Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Batı’nın Muhammed’i algılayışı nasıldı?

“Orta Çağ polemik ve hiciv yazarlarındaki yanlış ve kaba tanıtmalardan Voltaire’nin Mahomet adlı eserinde tasvir olunmuşlaik şahsa kadar, Batı’nın da bir Hz. Muhammed efsanesi vardı. Batı’da Orta Çağ Mahound’u başlangıçta Apollyon ve Termagant ile birlikte kutsal olmayan bir üçüzlü olarak ibadet gören bir çeşit şeytan veya sahte ilah iken, sonraları önemli bir Râfızî haline geldi. Dante ona, ‘Seminator di scandalo e di scisma’ sıfatıyla, Cehennem’de müstesna bir yer ayırır. Reform hareketini izleyen dönemde de, o kurnaz ve menfaatçi sahtekar sayıldı. Batı’da Orta Çağ süresince pek yaygın bir efsane de, Haz Muhammed’i, papa seçilemediği için yalancı peygamber hüviyeti altında kendine bir başka hayat yolu çizmiş hırslı ve kırgın bir Roma kardinali olarak tasvir eder. Batılı din düşmanlığının son izlerine, bazı modern bilim adamlarının eserlerinde sayfa altı notlarına sıkıştırılmış bir şekilde, hâlâ rastlanır.

Modern tarihçi, İslamiyet gibi büyük ve anlamlı bir hareketin menfaatçi bir sahtekâr tarafından başlatıldığına inanmaz. O, Allah’ın veya Şeytan’ın yardımını peşinen kabul eden, sırf tabiatüstü bir izah tarzıyla da yetinmez. Bugünkü tarihçi, daha çok, Gibbon’un dediği gibi, yeni dinin ‘hızlı gelişmesinin aslî değil, tali sebeplerinin neler olduğunu, yerinde bir saptamayla’ araştırır. Hz. Muhammed yeni bir hareket yaratmaktan çok, devrinin Arapları arasında mevcut bulunan cereyanları canlandırıp bunlara başka bir yön vermiştir. Vefatını bir çöküşün değil, fakat yeni bir faaliyet hamlesinin takip etmiş olması, onun peygamberliğinin büyük bir siyasi, sosyal ve ahlaki ihtiyacı cevaplandırdığını gösterir. Birlik ve genişleme özlemi, daha önce, kısa ömürlü Kinde İmparatorluğu’nda ilk ve başarısız bir görünüm olanağı bulmuştu. Yüksek seviyeli bir dine duyulan ihtiyaç Museviliğin, Hıristiyanlığın ve daha da belirli olarak Arap Hanifleri Hareketinin yayılmasın neden olmuştu. Peygamberin sağlığında bile, yarımadanın başka taraflarındaki Arap kabileleri arasında bir sürü yalancı peygamber ortaya çıktı; bunların faaliyeti kısmen onu taklit içindi, kısmen de İslamiyet’e paralel bir gelişmeydi.

Hz. Muhammed, Arap milli uyanış ve yayılışının gizli kuvvetlerini harekete geçirmişti. Bunu tamamına eriştirmek vazifesi başkalarına kaldı”.

(Uygarlık Tarihinde Araplar, Bernard Lewis, Pegasus Yayınları, s.68)