|
|
|
|
Rus varlığının sağlamlaştırılması...“30
Ağustos 1721’de Uusikaupunki’de İsveç ile Rusya arasında imzalanan antlaşma,
Rusya’nın Estonya ile Livonya üstünde 1710’dan beri fiilen süren
egemenliğini teyit etti. İsveç
bozgunu Baltık baronları ya da doğrusu ‘Germen Baronları’nın zaferi
anlamına geliyordu. Nystad
Antlaşması’nın 11.maddesi bu konuda çok açıktı. 11.Karl reformuyla el
konulan toprakların, en azından kısmen, eski sahiplerine verilmesini öngörüyordu.
Köylülerin durumu bozulmaya başladı. Yetkililerin, Baltık köylü sınıflarının
içinde bulundukları durumun gerçekten bilincine varmaları için Eisen’in
çalışmalarını beklemek gerekecekti. Yena
ve Weisenberg’de eğitim görmüş bir Alman olan Eisen yaşamının büyük
bir bölümünü Baltık eyaletlerinde geçirmiş ve oralarda özellikle ekonomi
politika dersleri vermişti. Köylülerin serfleştirilmesi üstüne 1751’de
yayımlanan bir çalışmasında Eisen görüşlerni çok açık bir şekilde
ortaya kokuyordu: ‘Serf, senyorü için bütünüyle bir veraset ve sahiplenme
konusudur. Hiçbir şeyi kendi kullanımı için muhafaza edemez... buna karşılık,
senyörün, altına nasıl sahipse serfine de o şekilde sahip olduğunu söylemek
kesinlikle bir abartma değildir... Serf kendi doğal hakkından yoksun bırakılmıştır,
oysa bu hak diğer bütün insanlara olduğu gibi ona da verilmiştir. Bu durum
gerçekten yeryüzünde bir cehennem azabıdır...’ Livonyalı
Bir Yurtsevere Göre Serflik, 1767, adlı ikinci bir yapıt Rusya Bilimler
Akademisi’nin katkısıyla yayımlandı ve öyle bir yankı uyandırdı ki Çariçe
2.Katerine kitabın yazarını kabul etmek istedi. Bu konularda duyarlı olan 2.Katerina
Livonya Diyet Meclisi’nde 24 Ocak 1765’de, büyük bir bölümü köylü sınıfının
yararına olacak bir dizi toplumsal önlemi oylamaya zorladı. Burada özellikle
‘köylülere kendi elde ettikleri taşınmaz mallar üstünde mülkiyet ve
veraset hakkının tanınması, belirlenmiş vergi ve angarya miktarlarının değişmemek
üzere sabitleştirilmesi ve evinde ıslah hakkının azaltılması...’
isteniyordu. Bu önlemler –zorla- kabul edilmelerine rağmen fiilen uygulanmadı.
Bu da aynı yıl köylü ayaklanmalarına yol açtı, bu ayaklanmalar 1784’de
yinelendi. Litvanya’nın
yazgısı, gördüğümüz gibi, sıkı sıkıya Polonyanınkine bağlanmıştı.
Polonya’nın 14 Aralık 1772’deki ilk paylaşımı sırasında bir bölüm
Litvanya toprağı Rus boyunduruğuna girdi. 1793’teki
ikinci paylaşımda Rusya yönetimi Letgaliler’in Leton ülkesi ile Beyaz
Rusya’nın Litvanya topraklarına yayılıyordu. Bununla birlikte Samogitia,
Vilnius ve Trakai bölgeleri çevresinde küçük bir Litvanya Devleti bağımsızlığını
koruyordu. Litvanya kökenli Polonyalı general Kosciuszko’nun yönettiği
1794 Polonya-Litvanya ortak ayaklanmasından sonra Polonya art arda üçüncü
kez paylaşıldı. Nemuras’a
kadar esas Litvanya Rusya’ya katılmıştı; Avusturya ise Polonya’yı
Boug’a kadar topraklarına katarken geri kalan topraklar da Prusya’ya
veriliyordu. Kurzeme ise, Kettler’in soyundan son Grandük’ün 1726’da ölmesi
üzerine bir Rus protektorası olmuştu. Kurzeme Devletleri, kendilerini her tür
Rus tehdidinden korumak için, Çariçe Anna’nın ünlü sevgilisi Biren’i
başa geçirdi. 1795’de Kurzeme Baltık Baronları bizzat kendileri ülkeyi Çariçe
2.Katerina’nın doğrudan egemenliği altına soktu. Baltık
bölgelerinin Ruslar tarafından fethi, Prusya’nın, 1795’de kendisine
verilmiş olan Nemuras’ın ötesinde yer alan Litvanya’nın doğu kesiminin
bir bölümünün 1807’de bırakmasıyla tamamlandı.” (Baltık
ülkeleri, Pascal Lorot) |