|
|
|
|
Baltık ticareti ve burjuvazisi“Baltık Denizi’nin Doğu kıyılarındaki Germen yayılmacılığının
başlıca nedenlerinden biri Hıristiyanlaştırma iradesi ise, diğeri kuşkusuz
ticari çıkardı. Baltık bölgeleri, ayrı bir ticari çekicilik göstermeden
önce uzun süre Rus ticaretinin zorunlu konakları olarak görüldü. Almanlar’ın Baltık kıyılarında kurdukları kentler
zenginliklerini, Rus ticaret merkezi Novgorod ile Batı arasında transit
ticaretten elde ettiler. Livonya merkezi bir konuma sahipti. İki ana yolun ağzında
bulunuyordu: Narva’ya giden Novgorad yolu ve Riga’ya giden Polock Yolu. İhraç edilen başlıca mallar mum ve deriydi. Başlıca
iki ithal ürünü ise, tuz ve watmal denen sıradan yün kumaştı. Livonya
kentlerinin kurulması ve Rusya’da kent uygarlığının gelişmesi mübadele
konusu malların yavaş yavaş çeşitlenmesine katkıda bulundu (şarap, tuzlu
balık vb.). Hızla büyümekte olan bir ticaret ekonomisi için gerekli
olan para basımının gelişme ihtiyacını karşılamak üzere kullanılan değerli
madenler de böylece, önemi gitgide artan bir ticaret konusu olmaya başladılar. Almanlar ve Ruslar’ın 19.yüzyılda Baltık Eyaletleri
dedikleri kıyılarda, yani Estonya, Livonya, Kurzeme ile Saaremaa (Oesel) ve
Dagoe Adaları’nda kurulan kentlerde korporatist örgütlenme ve yapılara
model olarak özellikle Hamburg, Lübeck ve hepsinden de önce, ilk tüccarların
hareket noktası olan Gotland Adası’ndaki Visby gibi Hansa kentleri alındı.
Doğmakta olan Baltık kentleri Hansa’ya katıldı:
1280’de Riga, ardından Tallinn, Pärnu, Narva ve Tartu. Bu tüccar kentleri
arasındaki ilişkiler güçlendi. Ama 14.yüzyılın ikinci yarısında, Baltık
kentleri ile Hansa kentleri arasındaki
anlaşma, Hansa’nın temellerinden biri olan serbest değişimi engelleyen güçlü
bir tekelleşme eğilimiyle zarara uğradı. Ticari ve medeni bağışıklıklar
yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı. 14.yüzyılda Riga işi, yabancılar
ile Ruslar arasında her tür doğrudan ticareti yasaklamaya kadar vardırdı. Hansa Birliği’nin çökmesinden sonra, Baltık Denizi bölgesinde
yeni bir ticaret gücü ortaya çıktı: Hollanda. Çağın en güçlü ticaret
filolarından birine sahip olan Hollandalılar, 15.yüzyıldan itibaren Baltık
ticaretine egemen oldu. Gıda kaynaklarında dışa bağımlı, denizci bir halk
olan Hollandalılar gereksinim duydukları bağdayı, bu konuda çok ünlü olan
Polonya, Litvanya, Kurzeme ve Livonya’dan ithal ediyorlardı. Baltık ülkeleri
onlara ayrıca gemileri için gerekli olan tüm malzemeleri sağlıyorlardı: Ağaç,
kenevir, zift ve yelkenler için Riga bezi. Ticaretin gelişmesi herkesin yararına olmadı. 14.yüzyılda
Germen Hansa’ya girmiş olan Germenleştirilmiş büyük Estonya kentleri (Reval-Estonyaca’da
Tallinn-, Pernau, Narva, Tartu-Almanca’da Dorpat) büyük refah dönemi yaşarlarken,
Estonya halkı ise korkunç bir sefalet içindeydi. (Meuvret) Yani genel anlamda, ‘ticaretin gelişmesi, köylü toprak
sahibinin borçlanmasından yararlanmayı iyi bilen Alman kökenli bir kent
burjuvazisini zenginleştirdi.” (Baltık ülkeleri, Pascal Lorot) |