|
|
|
|
Bizans'ta Türkler "Bizans İmparatorluğu'nun bin yıllık tarihini kapsayan devre içinde Türkler, bu imparatorluğun çeşitli etnik kökene mensup halkı arasında büyük bir grup oluşturmaktaydı. İmparatorluğun bünyesinde 5.yüzyılın ilk yarısından itibaren Hunlar ve daha sonra Avarlar, Oğuzlar, Peçenekler, Kumanlar gibi Balkanlar yoluyla gelip Bizans tebaası olmuş pek çok Türk bulunuyordu. Aynı şekilde 10.yüzyıl ortalarından itibaren Orta Asya'dan İran yoluyla Doğu Anadolu Bölgesi'ne göç edip imparatorluk topraklarında yerleşmiş Türk toplulukları da vardı ve bunlar daha o sırada Bizans ordularında görev almaya başlamışlardı. Zira bu dönemde kaleme aldığı De Cerimoniis adlı eserinde İmparator 7.Konstantinos Porpyrogennetos, saray muhafızları arasında Ferganalı Türklerin bulunduğunu yazmıştır. 10.yüzyıl Bizans yazarları genelde Asya'dan gelen bu halk için Tourkoi terimini kullanmaktaydılar. 11.yüzyılın ortalarında ise, Selçuklular'ın Anadolu'ya girişleri ve kısa zamanda Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerleyişleri Bizans'ı Türkler'le çok daha yakın ve yoğun ilişki içine soktu. Bu ilişki ister savaş ister barış halinde olsun, aralıksız devam etti ve aynı yüzyılın ikinci yarısında imparatorluk içindeki Türk unsuru dikkati çekecek kadar arttı. Bunların bir kısmı, diğer yabancı milletler mensup kişiler gibi, özellikle askeri alanda görev yapmak üzere Bizans hizmetine girmeye başladılar. Bizans yönetimi bundan memnundu. Zira imparatorluk yüzyıllardan beri yabancıları bünyesinde toplama politikasını sürdürmekteydi. İmparatorlar çoğu zaman bu yabancılara saray unvanları bahşederek onları aristokrat sınıf içine almayı, hatta evlilik yoluyla hanedana bağlamayı, kendi menfaatleri açısından uygun buluyorlardı. Bu sebeple Türkler'in de imparatorluğa katılmalarından hoşnuttular. Özellikle Komnenoslu hükümdarların, sarayda ve devlet idaresinin yüksek mevkilerinde yer alıp tahta karşı suikast ve her türlü entrika girişimine hevesli Bizans aristokrasisi ile hiç ilişkisi bulunmayan Türkler'in bizzat imparatorun şahsına gösterdikleri bağlılığa çok daha fazla güvendikleri anlaşılıyor. Gönüllü gelenlerin yanı sıra Bizans, Anadolu'da ve Balkanlar'da komşuları olan Türk toplumları ile yaptığı savaşlarda esir aldığı Türkleri de bu mozaik içine katmaktaydı, ele geçirdiği esirleri, özellikle çocukları kendi geleneklerine uygun şekilde yetiştirip bunları imparatorluğun bir ferdi haline getirmekte, bu kişilerin çoğu da gerçekten ordu ve devlet yönetiminde yüksek mevkilere ulaşmaktaydı. Bu açıdan ele alındığında Bizans tarihinde, hele 12.yüzyılda imparatorluğa yeniden parlak bir dönem yaşatmış Komnenoslu hükümdarlar yanında siyasi ve askeri alanda yükselmiş ve önemli rol oynamış Türk asıllı birçok kişinin adını ve faaliyetlerini tespit etmek mümkündür." (Bizans Tarihi Yazıları, Prof. Dr.Işın Demirkent, Dünya Kitapları) |