|
|
Şiiliğin güçlenmesi “Mevâli’nin sayısı o kadar süratle çoğalıyordu ki, kısa zaman sonra sayıca Araplar’ı aştılar. Mevâli’nin ordugah şehirlerinde büyük kitleler halinde yerleşmesi huzursuz ve tehlikeli bir şehirli nüfusu meydana getirdi. Bunlar, artan siyasi önemlerinin, kültür üstünlüklerinin ve askeri seferlerde artan paylarının bilincinde idi. Onların esas şikayetleri ekonomik durumdan ileri geliyordu. Arap devletinin yapısı, vergi veren ve Müslüman olmayan çoğunluğu idare eden Arap azınlığı ilkesi üzerine kurulmuştu. Mevâli’yi Araplar ile ekonomik bakımdan eşit seviyeye getirmek, hazinenin gelirlerinin azalması ve sonu iflasla bitebilecek surette masrafların artması demekti. Bu ancak tam bir ayrılma ile sonuçlanabilirdi. Yönetici sınıf ile mevâli arasındaki ayrılık her ne kadar Arap ve Arap olmayan unsurlar arasında ırkî engellerle ortaya çıkıyor ise de aslında milli bağlardan ziyade ekonomik ve sosyal düzenden ileri geliyordu. Irak ve Bahreyn’in Divan’a kaydolmamış fakir Arapları mevâliye boyun eğmek zorunda kaldı ve onların ıstırabını paylaştı. İran’ın eski toprak asilzadelerinin çoğu yeni rejimi kabul etmişti. Mevali’nin kırgınlığı Şia (Şi’atu Ali, Ali’nin partisi) adıyla bilinen bir hareketle dini bir izah buldu. Şiilik başlangıçta Ali’nin ve onun soyundan gelenlerin halifelikteki iddialarını destekleyen ve tamamıyla Araplar’dan meydana gelen siyasi grubun hareketiydi. Merkezin Kûfe’ye sonra Emeviler7in emriyle Suriye’ye nakli Şiiliye Iraklılar’ın mahalli yurtseverliğinin de desteğini sağladı. Hareketin gerçek yayılması Kerbela Faciası’ndan sonra başladı. O zaman Arap partisi olarak mağlup olunca zaferi bir İslam mezhebi olarak aradı. Şii propagandacıları memnun olmayan kitleye ve özellikle mevâliye büyük bir başarıyla seslendiler. Hz.Muhammed’in soyundan meşru halef fikri mevâliye Araplar’dan daha uygun geldi. Şiilik esas itibariyle Sünni doktrini benimseyen devlete ve yerleşik düzene karşı dini terimde ifadesini bulan bir muhalefet oldu. Bu muhalefet Arap olmayanlarla sınırlanmadı. Ordugah şehirlerinde ve özellikle Kûfe’de –ihtilalci Şiiliğin beşiği- Araplar başlangıçta önemli rol oynadı. Bunlar Şiiliği İran’a sokanlardır. Kûfe’nin kolonisi olan Kum garnizon şehri Şiiler’in başlıca kalelerinden biri haline geldi. Şiilik vasıtasıyla ortaya çıkan muhalefet Araplara karşı milli bir ihtilalden ziyade Arap aristokratlarına, onların kanununa, devletine ve hafiyelerine karşı sosyal bir ayaklanma idi.” (Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.103) |