Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Araplar’ın Arabistan dışında toprak edinmeleri

“Emeviler’in iktidara geçmesinden önce Araplar, Arabistan dışında arazi elde etmeye başlamışlardı. Muaviye’den itibaren bu mülk sahiplerinin sayısı gittikçe çoğalıyordu. Bu arazi edinme iki şekilde oluyordu: Arap olmayan arazi sahiplerinden satın almakla ve Arap hükümetinden elde edilen imtiyazla. Yeni İslam devletine Bizans ve Sasani imparatorluklarından geniş topraklar kalmıştı. İmparatorluk ordularıyla Müslümanların önünden kaçan Bizanslı büyük arazi sahiplerinin terk etmiş oldukları geniş mülkler buna ilave ediliyordu. Bu mülkler ve işlenmeyen topraklar Müslüman hukukçuların mevât yahut ölü topraklarını meydana getiriyordu. Bunların işletilmesini ve vergilerinin toplatılmasını garanti altına almak için halifeler, kendi aile fertlerinin yahut nüfuzlu Araplar’ın faydalandıkları Kata’î adı verilen imtiyazlı çiftlikler teşkil ediyorlardı. Bu çiftlik kiralamaları Bizans’ın emphyteusis sisteminden ilham alınarak meydana getirilmiştir. Bu sistem, toprağın belirli bir süre zarfında işletilmesi, vergi gelirlerinin toplatılması ve hükümete ulaştırılması mecburiyetini de içeriyordu.

Arap olmayan arazi sahipleri ve köylüler bile eski rejimden kalan vergilerden daha çok vergi ödemeye mecbur edildiler. Müslüman Arap arazi sahipleri yalnız öşr ödemekle mükelleftiler. Kata’înin sayısı kısa sürede çoğaldı ve çok verimli toprakların bulunduğu geniş bölgeleri kapladı. Kata’î alınıp satılabiliyordu; sonuçta özel arazi haline geldiler. Kata’înin kiracıları devamlı olarak arazilerinin başında bulunuyor, Emsâr ve merkezde oturuyor ve işleri  yerli kiracılar yahut yarı köle işçiler yürütüyordu.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.100)