|
|
|
|
Helenizm Bizans’ta ne kadar etkindir? “Hellenismus ile Bizanslılık sadece irsî olarak değil
ayrıca derin bir mahiyet akrabalığı ile de birbirine bağlıdır.
Hellenismus gibi Bizantinismus da birleştirici ve uygunlaştırıcı ruhî ve
fikrî bir kudrettir. Her ikisi de, Bizantinismus Hellenismus’dan daha yüksek
derecede, bir ikinci kuşak olma, bir yaratıcılık dışı bağımlılık
havası ile malûldürler. Her ikisi de kendilerininkinden daha büyük, daha
yaratıcı kültürlerin mirasıyla yaşarlar ve her ikisinde de tarihî başarı
kendi yaratıcılıklarında değil daha ziyade meydana gelmiş olan
sentezdedir. Hellenismus insanı gibi Bizanslı da kültür tipi olarak
bir toplayıcıdır. Ancak toplayıcılık ne kadar gerçek fikrî canlılıktan
yoksun, taklit ne kadar aslın anlam ve muhtevasını basitleştirmiş ve şeklin
aslî güzelliğini çoğunlukla boş ve manasız bir hitabete tahvil etmiş
olsun, yine de antik kültür varlığının sevgi ile korunmasının, Roma
hukukunun ve Grek tenevvürünün itina ile muhafazasının Bizans7ın büyük
tarihî şerefi olduğu da muhakkaktır. Antik devrin iki zıt kutbu ve aynı zamanda iki doruğu
olan Greklik ve Romalılık Bizans toprağında bir bütün halinde birleşirler,
gelişirler ve bunların en yüksek tesir araçları olan Roma devlet müessesesi
ve Grek kültürü yeni bir hayat sentezi halinde bir araya gelip, eski devlet
ile eski kültürün en kuvvetli düşmanları olarak görmüş oldukları Hıristiyanlık
ile bir daha çözülemez bir şekilde birleşirler. Hıristiyan Bizans ne putperest sanatından, ne de
putperest hikmetinden nefret eder. Nasıl Roma hukuku bütün devirler içinde
Bizanslılar’ın hukuk ve hukuk bilincinin temeli olarak kalmışsa, Grek kültürü
de bütün devreler için onların fikir hayatlarının temeli olarak kalmıştır. Grek ilmi ve felsefesi, Grek tarih yazarlığı ve şiiri
din bakımından en mutaassıp Bizanslının bile tenevvür malzemesidir. Bizzat
Bizans Kilisesi antik felsefenin düşünce formunu benimsemiş ve bunun
tasavvur ve düşüncelerini Hıristiyan dogma bilgisinin şekillendirilmesinde
kullanmıştır.” (Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, S. 30) |