Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İran’da ortaya çıkan hareketler

“Bunlar köken olarak Abbasileri ortaya çıkaran hareketlere dayanıyordu. Abbasi İhtilali Emeviler’e muhalif olan unsurların ittifakıyla meydana çıktı; bu unsurlar Arap ve İranlı Müslüman muhalifler ile İranlı aristokrasi ve aşağı sınıftan olan topluluklardan oluşuyordu. İhtilalin başarıya ulaşmasından sonra ittifak bozuldu ve taraftarları başarısızlın verdiği hayal kırıklığıyla birbiriyle olan eski mücadelelerine döndü. Abbasi zaferinin asıl mimarı olan Ebu Müslim, ikinci Abbasi halifesi el-Mansur tarafından öldürüldü. Hareketin diğer şefleri de aynı akıbete maruz kaldı. Halifeler, İranlılar ve özellikle Horasanlılar’ın desteğinden yararlanmaya devam ediyorlardı, fakat Ebu Müslim ve benzerlerinin yerine aristokratik Bermeki Ailesi iktidarı ele geçirdi.  Birkaç halife devrinde devlet idaresinde üstün bir rol oynadılar ve eski İranlı idareci sınıfın da hükümeti desteklemesini sağladılar. Halkın memnuniyetsizliği İran’ın çeşitli bölgelerinde köylülerin yardımıyla birtakım dini hareketler şeklinde kendini gösterdi. Belirli bir noktaya kadar bu hareketler milliyetçi karakter taşıyordu, çünkü karşı çıktıkları rejim onlarca hâlâ Arap olarak telakki ediliyordu; muhalefet hareketinin altında yatan dini ideoloji İran kökenliydi, fakta Zerdüşti değildi. İran Devleti’nin eski dininin gerçek taraftarları ve yönetici sınıfın mensupları idare ile bir süre için bütünleşti ve ancak Me’mun’un hilafete geçişinden (813-833) sonra İranlı prensler Doğu eyaletlerinde bağımsız beylikler teşkil ederek istiklal hususunda kendi hareketlerini başlattılar. Bu isyancıların dini ilhamı, Sasani monarşisine karşı aşağı ve orta tabakaların birleştiği İslam öncesi eski İran sapık düşüncelerinden geliyordu. Bunların en önemli mürşitleri 4.yüzyılda az kalsın Sasani İmparatorluğu’nu yıkacak olan Mezdek idi. Her ne kadar Hüsrev Anuşirvan isyanı kanlı bir şekilde bastırıldı ise de onun hatırası köylü halk arasında canlı olarak kaldığı gibi, doktrini de Emeviler devrinin sonunda başlayan ve Abbasi hilafetinin başlangıcında da devam eden dini hareketlerin oluşumunda önemli bir rol oynadı. Ebu Müslim’e ihanet eden halifelere karşı onun intikamcıları ve mirasçıları olarak ortaya çıkan İranlı asiler de onun hatırasını canlı tuttu. Bu hareketler ilk zamanlar İran kökenli inanca bağlı kaldı. Daha sonra Mezdek ve aşırı Şii prensiplerinin birleştirildiği bir görüş ortaya attılar. Samimi Zerdüştiler ya bir kenarda sessiz kaldı ya da açıkça bir düşmanlık göstermedi.

Bunlardan ilk defa ismi geçen 749 yılına doğru Nişabur’da ortaya çıkan ve peygamber olduğunu iddia eden eski bir ZerdüştiBihâferid idi. Onun geçmişi hakkında, birkaç yıl muhtemelen ticaret maksadıyla Çin’de kalmasından başka fazla bir şey bilmiyoruz. Ona karşı koyma, bu harekete ilgisiz kalan Müslümanlardan değil samimi Zerdüştiler’den ve özellikle din adamlarından geldi. Bunlar Abbasiler’den Bihâferid’e karşı yardım istedikleri gibi onun iki yıl içinde mağlup edilmesinde de önemli rol oynadılar.

Ebu Müslim’in ölümü bir karışıklığa sebebiyet verdi. Taraftarları arasında çok aşırı olanlar genellikle onun ölmediğini, gizli bir yerde yaşadığını ve halkın arasına döneceğini iddia ederek bir seri köylü ayaklanmasını kışkırttı. 755 yılında büyük bir ihtimalle Neşâbur taraflarında bir köyden gelmiş olan eski arkadaşlarından ve muhtemelen Mezdek olan Sunbâz, Zerdüştiler’in ve Müslümanların bulunduğu Doğu İran köylü sınıfını saflarına kazanan bir isyanın başına geçti. Hareket genişledi ve onun taraftarları birçok şehri işgal etti. Arap kaynakları Sunbâz’ın taraftarlarının 90 veya 100 bine ulaştığını belirtir, fakat Mansur’un ordusu onu yenmeyi başardı. İki yıl sonra Ebu Müslim’in ajanlarından İshak el-türki’nin idaresinde aynı şekilde bir isyan patlak verdi fakat bu isyan da bastırıldı. İshak’a Türk denmesi, Orta Asya Türklerine propagandacı olarak gönderilmesinden ileri gelmektedir. 767 yılında Ustâzsis, Horasan’da imparatorluğun güvenliğini tehlikeye sokan bir isyan çıkardı.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.145)