Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Muhammed kimi halef tayin etmişti?

“Sasani İmparatorluğu ile Bizans arasındaki son savaşlar 602 ve 628 tarihlerini taşımaktadır. Bizanslılar son savaşta galip gelmişti, fakat her iki devlet de Arabistan Çölü’nden çıkacak olan tehlikeye karşı oldukça yıpranmış ve çok zayıflamışlardı.

Hz. Muhammed’in ölümü, genç İslam cemaatini idari bir krizin içine itmişti.  Peygamber, halefinin tayini hususunda bir karar vermemiş, ayrıca kritik bir geçici devrede otorite sağlayacak kabile meclisi şeklinde bir meclis de kurmamıştı. Sadece Allah’ın buyruğunu izah etmekle yükümlü olan Hz. Muhammed, sağlığında nasıl bir arkadaşını bu işe tayin eder yahut bir halef gösterebilirdi? Şii geleneği daha sonraları, peygamberin amcası oğlu ve kızı Fatıma’nın kocası Ali’yi halef tayin ettiğini iddia eder ki, bu asla doğru değildir.

Meşru halef tayin etme fikri bu devirde Araplara yabancıydı. Eğer Hz.Muhammed’in bir oğlu dahi olsaydı olayların gelişmesi bundan farklı olmayacaktı. Hz. Musa misali de bu hususu desteklemektedir. Şeyhin aynı aileden seçilmiş olması mecburiyetinin de pek az tesiri olmuş gibi görünmektedir. Birden fazla kadınla evlenmenin mevcut olduğu böyle bir cemiyette damat Ali’nin veya kayınpeder Ebu Bekr’in hak iddialarının da pek az ağırlığı olabilirdi. Araplar sadece kendilerine yol gösterecek yeni kabile şefinin seçimi âdetine sahiptiler. Medineliler Hazrec kabilesinden birini seçmek isteyerek İslamiyeti tam manasıyla hazmedemediklerini gösterdi.

Bunalım Ebu Bekr, Ömer ve Ebu Ubeyde’nin kararlı tutum ve hareketleriyle atlatıldı. Bu üçü bir çeşit hükümet darbesi ile Ebu Bekr’i peygamberin tek halefi olarak İslam cemaatine kabul ettirdi. Ertesi gün Mekkeliler ve Ensâr bir emri vaki karşısında kaldıklarını görerek istemeyerek durumu olduğu gibi kabul etti. Ebu Bekr halife yahut peygamberin vekili unvanını aldı. Onun halife seçilmesi büyük tarihi kurum olan halifeliği başlattı. Seçmenler bu kurumun daha sonraki fonksiyonu ve geçireceği değişmeler hakkında bir fikir sahibi değildi. Onun seçilmesinde tek şart, peygamberin mirasını dokunulmadan korumaktı”.

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.74)