Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İslam’da mezhep isyanları

“Abbasi Hanedanı’nın hilafeti ele geçirmesini takip eden yüzyıllar boyunca Yakın ve Ortadoğu’nun süratli bir şekilde iktisadi gelişmesi, imparatorluğun sosyal bünyesinde kurulu düzene karşı memnuniyetsizlik hareketleri ve açık isyanlar haline gelen bir seri huzursuzluklara ve gerginliklere yol açtı.

Bu hareketlerin kökeni ekonomik, sosyal ve bazen de milliyetçilik rengini taşıyordu. Nedenleri ve koşulları farklı olmasına rağmen hemen hepsi dini hareket olarak ortaya çıkıyordu. Bir memnuniyetsizlik yahut çıkar çatışması, İslam’da vasıtası mezhep, aracısı misyoner ve lideri de Mesih yahut onun temsilcisi olan bir grup meydana getiriyordu. Fakat arkasında entrikacı kimselerin saf müminleri aldatmak için kendi geçek maddi amaçlarını gizledikleri bu sosyal hedefli din sapıklıkları paravana olarak nitelendirmek, tarihi gerçekten saptırmak olarak olacaktır. Medine’de doğan ve Doğu’nun eski monarşileri tarafından beslenen İslam Devleti teoride ve halkın anlayışına göre dini temellere dayanıyordu. İktidarın ve kanunun kaynağı olan Allah tek ve hükümdar yeryüzünde onun temsilcisiydi. İmam, kurulu düzenin resmi amentüsü, kült ise hüviyetinin ve birliğinin dış görüntüsü, bunları tasdik baştan savma olsa bile bağlılığın işareti ve yeminiydi. Dinde doğru yol mevcut düzenin kabulü anlamına geliyordu; onu tenkit veya ret sapıklık yahut dini terk etme manasını taşıyordu.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.143)