|
|
|
|
Baltık halklarının anayurdu“Baltık
Denizi’nde kıyısı olan toprakların gerçek anlamda tarihi 12. yüzyılda
ilk Alman misyonerlerin Livonya ve Prusya’ya gelmeleri ile başlar. Bu bölge
halklarının daha önceki dönemlere ait yaşam biçimi üstüne pek az
bilgimiz vardır. İlk bin yılına kadar Baltık ülkeleriHıristiyanlık’ın başlangıcına kadar bu bölge üstüne elimizde hiçbir tanıklık yoktur. Dolayısıyla tarihçiler, Baltık halklarının çok eski geçmişini yeniden oluşturabilmek için arkeolojik ve dilbilimsel çalışmalara yöneldiler. Fin-Ugur
dil ailesine bağlı halkların protohistorya (tarih öncesinden tarih çağına
geçiş dönemi, ç.n.) anayurdunun Volga’nın orta çığırı olduğu ve
buralardan Riga Körfezi ile Finlandiya’ya kadar göç ettikleri sanılır. Baltık
dillerinden halkların tarihsel yurdu da Daugava ve Niemen’in doğdukları
yerler olmalıdır. Ayrıca birtakım arkeolojik araştırmalar sonunda,
Berezina kıyıları ile daha güneyde Dinyeper kıyılarında bir Baltık dil
topluluğunun izleri keşfedildi. Kuzeybatı yönündeki Baltık göçlerinin
patlama noktası bu bölge olabilir. Baltık
kıyı şeridi ile Riga Körfezi kıyılarında yaşayan ilk kavmin Livler (Fin-Ugur
ailesinden bir halk) olduğunun sanılmasına karşılık, Baltık dilinden
halkların, Fin kökenli halklardan çok daha önceleri denizle bağlantıları
olması hiç de olanaksız değildir. J.Meuvret’nin vurguladığı gibi:
‘Finler’in Fince-Estonyaca grubundan lehçe farklılaşmasından önceki bir
dönemde, Baltık dilleri sözcük dağarcığından çok sayıda sözcük almış
olması bu varsayımları doğrulamaktadır. Alınan bu sözcüklerden yelken,
gemi ve deniz sözcükleri Baltıklılar’ın Finler’den önce denizle ilişkide
olduklarını kanıtlamaya yeterlidir.’ Takvim
başlangıcının ilk yüzyıllarında Yunanlı ve Romalılar’ın Baltık
Denizi’nin doğu kıyıları üstündeki bilgilerinin son derece belirsiz olduğu
sanılmaktadır. Strabon bunu doğrulamaktadır: ‘Okyanus yakınından geçen
Elbe’nin ötesinde kalan toprakları hiç bilmiyoruz... Roma gemileri
Elbe’nin ağzını aşamadılar; ayrıca okyanus kıyısını karadan izleyip
keşfetmiş olabilecek bir gezgin de yok. Germenler ile en yakın komşularının
ötesinde hangi halklar yaşamaktadır? Germenler’i izleyen tüm Kuzey halkları
üstünde de aynı bilinmezlik perdesinin bulunduğunu ekleyelim.’ Bununla
birlikte, Romalılar, o zamana kadar bilinmeyen bu dünyaya yavaş yavaş
girmeye başladı. Bunu hiç olmazsa dolaylı yoldan, o dönemlerde aranan bir
mala, ambere sahip olmak için Germen tacirler aracılığıyla yaptılar.
Kurzeme kıyısındaki Leipaja çevresinde bulunan Roma paraları, Doğu Baltık
kıyıları kökenli kehribar kalıntılarının Yunanistan’da ve özellikle d
Argolis’teki Mykenai Akropolü’nde bulunması bunun kanıtlarıdır.” (Baltık
Ülkeleri, Pascal Lorot) |