Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Bask Halk Edebiyatı

“Çok zengin olmakla birlikte genellikle ağızdan ağıza yayılan sözlü anlatımları yazıya geçirmekle yetinmiştir. Bunlar da belirli koşulların yönlendirdiği ifadelerdir ve o koşulların dışında bir anlam ifade etmezler.

Buna rağmen üç tür varlığını sürdürebilmiştir: Önce Halk Masalları’nı sayabiliriz. Bunların çeviri olarak yayımlanmış olanlarının dışında iki dilde yazılmış pek çok örneği de vardır. Bunlara örnek olarak R.M. de Azkue’nin anıtsal eseri Euskaleriaren Yakintza’nın 2.cildindekileri, Angel Irigaray’ınkileri (Euskalerriko Ipuinak), J. Barier’ninkileri (Legendes du Pays Basque) (Bask Ülke Efsaneleri), Mayi Aritzia’nınkileri (Amatorren Uzta –Büyükannemin Hasadı) ve J.M. de Barandiaran’ın Anuario de Eusko-folklore’ye yazıp bir kısmını da El Mundo en la Mente Popular Vasca adıyla yayımladıklarını sayabiliriz.

Bunlar doğaüstü veya düşsel unsurlardan pek ender olarak yoksundurlar ve daha ileride anacağımız bütünüyle mitolojik kahramanlarla Hıristiyan geleneklerin, İsa ya da doğrudan doğruya bizzat Tanrı (Gure Jainkova, Jinko Jauna), sık sık da Aziz Paulus (Jondone Petri), Meryem (Andre Dena Maria) veya şeytan (Deabrua, Debrua) gibi kişilerini birarada kullanırlar.

Büyücülüğün bir zamanlar çok ciddi ve trajik gelişmeler yaşadığı bu ülkenin folklorunda büyücüler (Sorginak, Belhagileak) de önemli bir yer tutar. Masallara Atasözlerini de ekleyebiliriz. Atasözleri, halk edebiyatının yazıya en erken geçirilmiş örnekleridir.

Elimizde günümüze kadar ulaşmış çok eski ve çok zengin güldesteler (antoloji) vardır. Bunlar arasında yazarı bilinmeyen (anonim), eskil bir Viscaya Dili ile yazılıp 1596’da basılmış olan Refranes y Sentencias’ı, 1533’te Mondragon’da (Viscaya) doğan tarihçi Garibay tarafından toplanıp elimizde 17.yüzyıl tarihli el yazması bir örneği bulunan (Poligraf) Suletin yazar Arnaud d’Oihenart tarafından hazırlanıp yine kendisi tarafından 1657’de yayımlanan çalışmayı sayabiliriz.

Sözlü Edebiyat grubunda son olarak şarkıları veya türküleri sayabiliriz. Basklılar, toplu halde eğlenme fırsatını her bulduklarında  bir şarkı  (veya türkü) söylerler. Bu, onların kıymetli bir hazinesidir. Andığımız fırsat, bir bayram esnasında, bir yemek sonrasında ya da yalnızca köy kahvesinde doğabilir. Şarabın oradakileri neşelendirmesi ve seslerin gür çıkmasını sağlaması yeterlidir.

İnsanlar genellikle tek başlarına şarkı veya türkü söylemez. Bu yüzden hemen ilkel bir koro oluşturulur ve buna hariçten bir-iki ses de katılır. Şarkılar veya türküler sayısız denebilecek kadar çokturlar. Konuları da çok çeşitlidir. Anavatan, deniz, asker acıları, şarap ya da milliyetçi veya alaycı konular gibi... Bütün halk şiirlerinin şarkılaştırılmak veya türküleştirilmek üzere yaratıldığı düşünülürse, şarkıların veya türkülerin büyük bir kısmında sözlerin (bazı) şairler tarafından yazılmış olmalarını da doğal karşılamak gerekir.

Etchahun, Iparraguirre veya Elissamburu söylenebildiği gibi yaratıcıları bilinmezlikte kaybolmuş olan Jeiki jeiki etxenkoak, Boga boga marinela, Iruten ari nuzu, Urzo xuria errazu, Maitia nun zira, Zantzikitin veya Kaiku da söylenebilmektedir. Salaberry’den (Chants Populaires du Pays-Basque, 1870) (Bask Ülkesi Halk Şarkıları) bu yana yapılmış olan şarkı veya türkü derlemeleri burada birkaç örnek  seçmemize izin vermeyecek kadar çoktur. Ve kaynak, günümüzde de son derece verimlidir. Yeter ki gündemde (aktüalitede) uygun bir şeyler olsun!”

(Basklılar, Jacques Allieres)