|
|
|
|
Hıristiyanlaştırma sürecinin ilk adımları nasıl atıldı?“12.yüzyıl başlarında
Avrupa Hıristiyanlık’ı kabul etmiş durumdaydı; bu dini hareketin dışında
kalan yalnıca Baltık bölgeleriydi. Doğu Baltık kıyıları, buralara sık sık
gelip giden Alman tüccarlarınca kuşkusuz biliniyordu, ama Hıristiyanlık’ın
yayılmasına sık sıkıya kapalıydı. 1164-1170 arasında,
Holstein’da, Sageberg Manastırı’na bağlı Aziz Augustin Tarikatı’ndan
papaz Meinhard, o tarihlerde Livler7in yaşadığı Daugava Bölgesi’ni
baştan başa dolaştı. Ykescola Köyü’nde küçük bir kilise kurdu.
Misyoner olarak gösterdiği çabalar sonucunda bir grup insanı Hıristiyanlaştırmayı
başardı. 1186’da Livler’in ilk
piskoposu oldu; piskoposluk merkezi Ykescola’ydı. Pagancılık ve putataparlık
Daugava kavimlerinin yaşamına o kadar işlemişti ki Papaz Meinhard, dini
eyleminde büyük göçlüklerle karşılaştı. 1196’da öldü. Hannover asıllı ardılı Papaz
Bertold 24 Temmuz 1198’de öldürüldü. O dönemlerde Livonya Kilisesi Bremen
Başpiskoposu’nun oğlu Piskopos Albrecht’in dinamizmi sayesinde ayakta
kalabildi. Hıristiyanlık’ı yaymak için
otuz yıl boyunca büyük bir enerjiyle çalıştı. Papa 3. Innocentius’un
aktif himayesine mazhar oldu. Nitekim, Papa Ekim 1199’da ‘tüm Saksonya ve
Westfalya müminlerini’ Livonya Kilisesi’ni savunmak için ayağa kalkmaya
çağırdı. Papa, Livonya ‘haçlıları’nı
himayesi altına alıyordu; yoklukları sırasında malları, Kutsal Topraklar
haçlılarınkilerle aynı düzene tabi olacak ve aynı bağışıklıktan
yararlanacaklardı. Albrecht Gotland Adası’ndan
500 kadar asker topladı. Daha sonra, hareketi için yeterli mali ve insan desteği
sağlamak üzere Danimarka Yarımadası’na gitti. Nihayet Nisan 1200’de 23
gemilik bir donanmanın başında Livonya kıyıları önlerine geldi. Daugava ağzından
karaya çıkar çıkmaz bir kent ve bir liman kurdu; çevresini tahkim edilmiş
geniş bir surla kuşattı ve surların ortasında da bir katedral inşa
ettirdi. Varlıklarıyla yeni kentin
armasını belirlediler, çünkü bu arma iki Hansa kentinin armalarının bir
araya gelmesinden oluşuyordu: Hamburg kuleleri ve Bremen anahtarı. Hâlâ daha pagan olan yeni
koloniyi bir an önce nüfuslandırmak üzere kolonlar çağrıldı. Ancak, hacı
akını gerçekleşmedi. Üstelik, çağrıya uyanların çoğu ortalama bir yıl
kaldıktan sonra Batı’ya gitti.
Kolonları çekmek ve yerleşmelerini sağlamak amacıyla keşiş Theodorich,
1204’de Papa’dan, Doğu’nun çeşitli dini ve askeri tarikatları
modelinde bir keşiş askerler tarikatının kurulması iznini aldı. Üstüne
bir kırmızı haç ile bir kılıç basılı beyaz bir manto örtünen
Fratres Militae Chirstiler tarihe Schwarttrager Şövalyeleri olarak geçti. Kolonlar, bu kez akın ettiler.
Çok geçmeden, Livler’e komşu Baltık dillerinden halkların Albrecht’in yönetiminde
Hıristiyanlaştırılmasına girişildi. Bu hareket Ortodoks Latgallar’ı
olduğu kadar pagan Kurlar’ı ve Zemgaller’i de içine aldı. Kullanılan
askeri güçler, her yerde çok canlı olan bir pagan direnişiyle karşılaştı.
Çok geçmeden Baltık kıyılarındaki
halklar arasındaki çekişmeler, Hıristiyanlaştırılacak topraklar üstünde
yoğunlaşmaya başladı. Albrecht 1229’da öldüğü zaman Livonya’nın görünümü
değişmişti. J.Meuvret’nin vurguladığı gibi ‘Germanizm ve Katoliklik
Livonya’ya iyice yerleşmişti.’ Albrecht ve Almanlar, yalnızca
Livonya’yı Hıristiyanlaştırmakla yetinmediler. Hıristiyanlık’ın yayılması
kuzeyde Estonya’da devam etti. Letonyalı Henryk’e göre, buna, kuzey yönünde
ilerleyen Estler’in rakipleri olan Letonlar’ın isteği üzerine girişildiği
sanılır. Komşu Pskov ve Novgorod Rus
prenslerinin verdiği destekler ve özellikle de yerel kabilelerin savaşkanlığı
Estonya’ya girişi zorlaştırdı. Estonyalılar, Saaremaa Adası (Oesel)
kavimlerinin yönetiminde 1215’de Riga kentine bile saldırdılar. Estonyalılar’ın
direnci karşısında, 1211’de Bremenli Albrecht tarafından Estonya
Piskoposluğu’na getirilen Teodorich, 1218’de Danimarka Kıralı 2.Voldemar’ın
desteğini sağladı. Kıral, ertesi yıl 60 bin kişilik bir ordunun başında
Baltık kıyılarına çıktı. İleride Estonya’nın başkenti
olacak Tallinn kentini –Danimarkalılar kenti- kurdu. Danimarkalılar’ın
varlığı bir işe yaramadı. Estonyalı isyancılar her seferinde daha önemli
başarılar kazanıyorlardı. 29 Ocak 1233’de Schwarttrager Şövalyeleri
Wiljandi’de katledildi. İsyancılar yavaş yavaş ülkeye egemen oluyorlardı.
Bu arada Estonyalılar bir hata yaptı. Savaşı Letonya’ya taşımak
istediler ve bir Leton ve Schwarttrager Şövalyeleri koalisyonu karşısında Burtnieks Gölü bölgesinde, Seda kıyısında yenilgiye uğradılar.
1224 ilkbaharından itibaren Hıristiyanlar Estonya’nın fethine yeniden çıkabilecek
duruma gelmişlerdi, üstelik bu kez zaferler kazanarak. Estonyalılar yenilince ülke
Danimarkalılar (Kuzey Estonya), bağımsız piskoposlar (ülkenin güneydoğusu
ve batısı, Tartu, Saaremaa ve Hiuumaa adalarının bir bölümü) ve Est ülkesinin
orta bölgelerini alan Schwarttrager Şövalyeleri arasında paylaşıldı. Daha da doğuya püskürtmeye
yeltenen Germen Şövalyeleri 1242’de Aleksandr Nevsky tarafından Peipus Gölü
kıyılarında durduruldular. Burası uzun süre iki rakip güç arasındaki sınırı
oluşturacaktır. Kuzeye doğru ilerlemeyi,
Livonya’nın güneyinde, Kurlar ve Zemgaller’in yaşadığı bölgelere yönelik
Germen akınları izliyordu. 1236’da Schwarttrager Şövalyelerinin önderi
Volwin, güneye doğru büyük bir seferin başına geçti. Güney Livonya’da
Saule yakınındaki bataklık bir bölgede, Zemgali’nin beklenmedik bir saldırısıyla
karşılaştılar. Volkwin ve kendisiyle birlikte çok sayıda şövalye öldü.
Bu bozgunun ardından Papa, Schwarttrager Tarikatı’nın, o dönemde
Litvanya’nın batısında yerleşmiş Töton Şövaleyeleri Tarikatı’na katılmasını
kararlaştırdı.” (Baltık Ülkeleri, Pascal Lorot) |