|
|
|
|
Büyük Litvanya“Araplar’ın
Kutsal Topraklar’dan kovduğu Töton Şövalyeleri. Bölgedeki pagan
toplulukları (Eski Prusyalılar) Hıristiyanlaştırmak isteyen Polonya Kıralı’nın
isteği üzerine 1226’da Prusya’ya yerleşti. Hıristiyanlaştırma çok
kaba bir şekilde oldu ve Borus halkının hızla yok olmasına yol açtı; yine
de bu halkın bir bölümü, kendileri gibi pagan olan Litvanyalı akrabalarının
yanına sağındılar. Litvanya
üstündeki baskı giderek arttı. Baskı, Tötonlar ile Schwarttragerler varlıklarını
birleştirip tek bir Germen Devleti oluşturduklarında en üst noktasına ulaştı.
Yeni Töton devletini ikiye ayıran bir toprak parçası olan Litvanya’nın
deniz kesimi üstündeki baskılar karşısında Litvanya ‘Kuningas’ı (yüce
önder) Mindaugas ile şövalyelerinden 600’ü, ülkelerini tehdit eden Hıristiyan
haçlı seferini durdurmak amacıyla 1251’de Hıristiyanlık’ı kabul etti. J.Meuvret’nin
aktardığı gibi,’ Töton Tarikatı Şövalyeleri, beraberlerinde Culm
Piskoposu’ olmak üzere 1252’de, Mindanaugas’ın genel ikameti olan Varute
Şatosu’nda görkemli bir alay halinde göründüler. Litvanya Grandükü’nün,
onların desteğiyle giydiği tacı taşıyorlardı. Ertesi
yıl da bir Litvanya piskoposluğu kuruldu. Ülkenin doğusundaki siyasal gelişmeler,
yeni Grandük’ün Hıristiyan âlemi tarafından tanınmasını kolaylaştırdı.
Nitekim, Tatar akınları gittikçe artıyor ve bir barbar istilasından endişe
ediliyordu. Yeni Hıristiyan Litvanya Devleti tampon görevi görecekti. Üstelik
Litvanya önderi kendini fatih gibi gösteriyordu. Rus prensliklerinin zayıflıklarından
yararlanarak 1239’da Smolensk’i fethetti. Pskov, ardından da Novgorod, kısa
bir süre sonra, Litvanyalılar tarafından ele geçirildi. Ellerindeki
toprakları genişletmek isteyen Tötonlar, kendi topraklarının birleşmesini
bloke ettiği için Litvanya’nın Hıristiyanlaşmış olmasından pek memnun
görünmüyorlardı. Nitekim, Romalı papazların yeni Hıristiyan Litvanya’ya
gelmesine karşı çıktılar ve bunların yerini Germen din adamlarının alması
için ellerinden geleni yaptılar. Hâlâ
daha köklü bir şekilde pagan olan bir ülkede tepki gecikmedi. Pagan isyanlar
ve Zemgaliler’in, Almanlar’ı 1260 ve 1261’de Letonya’da bozguna uğratması
Mindaugas’ın 1262’de Hıristiyanlık’tan açıkça kopmasına yol açtı. Mindaugas’ın
ölümünden sonra ülke tekrar pagancılığa döndü ve Tötonlar’ın fetihçi
emelleriyle karşı karşı kaldı. Tötonlar, sonunda Kaunas&ı işgal
etmeyi başardılar. 1316’da
Litvanya’nın başına da Gerdiminas’ın geçmesi karışıklığa son
verecekti. 1320’de, Zeime ve Varniai zaferleri sayesinde ülkesini
Almanlar’dan Karadeniz’e ve Batı Bug’dan Moskovya’daki Mojaisk’e
kadar uzanan geniş bir alanda Litvanya iktidarını gerçekleştirdi. Litvanya’dan
atılmaları Almanlar’ı yeni bir haçlı seferi tezgahlamaya yöneltti. J.Meuvret’nin
söylediği gibi, ‘14.yüzyıl Avrupası’nda serüven peşinde
koşan ne kadar maceraperest varsa hepsi birden ortaya çıkıverdi.
Almanlar Almanlar, Fransızlar, İspanyollar, Çekler, Danimarkalılar,
Litvanya’da kendilerini göstermeye hazırdılar.’ İstilayı
önlemek için, Mindaugas’ın bir yüzyıl önce yaptığı gibi Gerdiminas da
Katoliklik’i kabul etmeye karar verdi. ‘Ama Hıristiyanlaştırmanın yanı
sıra başka bir siyasal önlem daha aldı, bunun etkileri çok büyük olacaktı.
Kızı Aldona’yı, Polonya Kıralı Wladyslaw’ın oğluyla evlendirdi. Bu,
Polonya-Litvanya ittifakının başlangıcıydı.’ Gerdiminas,
güçlü komşularıyla sağladığı barıştan yararlanarak Litvanya İmparatorluğu’nun
temellerini attı. Ordularını güneydoğuya doğru harekete geçirerek Podolya,
Polesiye ve Volinya’dan sonra en sonunda Kiev’e ulaştı. Gerdiminas’ın,
‘Nemunas kıyısındaki Veliona
mevkiini kahramanca savunurken 1341’de Tötonlar tarafından vurularak ölmesine
rağmen iki oğlu Algirdas ve Keiskutis babalarının izinden getti ve
Tatarlar’ı yenerek Ukrayna’yı fethettiler. Böylece
Litvanya, Baltık Denizi’nden Karadeniz’e kadar uzanan ve üstünde çoğu
Ruthenialı ve Ortodoks olan halkların yaşadığı geniş bir federasyonun başına
geçti. O tarihlerde Litvanya az kalsın Bizans tarafına geçecekti.
Mindaugas’ın Vaisilkas’ın daha önceleri Ortodoks Kilisesi’yle yakınlık
kurmuş olmasına rağmen, Litvanya, her şeyden önce Roma Katolikliği’nden
etkilenmişti. Yine de, şayet Bizans tüm Rusyalar metropolitinin ruhanî
merkezini, o zamanlar Litvanya’da yer alan Kiev’den Moskova’ya nakletme
hatasını işlememiş olsaydı, yeni İmparatorluk içindeki güçlü Ortodoks
varlığı Litvanya’nın Bizans tarafına kaymasına yol açabilecekti. Gerdiminas’ın
her iki oğlunun ölümü üzerine Keiskutis’in oğlu Jagellon imparatorluğun
başına geçti. Anjou Kıralı’nın kızı Kıraliçe Hedwige’le Mart
1386’da evlenmesi ona Polonya tacını getirdi. Bu birlik küçük Polonya’nın
koskoca Litvanya’yı yutmasına yol açacaktır. Ama yeni Töton akınlarının
tehdidindeki Litvanya’yı, Jagellon ile Algirdas’ın oğlu olan kuzeni
Vytautas arasındaki artan gerginliğin Grandüklük üstündeki olası
etkilerden de kurtaracaktır. 1401 Vilnius Anlaşması ile bütün Litvanya’da
ömür boyu hüküm sürecek Grandük olarak tanındı. Vytautas,
atalarının izinden gitti ve Litvanya İmparatorluğu’nu sağlamlaştırdı.
Baltık’ı Karadeniz’e bağlayan ticaret yolları boyunca kaleler yapıldı.
Vytautas, çok geçmeden dikkati çeken bir Avrupalı hükümdar oldu. Yeni
Polonya-Litvanya gücünden tedirgin olan komşuları 1409’dan itibaren düşmanlıklarını
belli etmeye başladılar. Polonya-Litvanya, 15.yüzyılın en kanlı savaşlarından
biriyle Töton tehlikesini uzaklaştırdı. ‘Jagellon ve Öytautas çok büyük
bir ordu toplamışlardı. Tüm Polonya ve tüm Litvanya federasyonu, Slav
metbularıyla birlikte silah altındaydı. İki hükümdar Prusya’ya karşı
saldırıya geçerek doğrudan Töton Tarikatı’nın merkezi olan Malborg üstüne
yürüdüler. 15
Temmuz 1410’da Grünewald ile Tanneberg arasında Almanlar’ı karşılarında
buldular. İki insan yığınının çarpışması, Ortaçağ tarihinin en
korkunçlarından biri oldu. Her iki taraf da çok büyük kayıplar verdi.
Sonunda, Töton Tarikatı’nın yüce önderi ile en iyi şövalyelerinin yüz
bin insanın ortasında inleyip sızlandığı bir savaş alanına hükmedenler
Polonyalılar, Litvanyalılar ve Ruslar’dı.’ (J.Meuvret) Töton
Tarikatı’nın gerilemesi artık geri dönüşü olmayacak bir şekilde başlamıştı.
Polonya
yayılması devam edecekti. ‘1466’da, Elbing, Malborg ve Warmia’yı, yani
Vistül’ün ağzını ele geçirmiş ve Töton Tarikatı’nı kendisine saygılarını
sunmaya mecbur etmişti. 1471’de Polonya Kıralı Bohemya Kıralı, bir süre
sonra da Macaristan Kıralı olmuştu.’ Bütün
bu sonuçlara rağmen Litvanya ile birlik zayıflığını koruyordu. Ortodoks
dini ile Ruthenia dilinden pek çok Litvanyalı soylu Moskovya’ya yakınlık gösteriyordu;
Doğu Litvanya topraklarının bir bölümü 1492’de Moskovya’ya bağlandı.
Ruslar Baltık Denizi’ne doğru ilerlemeye başladı. Baskıları özellikle
Livonya’yla sınır kesiminde yoğunluk kazandı. 1478’de Novgorod’u ele
geçirdiler. 1483’de Estonya müstahkem mevkisi Narva’nın karşısında İvangorod
kalesini düşürdüler. Kuzey sınırlarındaki Rus baskısı Korkunç denen 4.İvan’ın
saltanat döneminde şiddetlendi ve Livoya Savaşı’na yol açtı. Eski Kazan
Çarı Şah Ali’nin yönetimindeki ve başlıca Tatarlar ve Çeremisler’den
oluşan bir ordu 1557’de ülkeyi yakıp yıktı. Ertesi yıl, Korkunç İvan
Narva ve Tartu kentlerini ele geçirdi ve yağmaladı. Kısa
bir sessizlikten sonra İvan 2 Ağustos 1560’da, Wiljandi’de Livon soyluluğunun
en iyi unsurlarını bozguna uğrattı. 4.İvan’ın doymak bilmez iştahı karşısında
topraklarını tek başına savunamayacağını gören Livonya’daki Töton
Tarikatı’nın son önderi, Polonya-Litvanya Devleti ile ittifak kurmaya karar
verdi. 21 Kasım 1561’de Livonya’nın Litvanya ile birleşmesini kabul etti.
Bununla birlikte, kendi ve soyundan gelenler adına, Kurzeme’yi ve Zemgaliler
ülkesini, Polonya’nın metbuluğu altında dük unvanıyla muhafaza edebildi.
Yine
de, Rus kuvvetleri ilerleyebiliyorlardı. 1563’de Polock fethedilirken
Litvanya’nın bir bölümü de işgal edildi. Rus tehlikesi karşısında, ama
aynı zamanda Jagellon’un soyundan gelenlerin sonuncusu olan
Kıral Zygmunt August’ün yakında öleceği (7 Temmuz 1572’de öldü)
düşüncesiyle de Polonya ve Litvanya birleşmeye karar verdiler. 1
Temmuz 1569’da Lublin Birliği ilan edilmişti: ‘Bugünden itibaren Polonya
Kırallığı ile Litvanya Grandüklüğü aynı, bölünmez ve tek bir gövde,
iki devlet ile iki halkın birbirine karıştığı ve tek bir ulus ve tek bir
devlet olarak kaynaştığı tek ve ortak bir cumhuriyettirler.’ Ne
var ki, bu eşit bir birlik değildi. Litvanya topraklarının büyük bir bölümü
(D.Podolya, Volinya, Podlahya ve Kiev Bölgesi) doğrudan Polonya Kırallığı’na
bağlandı. 12 Aralık 1575’de Etienne Batherry Polonya Kıralı seçildi. Büyük
bir örgütçü olan kıral yeniden saldırıya geçti ve Polock’u ele geçirdikten
sonra Pskov’u kuşattı. 15 Aralık 1582’de iki taraf arasında imzalanan
bir anlaşma özellikle, Polonya’nın Daugava’ya kadar Livonya üstündeki nüfuzunu
tanıyordu. Aynı zamanda Polonya, İsveçliler’e ilişkin haklarını da saklı
tuttu.” (Baltık
Ülkeleri, Pascal Lorot) |