Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sicilyalılar ile Afrikalı Müslümanlar arasındaki savaş neye mal oldu?

“Sicilyalılar ile Afrika Müslümanları arasındaki iç savaş Kelbîler’in yıkılmasına ve adada birliğin sona ermesine zemin hazırlamıştır. Palermo’nun şehir ileri gelenlerinin meydana getirdiği bir meclis, adanın geri kalan kısmının da mahalli asilzadeler tarafından idare edildiği kısa bir devreden sonra, Güney İtalya’yı işgal etmiş olan Normanlar hücuma geçti ve Sicilya’nın büyük bir kısmını zaptettiler. 1.Roger 1061 yılında Messina’yı ele geçirdi ve 1091 yılına doğru, hâlâ Müslümanların direndiği bazı ileri karakollar hariç, bütün adayı hakimiyeti altında aldı. 1194 yılına kadar devam eden Norman hakimiyeti devresinde kültürlü şehir halkının büyük bir kısmı Kuzey Afrika’ya ve Mısır’a göç etmiştir.

Araplar, doğuda fethettikleri memleketlerde uyguladıkları ilkeleri hemen hemen Sicilya’da da uyguladı. Arazi rejiminde ve toprağın taksiminde önemli sosyal değişiklikler yaptılar. Yaşayan Arapça yer isimleri kolonizasyonun yoğunluğunu göstermektedir. Aynı şekilde Sicilya şivesinde Arapça kelimelerin çokluğu, zirai alanda fatihlerin etkisini ortaya koyar. Araplar ada sakinlerine portakal, dut, hurma, şeker kamışı ve pamuk yetiştirilmesini öğretti. Kurdukları sulama sistemi tarım alanlarının genişlemesine zemin hazırladı. Bugün bile adada ve özellikle Palermo’da birçok çeşme kolayca fark edilebilen Arapça isimler taşımaktadır. Müslümanlar zamanında inşa edilen mimari yapıların hemen hepsi harap olmuştur. Yalnız adada yazılan Arapça kitaplardan bazı parçalar günümüze kadar gelmiştir. Sicilyalı Arap şairlerinin en büyüğü olan İbn Hamdîs’in (öl.1132) eserlerinin kopyaları ancak İspanyolca ve Süryanice çevirileri sayesinde elimize geçmiştir. Bu tahrip ve yok olmanın sebebi, kısmen kullanılan malzemenin dayanıksız olmasına, kısmen Normanların akının izleyen kültürlü sınıfın adayı terk etmelerine ve özellikle fatih Normanlar’ın bizzat yaptıkları tahribata bağlanır.

Normanlar kısa zaman sonra buldukları kültürü benimsedi ve birçok Arap ve Müslüman unsurlarını saraylarına aldılar. Müslümanlara kıymet verdiğinden dolayı dinsiz diye tanınan 2.Roger (1130-1154), Güney İtalya’daki seferlerine Arap birlikleri ve kale kuşatma elemanlarından yararlandı ve mimaride Arap-Norman üslubunu meydana getiren Arap mimarlarını kullandı. Palermo’da kraliyet Tirâz atolyelerinde dokunmuş olan 2.Roger’in şahane merasim elbisesi kûfi hatla yazılmış bir Arapça yazıyı ve 528 (1133-1134) hicri tarihini taşımaktadır. 2.Roger, Arap geleneğine uyarak sarayında şairleri bulunduruyordu. Daha sonraki yıllarda bir Müslüman antoloji yazarı, kralı metheden şiirleri toplamış ve şairleri bir imansızı övme zilletine düşmelerinden dolayı küçümseyerek ‘Allah onları kızgın ateşlerle dolu cehenneme atsın’ duasında bulunmuştur. Arap coğrafyacılarının en büyüğü olan İdrîsî, abidevi eserini Roger’in sarayında yazmış ve bu eser Norman kralına ithaf edildiği için Kitâb Ruccâr (Roger’in Kitabı) adıyla tanınmıştır. 1185 yılında Sicilya’yı ziyaret eden Endülüslü Müslüman seyyah İbn Cubeyr, 2.Guillaume’un (1166-1189) Arapça okuyup yazdığını söylüyor ve ‘kral mühim işlerine varıncaya kadar Müslümanlara güveniyor ve onlara dayanıyordu; mutfak işlerini yürütenler, .... vezirleri ile mabeyincileri Müslüman idiler’ diye ilave ediyordu. Yine bu seyyah Palermo Hıristiyanları’nın Müslümanlar gibi giyindiklerini ve Arapça konuştuklarını ilave etmektedir. Norman kralları hicri tarih ve Arapça ibareler taşıyan paralar bastırmaya devam ettiler, hatta başlangıçta bu paralar Arap tarsında basılıyordu. Resmi kayıtların çoğu, saray kayıtları da dahil, hâlâ Arapça tutuluyordu.

Normanlar’ı izleyen Suab Hanedanı devrinde Latince yavaş yavaş resmi dil olarak Arapça’nın yerini almıştır. Sicilya’da Arapça yazılan son vesika 1242 tarihini taşımaktadır. Fakat Arap kültürü hâlâ canlı idi ve 2.Frederik Devri’nde (1215-1250) büyük bir gelişme gösterdi ve Müslüman doğu ile ilişkileri sonucunda daha da kuvvetlendi. Manfred (öl.1266) zamanında bile Arap etkisini izleri görülüyordu ve 2.Frederik’in kurmuş olduğu Luccera Müslüman kolonisinde günde beş vakit ezan okunuyordu. Bununla beraber eski medeniyet ölüyor, 14.yüzyılın başlangıcından itibaren artık adada Arapça kullanılmıyor ve göç yahut din değiştirme nedeniyle İslamiyet yok oluyordu.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.171)