Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Arap teorisyenlerine göre Arap kimdir?

“Arap milliyetçiliği teorisyenlerine göre, Araplar sınırları belirli bir bölgede yaşayan, Arapça konuşan ve geçmiş Arap şanının hatırasını yüceltenlerden oluşmuş, Avrupai anlamda bir millettir. Bu sınırların nereden geçtiğine dair çeşitli görüşler vardır. Bazılarına göre, Arap bölgesi yalnız Güneybatı Asya’nın Arapça konuşulan elkelerini içine alır. Diğerleri Mısır’ı da buna katar; bu husus tartışmalıdır, çünkü birçok Mısırlı, milliyetçiliği yalnızca Mısır çerçevesinde düşünürdü. Birçokları Fas’tan İran ve Türkiye sınırlarına kadar bütün Arapça konuşulan ülkeleri Arap milletinin sahası sayar. Halk dilinde ‘Arap’ kelimesinin ‘bedevi’ manasına kullanılmasına rağmen, bu görüş noktasından, yerleşik ve göçebe Arap arasındaki sosyal engelin artık önemi kalmaz. Dini inancın uzun zaman hakim bulunduğu bir toplumda din engelinin bertaraf edilmesi daha güçtür. Hareketin sözcüleri her ne kadar vakayı kabul etmezlerse de, birçok Arap, Arapça konuştukları halde Arap dinini ve dolayısıyla bu dinin beslediği medeniyetin büyük bir kısmını reddedenleri Araplık dışında bırakır. Özet olarak Arap terimi, ilk olarak M.Ö.9.yüzyılda ortaya çıkar ve Kuzey Arabistan çölündeki Bedevileri tarif için kullanılır. Civar ülkelerin yerleşik halkı arasında, terim birçok yüzyıl bu anlamı ifade eder. Yunanlar ve Romalılar bu terimi vahaların yerleşik halkına ve güneybatıdaki nispeten ileri medeniyeti içine almak üzere, ilk defa olarak, bütün yarımadaya genelleştirir. Yerleşik ve göçebe Araplar’ın ortak dili Arapça adını taşımasına rağmen, terimin bizzat Arabistan’da hâlâ göçebelere özgü kaldığı sanılır. Adı geçen terim, İslam fetihlerinden sonra ve Arap İmparatorluğu devrinde, Arapça konuşan idareci fatihler sınıfını egemenlik altına almış kavimler kütlesinden ayırt ederdi.”

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.21)