Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Mu’tasım emretti: Türkler Türkle evlenecek, başkasıyla düşüp kalkmasınlar!

“Ya’kûbî, Mu’tasım’ın Türkler’e verdiği önem ve Samarra’yı kurması münasebetiyle şunları söyler:

‘Mu’tasım ağabeyisi Me’mun zamanında Semerkand’a Nuh b. Esed’in yanına Türk kölesi satın almak için adam gönderirdi...

Ben her sene ona bir miktar köle getirirdim. Böylece, Me’mun’un sağlığında onun üç bin kadar Türk memlûku (gulamı) toplandı. Hilafet kendisine geçince Türkleri toplamakta ısrar etti.

Bağdat’ta halkın elinde bulunan Türk kölelerinden bir kısmını satın aldı. Bağdat’ta satın aldığı köleler arasında Nu’aym b. Hâzım’ın memlûku Eşnâs, Sellâm b. Sehl’in memlûku Inak, Al el-Nu’aym’ın memluku zırhçı Vasîf, Zü’l-Riyaseteyn Fazl b. Sehl’in memluku Sîma em-Dımaşkî vardı.

Arapça bilmeyen bu Türkler hayvanlarına binip sürdükleri zaman sağlarındaki ve sollarındaki halka çarpıyorlar, ayak takımı onların üzerine hücum edip bazılarını dövüyor, bazılarını öldürüyordu.

Kanları heder oluyor, kendilerine tecavüz edenlere bir şey yapamıyorlardı. Bu durum, Mu’tasım’ın canını sıktı. Bağdat’tan çıkmaya karar verdi... Sonra avlanmak için çıktı. Gezerken Samarra’nın bulunduğu yere vardı...

...Samarra’yı inşa ederken Türkler’in kesimlerini (iktâlarını) bütün diğer insanların kesimlerinden ayırdı. Onları başkalarından ayrı yerlere yerleştirdi, müvelledlerden (Arap Acem melezlerinden) hiçbir grupla düşüp kalkmıyorlardı.

Onlara sadece Ferganalılar komşu oluyordu. Eşnas ve adamlarına el-Kerh denilen kesimi ayırdı. Onun yanına bazı Türk kumandanları ile devlet adamlarını verdi. Ona mescitler ve çarşılar yapmasını emretti. Hakan Urutc ‘Artuk’a) ve arkadaşlarına el-Cevsak el-Hakâni’yi takip eden yerleri ayırdı.

Adamlarını etrafında tutmasını ve halkla haşır neşir olmalarına izin vermemesini emretti. Vasif ve adamlarına el-Hayr denilen yerden sonraki kesimi ayırdı. Burada uzun bir duvar inşa ederek adına el_hayr Duvarı dedi.

Bütün Türkler’in ve Arapça bilmeyen Ferganalılar’ın kesimleri (iktâları) çarşılardan ve kalabalıktan uzakta, geniş caddelerle, uzun mahallelerle ayrıldı. Kesimlerinde ve mahallelerinde onlarla düşüp kalkan yabancı kimseler bulunmuyordu.

Sonra Türk cariyeler satın alıp ve Türkleri onlarla evlendirdi. Çocukları yetişinceye kadar onların müvelledlerle (melezlerle) evlenmelerini ve sıhriyyet kurmalarını yasakladı. Çocukları yetiştikten sonra birbirleriyle evleneceklerdi.

Türkler’in cariyeleri için devamlı tahsisatlar ayırıp adlarını divanlara (maaş defterlerine) kayd ettirdi. Bu Türkler’den hiçbirisi karısını boşayamıyor ve ondan ayrılamıyordu.

Eşnas el-Türkî için şehrin en batı kesimini ayırınca, adamları için de onun yanında yer ayırdı. Bu yere Kerh adını verdi. Eşnas’a tüccarların onlarla komşu olmalarına mani olmasını, müvelledlerle arkadaş olmalarına müsaade etmemesini emretti...

Samarra’nın dördüncü caddesi Bergamış el-Türkî Caddesi adını taşıyordu. Burada Türkler’in ve Ferganalılar’ın kesimleri bulunuyordu. Türkler’in mahalleleri ayrı, Ferganalılar’ın mahalleleri ayrıydı.

Türkler kıble tarafındaki mahallelerde, Ferganalılar onların hizasında kuzeydeki mahallelerde oturuyorlardı. Her mahalle birbirinin hizasındaydı. Onlara kimse karışmıyordu. Türkler’in evlerinin ve kesimlerinin doğudaki en uç kısmı Hazarlar’ın kesimleri (iktâları) ile sona eriyordu. Bu cadde sonraları Vasif ve adamlarına geçen Afşin’in uktâlarının yanındaki el-Mâtire’den başlıyor, Vâdi İbrahim ile bitişen vadiye kdar uzanıyordu. Beşinci cadde Salih el-Abbasi Caddesi tanınır... Burada da Türkler’in ve Ferganalılar’ın kesimleri vardır. Türkler ayrı Ferganalılar ayrı mahallelerde oturur.’

Burada bahsedilen Ferganalılar da Türk olmalıdır.”

(E.İhsanoğlu, R.Şeşen, Araplarla Türkler’in İlk Temasları, İki Tarafın Bakış Açısından Türk-Arap Münasebeti, s.24-25)