Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Parçalanmanın ekonomik yansımaları

“Diğer bölgelere gelince, halife, arada sırada vergilerin ödenmesi, mahalli hanedanların cuma hutbelerinde adının zikredilmesi ve paralarda adının bulunması şeklinde görülen bağlılıklara razı olmak zorunda kaldı.

Bağdat’ın bölgeden geçen ticaret yollarının kontrolünü elinde tuttuğu sürece siyasi parçalanma, ekonomik ve kültürel hayatın gelişmesine engel olamadı, hatta bu gelişmeye yardım bile etti denebilir. Bir müddet sonra çok tehlikeli gelişmeler oldu ve halifenin otoritesi merkezde bile zayıfladı. Sarayın aşırı lüks düşkünlüğü ve bürokrasinin lüzumundan fazla ağır basması maliyenin bozulması ve paranın değerinin düşmesi şeklinde sonuçlandı. Daha sonra bazı maden yataklarının tükenmesi yahut istilacılar tarafından işgal edilmesi durumu daha da ağırlaştırdı.

Halifeler, devletin arazilerini merkezi hükümete belirli bir para ödeyen ve kendi birlikleri ile memurlarının maaşlarını veren bölge valilerine kiraya vererek bu duruma bir çare buldu. Bu kiracı valiler, kısa zaman sonra imparatorluğun gerçek hakimleri haline geldi ve çabucak askeri şefler olarak ortaya çıktı. Mu’tasım (833-842) ve Vâsık’tan (842-847) itibaren halifeler, kendi arzularına göre hassa birliklerinin ve muhafız alaylarının kumandanları üzerindeki bütün otoritelerini kaybetti. Kumandanlar ve muhafız birlikleri genellikle Türk memlüklerinden meydana geliyordu. 935 yılında merkezde bulunan kumandanın üstünlüğünü göstermek için Emiri’lümeralık makamı oluşturuldu. 945 yılında, Batı İran’da bağımsızlığını kazanmış olan İranlı Büveyhiler Bağdat’ı işgal etti ve halifenin otoritesinin son izlerini de silip süpürdü. Bu tarihten itibaren halifelerin kaderi genellikle İranlı ve Türkler’den meydana gelen ve maiyetlerindeki birlikler sayesinde hüküm süren saray nazırlarının elinde kaldı. Her ne kadar halife hâlâ İslam’ın din ve devletin yahut daha doğrusu ikisinin karışmasından meydana gelen düzenin en üstün hakimi olarak kabul ediliyor ise de artık onun gerçek iktidarı ortadan kalkmış ve halife vali veya kumandan tayininde, yalnızca mevcut olan bir durumu resmen tasdikle yetinmiştir.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.137)