Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Fatımi Devresi ticaret ve sanayi bakımdan nasıldı?

“Fatımî Devresi ticari ve sanayi bakımından Nü Nehri’nin yahut bazı askeri gruplaşmaların sebep oldukları birkaç kıtlık müstesna müreffeh bir devir olmuştur. Başlangıçtan itibaren Fatımî Hükümetleri, imparatorluğun refahı ve kudretinin artması bakımından ticaretin önemini fark etmişlerdir. Ya’kub b. Kilîs, kendisinden sonra gelen hükümdarların da izleyecekleri ticari harekatı başlattı. Fatımîler’den önce Mısır ticareti sınırlı ve az kazançlı idi, Fatımîler, tarım faaliyetlerini endüstriyi ve Mısır mallarının ihracını teşvik etti. Diğer taraftan özellikle Avrupa ile Hindistan arasında ticari ilişkiler kurdular. Tunus’ta ortaya çıkmalarından itibaren İtalya’nın şehir cumhuriyetleri, özellikle Pize, Amalfi ve Venedik ile anlaşmalar yaptılar. Mısır’dan batıya büyük ölçüde ticari eşya naklediliyor ve Mısır gemileriyle tüccarlar İspanya’ya kadar gidebiliyordu. Fatımîler’in başlıca iki limanı, İskenderiye ve Trablusşam dünyanın önemli birer pazarı haline gelmişti. Fatımî donanması Doğu Akdeniz’in hakimiyetini ele geçirmişti.

Fatımîler doğuda Hindistan ile ilişkilerini artırdı ve hakimiyetlerini yavaş yavaş Kızıldeniz’in iki sahiline kadar yaydılar. Yakındoğu’nun Hindistan ticaretini Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e ve özellikle Sudan sahilindeki büyük Fatımî limanı Aidhâb’a çevirdiler. Fatımîler’in Bizans ve İslam devletleri ile olan ticaretleri fazla önem taşımıyordu. Mısırlı tüccarın gittiği her yerde bir İsmaili misyoneri onları yakından takip ediyordu. Kısa zaman içinde aynı fikirlerin tohumu İspanya ve Hindistan Müslümanları arasında da yeşermeye başladı.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.162)