|
|
İranlılar hangi mezhebi benimsedi? “Bekleneceği gibi mevâli (İranlılar ve diğerleri) Şiiliğin en aşırı ve uzlaşmaz kollarını benimsedi ve ona Hıristiyan, Yahudi ve İranlı atalarından kalan birçok yeni dini kavramlar ilave etti. Bunların belki de en mühimi Mehdi kavramı idi. Mehdi başlangıçta siyasi lider olarak ortaya çıktı, fakat hızla Mesihi dini taklit şeklide gelişti. Bu doktrinin karakteristik ilk ortaya çıkışı, Hz. Ali’nin Fâtima’dan başka bir hanımından doğan oğlu Muhammed b. el-Hanefiyye adına Muhtar’ın 685-687 yılları arasında Kûfe’deki isyanıdır. Muhtar başlangıçta mevâliye başvurdu. Bir Müslüman tarihçinin şu görüşünü kaydetmek ilgi çekicidir. Araplar, ‘Bütün bu topraklarla birlikte tanrının bize lütfetmiş olduğu ganimetimiz mevâlimizi ayaklandırdığı için Muhtar’a kırgın idiler. Muhammed b. el-Hanefiyye’nin ölümünden sonra taraftarları onun gerçekte ölmediğini ve Mekke yakınındaki dağda gizlendiğini ve sırası gelince dünya üzerinde adil bir idare kuracağını etrafa yayıyordu. Muhtar’ın isyanı kana bulandı, fakat onun tarafından yayılan Mesihi İdeali kök saldı. Emevi hilafetinin sonuna kadar Fatıma’dan olduğu gibi Muhammed b. el-Hanefiyye’den gelen Ali evladından (yahut Ali’nin soyundan geldiğini iddia eden yalancılar) birçok kişinin her biri İslam’ın meşru hükümdarının kendisi olduğunu ilan ederek Müslümanların yardımlarını istiyorlardı. Birbirini takip eden Mesihi isyancılar eskatolojik belirsizlikler içinde kayboluyorlardı ve onların macera ve başarısızlıkları Mehdi efsanesini yeni ilavelerle zenginleştiriyordu. Genellikle Fatıma’nın soyundan gelen hilafet davacıları Şia içinde memnun olmayan Araplar’ın desteğiyle ılımlı bir parti teşkil ettiler. Muhammed b. el-Hanefiyye’nin soyu ise harekette olduğu gibi dini hususlarda da aşırı bir şekilde harekete geçti ve Mevâli’nin artan hıncını ortaya çıkardı.” (Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.105) |