın" diye haykırıyor. Çeribaşı'nın melekleri arasına
karışan dört yaşındaki Melike Bıçak da kıvrak kıvrak dans ediyor. Esmer
vatandaşların beden dillerinin genetik olduğunu gözler önüne seriyor. Elinde
kocaman tespihi ile dolaşan Çeribaşı Hüseyin Bıçakçıoğlu ise öfkeli. Kendisinin
seçimle gelmiş ilk çeribaşı olduğunu belirterek halkına şöyle sesleniyor:
"Bayramımızı kutluyoruz. Pilavınızı yaptırdım. Ateşinizi yaktım. Siz de benim
arkamda olun."
Dedelerin dansı
Sarayiçi'ni dolduran Çingeneler, baharı kutlamak için evlerinden çıkarken
keçilerini de evde bırakmadı.
Türkiye Yardımlaşma Vakfı Yalova Şubesi'nden bir otobüsle Kakava Şenlikleri için
Edirne'ye 46 kişilik bir grup geldi. Davullu zurnalı ekip, solo konser verdi.
Yıllardır Kakava'yı kaçırmadıklarını belirten Yalovalılar, müziğin ritmi artınca
çingeneler arasında göbek atma yarışı başladı.
70 yaşındaki delikanlıları bahar çarpıyor. Rumeli türküleriyle coşuyor, mahalli
sanatçı Ali Akartürk'ün seslendirdiği şarkılarla dans ediyorlar. Alkol almayı da
ihmal etmeyen dedeler, "Hayat böyle daha güzel. 70 yaşında da mutluyuz"
diyorlar.
Ateşle dans
Kakava ateşini, Çeribaşı Hüseyin Bıçakçıoğlu yakıyor. Çingeneler'in coşkusu
artıyor. Ateşin etrafı kuşatılıyor. Bu kez dans ateşin başında. Çingeneleri
alevler bile durduramıyor, ateşin üstünden atlıyorlar. Kazanlar dolusu pilavın
da dağıtıldığı şenlik, Sarayiçi karnavalı'na dönüşüyor.
Hıdrellez sabahı saat 05.00'te sabah namazıyla birlikte daha gün ağarmadan
uyanıyor Çingeneler. geleneksel tören için yine Sarayiçi'nin yolu tutuluyor.
Kanuni Köprüsü, güneşin doğuşunu izlemeye hazırlanırken Romanlar'ın gittikçe
yaklaşan sesleri duyuluyor. Ortaya da çok ilginç manzaralar çıkıyor.
Gelinlik giydiler
Köprüden ilk olarak taligaya (At arabası) binmiş gençler, adeta bir seremoni
eşliğinde geçti. Ardından bir insan seli yaşandı. Genç kızlar hayallerini
süsleyen erkeğe kavuşabilmek ve kendilerine iyi bir eş bulabilmek için bembeyaz
gelinliklerle Tunca Nehri kıyısına geldi. Gelinlikleri genç kızların dışında
minicik kız çocuklarının da giymesi dikkat çekti. Sekiz yaşındaki Seher'in
annesi Cemile Kırbıyık, "Bu bizim geleneğimiz, kızım için iyi bir koca şimdiden
diliyorum. Hayalleri bu gelinlik kadar temiz olsun" dedi. 19 yaşındaki Sibel
Adlığ ise köprüden göbek ata ata geçti. Adlığ bağırarak "Fotoğrafımı çekin.
Güzelliğimi görsünler. İyi bir koca bulmak isyorum" dedi. 14 yaşındaki Menekşe
Fırtına ise giydiği gelinlik ve başına taktığı pembe eşarpla Çingeneler'in
gözdesi oldu. Menekşe Fırtına "Türkiye güzeli olmak istiyorum" dedi.
Damat bir genç kız
Evlerinden gecelikleriyle çıkan kadınlar bile vardı. En ilginç manzarayı ise
erkek kılığına girerek damat olan 17 yaşındaki Yeliz Demir ve 15 yaşındeki gelin
Ayşe Akın oluşturdu. Damat Yeliz Demir, kendine siyah kalemle çizdiği bıyıkları
ve elinden hiç düşürmediği şarap şişesiyle "Taş fırın erkeği" gibiydi.
Kalbindeki sevgiyi, gelinin yanağına koyduğu öpücükle ifade etti. Damat Yeliz,
neden erkek kılığına girdiğini "Gelini yanlız mı bıraksaydım. Nereden bulacak
benim gibi damat" diye açıkladı. Çingeneler, haklarında çıkarılan rivayeti
"Teneke tıkırtısına bile oynadıklarını" sabahın ilk saatlerindeki enerjileriyle
bir kez daha kanıtladı. Hem göbek attılar hem kahkaha.
Tunca Nehri Ganj gibi
Hıdrellez sabahı bir yıl boyunca yaşanan tüm kötülüklerden arındıklarına inanan
Çingeneler, güneşin ilk ışıklarıyla Tunca Nehri'nden bidon ve şişelerle
aldıkları sularla yıkandılar. Kimisi ayaklarını yıkarken, kimisi de ellerini ve
yüzlerini yıkayarak yeni yıl için dilek tuttular. Kötülüklerden arındılar.
Erkekler ise sabahın o saatlerinde buz gibi nehre girdiler.
Biz de dilek diledik
Evlerinin kapılarına asmak için ağaç dalları koparan Çingeneler, mutlu ve
arınmış olarak evlerinin yolunu tuttular. Giderken bize de nehirden su alıp
üzerimize dökmemizi söylediler. "Kışın uyuşukluğundan kurtulun. Bahar geldi. Tüm
kötülükleri geride bırakıp en güzel dileklerinizi dileyin." Biz de onları
kırmadık. nehirde ellerimizi yıkayıp gazetemizin önümüzdeki yıl daha da başarılı
olması için dilek diledik.
Kazan Bayramı
Edirneli tarihçi Oral Onur, Çingeneler'in Kakava Bayramı'nın 1870'li yıllara
dayandığını, Fransız bir yazarın Fransızca ve Rumeli Rumcası ile kaleme aldığı
"Çingenelerin Hayatı" adlı kitabında Kakava'yı anlattığını söylüyor. Onur,
Kakava'nın aslının Kakkava olduğunu, Türkçe'de "Kazan" anlamına geldiğini
belirterek hikayesini anlatıyor. "Çingeneler 5 Mayıs'ta toplanarak Kazan
Bayramı'nı kutluyor. Kalaycılıkla geçinen Çingeneler, havalar ısınınca su
kenarında toplanıyor. Kalay işlerini bitince de nehir kenarında güneşe doğru
dönerek ellerine aldıkları suyu üslerine serpiyorlar ve dua ediyorlar. Ateş
yakıyorlar, dilek diliyorlar. Sonraları Kazan Bayramı, bahar coşkusuna
dönüşüyor."
(Gül KİREKLO
- aksam.com.tr 2003 05 11)