Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ebu Bekr’in devri

“Başlangıçtan itibaren Ebu Bekr otoritesini birçok önemli konuda Arap kabile şeflerinden farklı olarak kullandı. Yalnız cemaatin değil, bütün bir bölgenin yürütme yetkisini ve bir orduyu elinde bulunduruyordu. Hilafete geçtikten sonra ortaya çıkan durum siyasi ve askeri bir hareketi gerektirdiğinden Ebu Bekr zamanla halifelik kurumunun önemli bir yönüz olan siyasi ve askeri otoriteyi benimsedi. İki yıl sonra ansızın vefatında, her hususta zaten büyük yardımcısı olan Ömer, , ciddi bir muhalefetle karşılaşmaksızın onun yerine geçti. Yeni rejim her şeyden önce kabileler arasında ortaya çıkan ve Ridde adıyla bilinen hareketi önlemek zorunda kaldı. Bu tabir dinden dönmeyi ifade ediyor ve tarihçilerin, dini önemi sebebiyle abartılı bir şekilde anlattıkları olayların başka bir şekilde ortaya çıkışını gösteriyor. Kabilelerin Ebu Bekr’in halifeliğini kabul etmek istemeleri onların putperestliğe dönüşü değil, fakat anlaşma yapmış taraflardan birinin ölümü ile daha önce yapılmış siyasi bir anlaşmanın otomatik olarak yürürlükten kalkmasıydı. Medine’ye çok yakın olan kabileler Müslümanlığı kabul etmişti; onların ümmet ile öyle ortak menfaatleri vardı ki, ayrı tarihleri yazılmamıştı. Hz. Muhammed’in ölümü, uzaktaki kabileleri Medine’ye bağlayan bağları kopardı; hareket hürriyetlerini tekrar elde ettiler ve katılmadıkları Ebu Bekr’in halife seçilmesiyle kendilerini bağlı hissetmeyerek Medine ile olan anlaşmayı feshettiler ve vergiyi ödemekten vazgeçtiler. Medine’nin hakimiyetini yeniden kurmak için Ebu Bekr yeni anlaşmalar yapmak zorunda kaldı. Komşu kabileler bu anlaşmaları kabul ettikleri halde uzaktakiler buna yanaşmadı. Ebu Bekr Medine’den ayrılmış kabileleri tekrar hakimiyeti altına almak için kuvvete başvurmak zorunda kaldı”.

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.76)