Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Karıncanın Verdiği Ders

Adıge Pşisexer, s.51.

Anlatan: BERETERE Yishakh.

Derleme Yılı: 1951

Derleyen: HADEĞAL’E Asker.

 

Bir gün bir karınca yolda giderken bir adama rastlamış. Adam bütün canlı yaratıkların dillerini bilirmiş.

“Neden başın kocaman öyle” diye sormuş karıncaya.

“İçi akıl dolu da ondan” demiş karınca.

“Peki belin niye incecik acaba” demiş bu kez adam.

Karınca yanıtlamış:

“Az yerim de ondan” demiş.

Adam yine sormuş:

“Peki kıç tarafın niye büyük?”

Karınca yanıt vermiş:

“Çok güçlüyüm de ondan”.

Adam daha da meraklanmış:

“Peki ne kadar yük kaldırabilirsin?” diye sormuş.

Karınca:

“Büyüklüğü benim kadar olan bir kurşun kütlesini bile kaldırabilirim” diye yanıtlamış.

Adam:

“Az yerim demiştin, peki ne kadar yersin?”

Karınca:

“Bir buğday tanesi bir yıl yeter bana”.

“Görelim bakalım” demiş adam ve karıncayı yakalayıp tsıyesinin (çerkeska) göğsündeki “hazır”*lardan birinin içine bırakmış. Hazırın içine bir de buğday tanesi koyup, adam işine gücüne dalmış.

Aradan bir yıl geçmiş. Ama adam karıncayı unutup gitmiş. Hazırın içinde unuttuğu karıncayı ancak iki yıl sonra hatırlamış.

“Hâlâ yaşıyor mu acaba şu karınca” diyerek, telaşla hazırın kapağını açıp, merakla dibine bakmış. Karınca hâlâ yaşıyormuş, üstelik buğday tanesinin yarısı da duruyormuş.

Karıncayı hazırdan çıkarmış ve:

“Bir buğday tanesinin bir yıl yettiğini söylemiştin ama aradan iki yıl geçti. Üstelik buğdayın yarısı da hâlâ duruyor. Bu nasıl oldu” diye sormuş.

Karınca bu soruya cevaben:

“Kafamın içi akıl dolu demiştim ya, bu adam ya beni unutur da dört yıl boyunca hatırlamazsa, diye düşündüm. Hazırdaki azığı dört yıl yetirecek biçimde idareli kullandım” demiş.

*Hazır: Çerkes erkek elbisesinin göğüs tarafında, sağ ve solda bulunan, içinde bir atımlık hazır karışım (barut, saçma, vb.) bulunan ağaçtan veya kemikten yapılmış barutluk. Eskiden tüfekler her atışta tekrar doldurulurdu. Bu da zaman kaybına neden olurdu. Çerkesler daha önce hazırlanmış bir atımlık karışımını hazır denilen bu kaba yerleştirirlerdi. Bazen bu hazırların özel bir bölümünün “Ğuemıle” denilen kurutulmuş, toz haline getirilmiş olağanüstü sefer azığıyla doldurulduğu da olurdu (F.Huvaj).

(Çerkes Masalları, Türkçesi M.Yasin Çelikkıran-TEŞÜ, Kafkas Derneği Yayınları, 2001)